Gazeteciler, Türkiye'ye gelen ve gelmek isteyen yabancı sermaye yetkililerine, çoğu kez şu soruyu sorarlar: "Neden Türkiye'de yatırım yapma kararı aldınız?" Verilen cevapların neredeyse tamamındaki gerekçe ise "Türkiye'nin genç nüfusu"dur. Yabancılar, bir ülkeye gidecekleri zaman önce nüfusun yaş grupları açısından dağılımını inceler. Daha sonra farklı yaş gruplarının tüketim eğilimi analiz edilir. Bu analizde en az 10 yıl sonrasındaki nüfus durumu da hesaba katılır. İnceleme olumlu sonuç verdiğinde yerli ortak aranır, firmalar kurulur ve temeller atılır.
Türkiye'deki nüfus yapısına ve geçerli olan eğilimlere onların gözüyle baktığımızda şöyle bir tablo ile karşılaşıyoruz:
* Gençler, orta yaşlıların iki katına yakın bir nüfus kitlesine sahip. 20 ile 40 yaş arasınaki nüfus 20 milyon 800 bin kişiyi bulurken 40 ile 60 yaş arasındaki nüfus ise 11 milyon 350 bin kişide kalıyor. Tüketici kitlesi olarak daha kalabalık olan genç nüfus bu nedenle yabancıların ilgisini çekiyor.
* Sayısal açıdan kalabalık olmasının yanında, dünyanın her ülkesinde olduğu gibi Türkiye'de de genç nüfusun tüketim eğilimi daha güçlü.
* Genç nüfus daha eğitimli. 20 ile 40 yaş arasındaki nüfus içinde okuma yazma bilenlerin oranı yüzde 92.5. Bu oran 40-60 yaş arasında yüzde 81.6'yı aşamıyor. Bir fakülte veya yüksekokul mezunu olanların oranı 50-60 yaş arasında yüzde 4.5 düzeyinde kalırken, 30-40 yaş grubunda yüzde 7'ye yükseliyor. 25-30 yaş grubunda yüzde 8.8'e tırmanan bu oran, 55-60 yaş grubunda ise yüzde 3.4'e kadar geriliyor. Yabancı sermaye, eğitim düzeyi yükseldikçe tüketim eğilimin de güçleneceğini hesaba katıyor.
* Genç nüfus içinde Anadolu Lisesi, yabancı dille eğitim veren üniversite mezunu ve yurtdışında öğrenim görenlerin oranı, orta yaşlılara göre çok daha yüksek. Yabancı dil bilgisine sahip kişinin, dış dünyaya ve dünya standartlarında tüketime daha meyilli olduğu düşünülüyor.
* Gençler tutum ve davranış olarak da orta yaşlılardan farklı özelliklere sahip. Orta yaşlı aileler "Önce ev, sonra otomobil" diye düşünürken, gençler "Önce otomobil, sonra ev" tercihini yapıyor. Gençler hayatlarının en güzel yıllarında gelirlerinin önemli bir bölümünü konut taksitlerine ayırmak istemiyor. 1999 depremlerinin de etkisiyle genç ailelerin bir bölümü kooperatif ve konut taksitlerine ayıracakları parayı, otomobil ve diğer tüketim eşyalarına harcıyor. Orta yaşlıların birikimleriyle sahip oldukları konutlar, onların çocukları için de bir güvence oluşturuyor. Bu olgular tüketimi canlandırıyor.
* Orta yaşlı ailelerde, gelecek endişesi nedeniyle tüketim istekleri bir noktaya kadar frenlenirdi. Günümüzün genç kuşağı ise bugünü yaşamaya daha fazla önem veriyor.
* Bilgisayar okur yazarlığı, genç kitlede orta yaşlılara göre çok daha yaygın. İnternet ve cep telefonu sahibi olma tutkusu genç nüfusta hızla yaygınlaşıyor.
* 40-60 yaş arasındaki nüfusun yarısına yakın kesimi, iç göç nedeniyle hayatının bir bölümünü kırsal kesimde, bir bölümünü de kentte geçirdi. Bu nedenle orta yaşlılarda kent standartları da tüketim eğilimi çok güçlü değil. Genç nüfusta iç göçün kültür şokuna maruz kalanların oranı daha düşük. Genç nüfusun tüketim eğilimi istikrarlı olarak güçleniyor.
* Orta yaşlıların "büyük aile"lerinde çocuk sayısı daha fazla olduğu için gelirin çok büyük bölümü zorunlu ihtiyaç maddelerine harcanırdı. İç turizme, kişisel bakıma, markalı giyim ürünlerine harcanacak fazla para kalmadığı için tüketimde çeşitlenme yoktu. Genç kuşağın çekirdek ailesinde ise çocuk sayısı az olduğu için zorunlu ihtiyaç maddelerine gelirin yüzde 60'lık bir bölümü harcanıyor ve biraz para kalabiliyor. Bu durumda paketlenmiş gıda, markalı giyim eşyası ve kişisel bakım gibi alanlara daha fazla para harcama imkânı doğuyor.
* Yukarıda saydığımız gösterge, tutum, davranış ve eğilimler, kadın nüfus dikkate alınınca, daha belirgin bir hale geliyor. Nüfusun yarısının daha fazla öğrenim görmesi ve çalışma hayatında giderek artan oranda girmesi, tüketim açısından önemli bir itici güç oluşturuyor.
Tüm bu faktörler hesaba katıldığında, genç kitlenin tercihlerine uygun üretilen bir mal ve hizmete yönelen talebin önümüzdeki 10-15 yıl içinde istikrarlı artacağı açıkça görülüyor. Yabancıların büyüteç altına aldığı genç nüfus ne yazık ki yerli sermayeden hak ettiği ilgiyi görmüyor. Sanayicilerin ve işadamlarının büyük bölümü orta yaşlıların zevk ve tercihlerine göre mal ve hizmet üretiyor. Reklamcılık dünyası, genç kitlenin potansiyelini tam olarak değerlendiremiyor. Bu yaklaşım yarının yüksek gelirli tüketicileri olacak genç kitlelerin özel ve istemlerinin gözardı edilmesine yol açıyor.
FARUK TÜRKOĞLU