kapat
19.05.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

ciceknet

Dünyadan
Spor

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

Finansbank

 
HAŞMET BABAOĞLU(hbabaoglu@sabah.com.tr )

İlköğretimde spor kültürü

Matematik derslerinde bir türlü başarılı olamayan çocuğun uykuları kaçar....

Kendini suçlar; ama bu anlaşılmazdır... Yeteneksizlik midir bu, nedir? Anlayamaz. Sayılarla neden başı hoş değildir? Yavaş yavaş sayılarla arasını açan "dünyayı" suçlamaya başlar.

Sonra karar verir; bu işlerden anlamayan annesi suçludur; matematiği güçlü olup yeteneğini aktaramayan(!), üstelik kayıtsız kalıp sadece öfkelenen babası suçludur ona göre...

Basit problemleri sevdirerek anlatamayan öğretmeni de suçludur.

Okula gelince o zaten suçlunun başıdır...

Ve aslında hayat anlaşılmaz biçimde çocuğa karşı sayılarla saldırıya geçmiştir; demek ki hayat suçludur!

Böyle düşünür çocuk, böyle kırılır, böyle kopar.

Sonra büyür çocuk.

İçinden çıkamadığı her durumda başkalarını suçlamayı, sistemi lanetlemeyi öğrenmiştir. Kaderine yanmayı öğrenmiştir ama bütün bunlarda kendi payını bilmeyi öğrenememiştir.

Oysa spor yapan çocuklar başarısızlıklardaki paylarını bilirler. Elbette yenilgilerden sonra onların da canları yanar hafiften hafiften! Ama bir yandan da gerçeğin; başarısızlığın nedenlerinin ve bir yenilginin "haksızlığa uğramak"la ilgisi bulunmadığının farkındadırlar...

Spor yapan, erken yaşta öğrenir ki yeterince hızlı koşamazsan geride kalırsın; topu bir türlü potaya atamazsan takımının yenilgisinde rol oynarsın; koşmaz, çalışmaz, mücadele etmezsen rakip takımın golleri daha fazla olur...

Ancak bir dahaki sefere senin daha çok ve hızlı koşma, senin daha çok sayı yapma şansın hep vardır...

Spor kültürü bu yüzden belki en çok bizim çocuklarımıza ve bizim toplumumuza gerekiyor.

Çünkü düşmanlık duygularının yerine yarışmacı rekabeti geçirmeye acil olarak ihtiyacımız var...

Çünkü bizi yenenin kader olmadığını anlayıp öğrenmeye ihtiyacımız var...

***
Dün Cumhuriyet Halk Partisi-Bilim Yönetim Kültür Platformunu'nun davetlisi olarak Pera Palas'taki bir toplantıya giderken içimi kuşkular kemiriyordu.

Ya yine "cek, cak"lı konuşulacaksa diye...

Ya "biz iktidara geldiğimizde" diye başlayacaksa her söz!

Fakat öyle olmadı!

CHP'nin "Türk Sporunda Kültürel Reform Projesi"çerçevesinde "İlköğretim Okullarında Spor Kültürünün Yerleştirilmesi" başlığı taşıyan bir çalışma basına açıklandı bu toplantıda.

Yalın, net ve pratik bir öneriydi.

Eski milli basketbolcu ve eski Milli Takım Antrenörü Erman Kunter, üstünde çalıştıkları spor kültürü modelini hiçbir biçimde siyasal jargona kurban etmeden açıkladı.

Ülkemizdeki ilköğretim öğrencilerinin yaklaşık % 51'i spor yapmak istiyor, ama ancak % 8.3'ü spora kıyısından köşesinden bulaşabiliyordu...

Bu kabul edilir şey değildi.

Yapılacak iş, en basit ve doğru yerden başlamaktı.

Spor gündelik ders hayatının içine girmeli ve bunun temel kitapları oluşturulmalıydı.

Erman Kunter'e sordum: Nasıl yani?

"Klasik beden eğitimi müfredatıyla olmaz" dedi. "Nasıl olur?" dedim. "Gereken şey spor kültürü!" dedi ve devam etti Kunter: "Bir fizik veya matematik probleminin sorulmasındaki farklılık çok önemlidir. Şöyle düşün; neden problemler hep şu kadar hızda bir otoyolda giden arabalar veya trenler üzerinden soruluyor?.. ABD'de olduğu gibi; maratoncu örneğiyle sorulan bir problemin verimli bir problem olacağını neden hâlâ farketmiyoruz ki! Veya düşün, basketçinin zıplama kapasitesi üzerine kurulu bir problem çözmek hem çok keyifli hem de spora çağıran özellikler taşımaz mı?"

Ne diyebilirdim ki? İşte işin doğrusu!..

Üniversite hocalarından eski sporculara, komisyonda bulunanlar bu kitapların hazırlığında son aşamaya gelmişler. Milli Eğitim Bakanlığı'na projelerini sunacaklar.

Gönlüm bu projeyle birlikte...

 
Ekonomik programın başarıya ulaşacağına inanıyor musunuz?

Evet
Hayır

 


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır