Bugün hangi kalbur üstü kitapçıya gitseniz, 'iş-yönetim' bölümüyle
karşılaşırsınız. O raflarda şirket ve insan yönetmenin 'sırlarını'
deşifre eden kitaplar yer alır. Bundan 11 yıl önce, Üzeyir Garih'in
'Deneyimlerim 1' adlı kitabı tesadüfen elime geçtiğinde ise söz
konusu alan çorak bir ülke gibiydi.
Elbette Garih’ten önce de bazı patron ve yöneticiler iş anılarını
kaleme almışlardı. Ancak bunların hiçbiri, '2, 3, 4' diye devam
edecek olan 'Deneyimlerim' serisi gibi kapsamlı ve sistematik değildi.
1984'te İTÜ'nün 'Fahri Doktor' ünvanı verdiği Üzeyir Garih'in 163
sayfalık kitabını 1990 sonbaharında okuyup bitirdiğimde neler
düşündüğümü hatırlıyorum: 'Bu alan çok gelişecek...'
Dr. Garih'in 'gayri resmi' hocam olarak enjekte ettiği ilgiyle
yönetim kitapları aramaya giriştim. Önce İngilizce'den okudum.
Ardından bir iki yerli kitap buldum. Bir yıl sonra, Eylül 1991'de
postadan Üzeyir Garih imzalı, 'Deneyimlerim 2' çıktığında ise
çocuklar gibi sevinmiştim.
Konu beni o kadar çok sarmıştı ki gazetelerin (önce Milliyet,
ardından Sabah) 'insan kaynakları' ilavelerinde 'yönetim' eksenli
birçok yazı yazdım. Ben iktisatçı değildim ama zaten 'yönetim' de
sadece ekonomiye ilişkin bir kavram değildi. Spordan siyasete,
aileden eğlenceye insanın olduğu her yerde 'yönetim' de vardı.
Yukarıda 'Ailede yönetim' demem kimseyi şaşırtmasın: Üzeyir Garih ve
İzhak Alaton, sıkı iş 'yoldaşlıklarına' karşın, eşlerini
birbirleriyle görüştürmezdi! 'Birçok ortaklık eşler arasındaki
kıskançlık ve dedikodudan batmıştır' diyordu Dr. Garih. Ne engin bir
tecrübe!
* En kıymetli eleman, terfi edeceği mevkii yaratabilendir.
* İnsanlar gösterişten hoşlanır. Başarı (makam ve para) çevre
tarafından bilindiği ölçüde motivasyon unsuru olur. Gizli ödüllerin
verdiği tatmin sınırlıdır. Motivasyonu kırılan kişi ise amirinin
gelişmesine (belki hemen farkına varılmayan) en güçlü frendir.
* Holdingin klima mühendisliğinden yetişmiş yöneticisinin klima
konusuna uzman gözüyle bakması büyük tehlikedir. Çünkü aradan yıllar
geçmiş, teknoloji gelişmiş, yöneticinin bilgisi ise eskimiştir.
Uzmanlar işlerine karışan bu yöneticiyi istemeye istemeye dinleyip,
çoğu kez kerhen de olsa dediklerini uygular. Ve sonuç daima verimsiz
olur.
* Üst düzey yöneticinin çevresinde; onun ağzından çıkan her sözde
keramet arayan, zekiden çok kurnaz, uyanık, çıkarını bu şekilde
ayarlayan bir insan çemberi oluşur. Bu çember zamanla daralır ve
yöneticiyi istediği istikamete yönlendirir. O yöneticinin artık sonu
gelmişti...
* Yönetici masasının üzerinde tek bir dosya veya evrak bulunmalıdır.
Sonradan bakacağı evrakı masasında bekletmez; klasöre koydurur.
Yönetici masasında sadece; randevu ajandası, telefonla konuşacağı
kişilerin listesi ve bilgi notu defteri durur. Biblolar, fotoğraflar,
oyuncaklar vs. bir büfeye konabilir.
* Tepedeki kişinin şirkette birkaç basamak alt düzeydeki kişilerle
temas ederek bilgi alması ne kadar doğru ve doğalsa, kademeleri
atlayarak talimat vermesi o kadar yanlıştır.
* Dikkat: Çoğu iyi niyetli profesyonel yönetici, işlerin kötüye
gitmeye başladığında durumu patrona iletmez. Bunun altında işleri bir
takım önlemlerle tekrar rayına oturtma ümidi yatar. Ayrıca patronun
gözünde beceriksizlikle itham edilme korkusu da buna yol açar.
* Yetkisiz unvan kişiyi bir süre motive eder. Ancak çevre durum hemen
farkeder ve işlerini onu baypas ederek yürütür. Kişi de kısa sürede
motivasyonunu yitirir.