


Woodyville diye bir doğa harikası
Erol Karaoğlan 30 yıl önce gelmiş, resmen dağ başına.. O zamanlar gencecik delikanlı.. Oranın köylüleri acımış bu deneyimsiz(!) delikanlıya..
"Burası allahın unuttuğu yer.. Habire arazi alıyorsun, yazık günah değil mi parana" diye ona ağıtlar yakmışlar.
"Ama ben burayı gördüğümde vuruldum" diyor Erol Karaoğlan.. "Hayalimde canlandırdım.. Olacak, mutlaka olacak, dedim.." Eskinin fotoğrafları var..
Yabani otlarla, dikenli tellerle örülmüş çorak bir arazi..
Ama şimdi yemyeşil..
Tüm ağaçları kendi elleri ile Karaoğlan dikmiş.
"Benim mesleğim avukatlıktı ama başından bıraktım.. Gönlümde turizimcilik yatıyordu. Avusturya lisesinde okurken turist rehberliği yapıyordum o zamanlar lisan bilen azdı benimde ingilizce ve almancam çok iyiydi" diye anlatıyor.
1968 de motel, kamping ve restoran olarak açmış.. 1970'te de doğaya uyumlu ahşap evleri ile Woodyville/Ahşapköy'ü kurmuş.
İlk önce 16 tane ev yapmış, görmelisiniz kutu gibi ama, şirin.. Duşu tuvaleti dışarıda bunların.. Köy evi gibi.. Daha sonra duşlu tuvaletli 10 yeni ev yapmış, biraz daha geniş..
Bu sene de şömineli 6 tane deniz kenarında ahşap ev eklemişler. Girdik, gezdik nasıl güzel anlatamam..
Ortasında ateş yakılan, gençlerin gitarlarıyla birlikte eğlenecekleri bir ağaç otağı bitmek üzere..
Bir de balayı evi..
Yanlış duymadınız balayınızı yerden 4 metre yükseklikte, içinde tuvalet, banyo, duş ve televizyonu olan minik bir ağaçevde geçirmek romantik değil mi?.. Tarzan ve Jane gibi..
Rezervasyon şart.. Çünkü ağaçev bir tane.. Manzarasına ve dalgaların gürültüsüne doyamayacağınız aşıklar köşesi olmuş burası...
Hafta sonları program yapmak zordur. Sizin bayıldığınıza başkası burun kıvırır.
Buna rağmen, kocam Can'la bütün gurubu topladık.. Herkes nasıl mutlu oldu, bilemezsiniz..
Sahilde uzun yürüyüşler yaparken, Şile'nin gürültülü denizini dinlemek nasıl keyifliydi anlatamam..
"Aman bu soğuk havada gidilir mi" demeyin.. O harika şöminenin tadı asıl soğukta çıkar.
Çıtır çıtır yanan odunlar ve ayaklarınızı uzatabileceğiniz puf puf minderler, düşünsenize..
Biz tam 19 kişiydik okey oynadık.. Tavla oynadık. Pişti, konken oynadık.
Yedik, içtik, gezdik, dinlendik.. Burnumuzun dibinde, sadece 1 saatlik yolda..
En çok neyi sevdim biliyormusunuz.. Sadece doğanın sesleri var burda.. O cığırtkan müzikler yok..
Geçirin üzerinize eşofmanlarınızı alın bütün gazetelerinizi çocuklarınızla birlikte harika bir hafta sonu geçirmeye gidin..
Açık büfe kahvaltı 4.5 milyon lira.. Öğleden sonra acıkırsanız, alakart birşeyler hep var..
Eminim baharda da çok hoş oluyordur, doğa uyanırken..
..ve yazın denize girmeye gelmek, unutmadan ahşap evlerde gecelemek.. Mutlaka ama mutlaka Hıncal Bey ve arkadaşları eminim burayı sevecektir.
Şimdi bu yazıyı okuyunca beni arayanlar çıkacak mutlak.. Siz de kurtulun, ben de.. İşte telefonları..
0532 273 77 08
0532 507 75 50
0216 727 70 10
0216 727 72 23
İnternette, www.gizlicennetler/akca/akcakese diye girin. Cenneti bulun..
***
Anladınız tabii.. Ahşapköyü tatil öncesi ziyaret edip, size tavsiye eden, Yasemin.. Bayram tatili uzun.. Havalar güzel..
Ne dersiniz bir ziyarete..
Hakan& Utku'dan Bayram Keyfi
Kurbanlık Dialoglar-1
Ekrem Bey elinde tuttuğu koyunla evinden içeri girer. Karısı Ayla Hanım onları kapıda karşılar.
Ayla- Hoşgeldiniiiz. Nasıl, herkes gördü değil mi?
Ekrem- Evet Ayla Hanım herkes gördü. Mahallede tam 3 tur attık. Hatta kapıları çalıp koyunumuzu tanıştırdım.
A-Yormasaydın Nuriye'yi fazla. (Koyuna eğilir ve sarılır) Nuriye!! Yoruldun mu kızım? Yordu mu seni baban?!
E- Baba nereden çıktı be?! Benim sadece burcum koç. Hepsi o!! Ayrıca Nuriye için kızım deyip durma. Koca kadın oldu artık. 3 bayramdır bizimle. Neredeyse menepoza girecek.
A-Fena mı? 3 bayramdır koyuna para vermiyorsun işte!! Üstelik herkes koyun kesiyoruz sanıyor
E- Biri tanıyacak diye ödüm kopuyor
A- Ayol nasıl tanıyacaklar?! Koyun koyuna benzer
E- Evin içinde biri görürse?
A- Rahmetli kaynamam derim. Reenkarnasyon geçirdi koyun oldu.Bizimle kalıyor derim.
E- Rica ederim Ayla. Ölmüş anneme koyun diyemezsin. Şimdi anlaşıldı koyuna zamanında niye annemin adını verdiğimiz.
A- Niye? Olamaz mı yani? Hem bak Nuriye de seni pek seviyor. Belki de hakikaten odur. Hatırlasana baban geçen geldiğinde nasıl üstüne yürümüştü.
E- Ben anlamam Ayla, bu son bayram. Bayramın son günü kesiyorum ben Nuriye'yi
A- Olamaaaz!!
E- Niye olmuyormuş canım ? Ben bıktım artık bir koyunla koyun koyuna yaşamaktan. Etini dağıtırız, derisini de veririz.
A- Olamaaaz!!!
E- Tamam derisini vermeyiz. Ne de olsa vitamini kabuğunda
A- Haha!! Aman ne komik!
E- Komik olan biziz Ayla. Evinde kesmeye kıyamayıp koyun besleyen başka kim vardır ya.
A-Üst kat komşumuz Necati Beyler. Gel benimle
Evin salonuna geçerler. Salonda Necati Bey, eşi ve koçları oturmaktadır.
Necati- Hoşgeldiniz Ekrem Bey!!
E- Si..si..siz de hoşgeldiniz Necati Bey.. İyi Bayramlar.. (karısına döner..) valla haklıymışsın Ayla. Bizim gibiler varmış. Hatta bizden daha deliler varmış. Baksana millet bayram gezmesine bile koyunuyla geliyor.
N- Bizim sebebi ziyaretimiz başka Ekrem bey. Hayırlı bir iş için geldik biz. (önündeki koçu göstererek) Oğlumuz Tarık kızımız Nuriye'yi arka bahçede görüp pek bi beğenmiş. Eh bize de gelip istemek düştü tabii.. Allah'ın emri Peygamberin kavli ve et balık kurumunun izniyle kızınız Nuriye'yi oğlumuz koçumuz Tarık'a istiyoruz.
hakanutku@hotmail.com
Güzellikler hep var!..
Bayram günlerinde güzel şeylerden söz edelim diye düşündüm hep.. Ülkemizde çok güzel şeyler var.. Hep var..
Sevil Baygören'in anlattıklarını dinlemek ister misiniz?..
***
Biz dört sinamesever yaşadığımız çok hoş bir olayı sizlerle de paylaşmak istedik. Yakın zaman da gösterime giren ve çok büyük ilgiyle karşılanan Vizontele filmine başladığı hafta gitmek için Çarşamba günü Emek Sinemasının 19.00 matinesine bilet bulamayız diye o günün erken saatlerinde dört bilet almıştık. Biletler erkek arkadaşımdaydı.. İkisi bizi sinemanın önünde bekleyeceklerdi.
Saat 17.30 gibi Maslak'tan Taksim'e yola çıktık. Çok yoğun bir trafik ve hava muhalefeti vardı ve saat 19.00 a gelmesine rağmen hala Levent'deydik. Emek sinemasını arayarak durumu anlattık ve hiç olmazsa sinemanın önünde bekleyen iki arkadaşımızı bilet ve sıra numaralarını söyleyerek içeri alıp alamayacaklarını sorduk. Aldığımız cevap gayet nazik ve şaşırtıcıydı:
"Siz hiç merak etmeyin hanımefendi, arkadaşlarınız filme girebilirler" Bunun üzerine ikinci ricamız olup olamayacağını sorduk: "Bir sonraki seans 21.30'a bizim biletlerimizi değiştirebilir misiniz?" Doğrusu bu biraz umutsuzca sorulmuş bir soruydu ve cesaretimizi de bizimle konuşan o kibar sesten almıştık. Ve gene şaşırdık:
"Evet, buyrun efendim, Bana adınızı söyleyin ve gişeden adınızı ayrılmış biletleri alın. İyi seyirler.."
Uzun ve sıkışık bir trafik maratonundan sonra Emek sineması'na vardık. Gişeden bize ayrılmış biletleri aldık ve filmi büyük bir keyifle seyrettik.
İşte bu çok ince jesti yapan Emek Sinemasının müdürüne ve ayrıca ilgilerinden dolayı Emek Sineması çalışanlarına bu vesileyle teşekkür etmek istiyoruz. Teşekkür ediyoruz çünkü saatler öncesinden biletleri tükenen filmi hiç bir zorunlulukları olmadığı halde ve üstelik iki kişilik bilet parasını hesap bile etmeden seyretmemizi sağladıklarından ve insancıl değerlerin böylesine yozlaştığı bir dünyada paradan çok daha önemli şeylerin olduğunu bizlere bir kez daha hatırlattıkları için..
Bunu niye anlatma; paylaşma gereğini duyduğumuza gelince..
21. yüzyıla girdiğimiz şu günlerde insanların ümitlerini kaybetmemesini istedik.. Hala iyi insanlarla karşılaşabileceğimizi anlatırsak, kötü olmaya çalışanlara ise caydırıcı oluruz, belki diye düşündük..
Aile!..
Cumhur Yılmaz diyor ki..
İngilizce diyor birazcık ama zarar yok..
Aile nedir?.. Aile'nin arkasında neler var?..
İşte yanıtlar:
Family.. (Yani aile)
(F)ather, (A)nd (M)other, (I) (L) ove (Y)ou!..
Yani:
Baba Ve Anne Ben Seni Seviyorum.
***
Bir erkek niye bir eş (Wife) ister:
W :Washing (Çamaşır)
I: Ironing (Ütü)
F: Food (Yemek)
E: Entertainment (Keyif)
Bir kadın niye bir koca (Husband) ister:
H: Housing (Barınak)
U: Understanding (Anlayış)
S: Sharing (Paylaşma)
B: Buying (Alışveriş)
A: And (Ve)
N: Never (Asla)
D: Demanding (İsteme/me)
TEBESSÜM
Fıkra Cihan Can'dan
Adamın biri kazada kulaklarını kaybetmiş.. Araştırmaları sonucu
iyi bir plastik cerrah bulmuş, ve girmiş ameliyata... Ameliyat sonrası bandajlar açıldıktan bir süre sonra "Aman Allahım Doktor! Bana kadın kulakları takmışsınız!" diye bağırmaya başlamış..
"Kulak kulaktır!" demiş Doktor.. "Kadını erkeği olmaz!" "Yanılıyorsunuz!" demiş hasta.. "Herşeyi duyuyorum ama hiçbir şey anlamıyorum!"
SEVDİĞİM LAFLAR
Bir çok insan mutluluğu burnunun üstünde unuttuğu gözlük gibi etrafta arar.
BİZİM DUVAR
Fatih'in Fedaisi Kara Murat'tan sonra yeni bir kahramanımız daha oldu..
Karaoğlan'ın Fedaisi Hüsam..