Memleketimizde öylesine insan manzaraları var ki, şaşıp kalıyor insan.. Adam, küfeyle içki içiyor, sonra arabasına biniyor ve farkında olmadan tren yoluna çıkıp basıyor gaza.. Karşıdan gelen trenin ışığını görünce, yoldan çekilmesi için selektör yapıyor.. Ama tren yoldan çekilemeyip, gelmeye devam ediyor.. Üstelik giderek de ışığı büyüyor.. Bizimki son anda uyanıp kendini arabadan atıyor..
Ülkemiz yabancı diplomatlar için de bir cennet.. Düşünün ki, bir ülkede görevlisiniz ve o ülkede her şey öyle düzgün gidiyor ki, adrenalinizi yükseltecek hiçbir olay yok.. Ne kadar sıkıcı.. Ama ülkemiz öyle mi? Bırakın her gün bir bombayı, bazen günde iki, hatta üç bomba birden patlıyor. Diplomatlar hangisini izleyeceklerini, hangisine yetişeceklerini şaşırıyorlar..
Bir ülke düşünün ki, günlerce, önce "hükümet gitti", bir saat sonra ise "hayır, hükümet kaldı" söylentileri ile hop oturup, hop kalkıyor..
Kocaman kocaman insanlar olmadık laflar ediyor.. Meclis'te çiğ köfte partisi veriyor.. Büyükelçi hemen kendi başkentine "Çok gizli: Türkler, Meclis'te çiğ köfte partisi verdi. Köfteleri tavana atıyorlar.. Bunun özel bir anlamı olabilir. Tam kadro işin üzerindeyiz. Gelişmeleri bildireceğiz. Her ihtimale karşı, önümüzdeki günlerde, aralarında Savunma Bakanlığı görevlilerinin de bulunduğu üst düzey bir heyetimizin Ankara'ya gelmesi için hazırlık yapmakta yarar var" yazılı bir kripto çekiyor..
Kriptoyu alıp çözen memur amirine veriyor, o ilgili Daire Başkanı'na, Daire Başkanı Genel Müdür'e, Genel Müdür Müsteşar Yardımcısı'na, Müsteşar Yardımcısı Müsteşar'a, Müsteşar da Dışişleri Bakanı'na bildiriyor..
Bakan müthiş şaşırıyor ve "TBMM'de tavana atılan çiğ köfteler konusunda yorumunuz ne?" diye Müsteşar'ına soruyor.. Müsteşar endişeli.. Bakan'a "Şimdiye kadar hiç karşılaşmadığımız bir hareket tarzı sayın Bakan'ım. Acaba gizli bir şifre mi bu? Biliyorsunuz Kıbrıs harekatının kararını da, gerçi o telefonla söylenmişti ama, yine böyle şifreli bir şekilde vermişlerdi.. Ben Savunma Bakanlığı Müsteşarı ile konuşayım. Onlara da haber verelim.. Ayrıca Ankara büyükelçimizden ayrıntı isteyeceğiz" diyor..
Bakan düşünceli biçimde, önündeki kriptoya bakarak başını sallıyor.. "Bu Türkler ne kadar ilginç insanlar.. Ben de bazı ülkelerin Dışişleri Bakanları ile konuşayım hemen, belki onlarda bilgi vardır" der..
Bu sırada, ilgili ülkenin Ankara büyükelçisi tanıdığı gazetecileri arayarak, "Tavana çiğ köfte atılmasının ne anlama geldiğini" öğrenmeye çalışmaktadır.. Fırlama gazetecilerden biri, büyükelçiye "Hımmm.. Bunu size açıklamam, bu aşamada doğru olmaz" gibi veya bunun benzeri bir cümle ile durumu iyice esrarengiz hale getirir.. Büyükelçide adrenalin yüzde bin artmıştır..
Hemen bakanlığına bir kripto daha gönderir ve der ki: "Sadece ilgili gözler için, durumu incelemeye devam ediyoruz. Tüm personel bu işle meşgul.. Durum biraz karışık. Çiğ köftelerin esrarını çözmeye çalışıyoruz.."
O ülkenin Dışişleri Bakanı ise, diğer ülkelerin bakanları ile yoğun telefon diplomasisi içindedir.. Bu arada Savunma Bakanları da haberdar olmuştur.. Onlar arasında da trafik başlamıştır bile..
Hatta, Türkiye'ye yakın yerlerdeki askeri birlikleri teyakkuz haline getirip getirmemeyi bile aralarında konuşmaya başlamış ve durumu başbakanlarına iletmeyi konuşmaya başlamışlardır..
Neredeyse dünya çapında bir kriz çıkacak iken durum son anda anlaşılır.. İlgili ülkenin Dışişleri Bakanlığı'nda bir görevli, uzun yıllar Türkiye'de görev yaptığı için, durumu anlatır.. Ama onun da yadırgadığı durum, çiğ köftelerin Meclis tavanına atılmasıdır..
Gördünüz mü... Bizim çiğ köfteler neredeyse dünya çapında bir kriz çıkartabilecekti. Gel de bu ülkede yaşama..
Bu yazımı, izniyle, Çetin Altan ağabeyime ithaf ediyorum. Enseyi karartmıyoruz Çetin abi.. Adrenalin yüzde bin yaşıyoruz...