|
|
"Eşlerimizi hiç görüştürmeyiz"
Alarko'nun iki patronu Üzeyir Garih ile İshak Alaton, 46 yıldır ortak. başarılarındaki sırrın eşleriyle birlikteyken görüşmemek, eşlerini de görüştürmemek olduğunu söylüyor. Böylece hiç kıskançlık olmuyor
ABD'de başarılarını yüksek kar oranları ile ispatlamış şirketlerin uyguladıkları bir yöntemden kısaca bahsedeyim...
Başarılı bir ortaklık için "olmazsa olmaz" bir kural olarak da algılanabilir. Şirketin yönetim kurulu üyeleri hiçbir şekilde eşleri ile birlikte biraraya gelmiyorlar. Her ne şekilde olursa olsun, eşli olarak görüşmüyorlar.
Çünkü, görüştükleri takdirde eşler arasında "Onun otomobiliydi, bunun kürküydü, şu bana iyi davranmadı, o kim oluyor da bana selam vermiyor!" gibisine sudan sebeplerle hır çıkacağından, işin sonu kötüye gidebilir. Kıskançlık ve kapris yarışı başlamaması için, katı bir önlem almışlar ve iş ile özel yaşamı tamamıyla birbirinden ayırmışlar.
KURALA UYUYORUZ
Alarko Holding'in Yönetim Kurulu Eşbaşkanı Üzeyir Garih'e ABD'de uygulanan bu yöntemden bahsedip, "Bunca yıldır başarılı bir birlikteliği devam ettiriyorsunuz, siz de bu kurala uyuyor musunuz?" diye sordum.
Cevabı "Kesinlikle evet" oldu.
Garih, "Biz yıllardır sevgili ortağımla ailecek görüşmeyiz. Yan yana dahi gelmeyiz. İş başka, özel yaşam başkadır bizim için. Bu konuda çok hassas davrandık yıllarca" dedi.
Yıllardır aralarında herhangi bir kırgınlık yaşanmadan, birbirlerini incitmeden başarılı bir evliliğin altına imza atan İshak Alaton'a ortağının bu sözlerini aktarıp "Bu evlilik nasıl oldu da, böylesi olumlu bir netice verebildi?" diye sordum.
Alaton hadisenin matematiksel açılımını yaparak söyleşi bir cevap verdi:
"Matematikte bir artı bir eşittir iki ve bu değişmez. Üç değildir. Bir de değildir. Fakat insan ilişkilerinde sıfır da olabilir. Birinin pozitifi öbürünün negatifiyle sıfırlanır ve hiçbir üretkenlik yaratılamayabilir. Veya tersi olur. İkisi üretken insandır, farklı farklı insandır. Bir artı bir eşittir ikiden fazla olur, üç olur, beş olur, on olur, bin olur, milyon olur. Biz işte bunu ispat ettik. Hem matematiksel, hem de psikolojik olarak anlatmak mümkündür hadiseyi."
Ve Alaton başladı işin o yönünü anlatmaya: "Biz iki çok farklı insanız. Bu farklılıklar birini öbüründen daha iyi yapmıyor. Farklı olmanın faydaları şöyle: bütün olaylara veya bütün dertlere farklı açılardan bakabiliyorsun. Farklı çözümler üretebiliyorsun. Bunları açık sözlülükle tartıştığınız zaman en elverişli ve en akıllı yolu bulmada daha büyük bir sinerji yaratıyorsun. Daha büyük bir başarı şansını elde ediyorsun. Yani herhangi bir olay karşısında, iki farklı çoğu zaman da tamamen ters fikir ortaya koyuyoruz. Bu zihinsel bir jimnastik haline geldi ve herhangi bir olayı tartışırken ters çözümleri de ortaya koyuyoruz. Ters çözümlerden kastım, 'Acaba böyle olursa ne olur?' sorusunu da ortaya koyup her zaman çözümü bulabiliyoruz." Alaton, şöyle devam etti:
AYRILIĞI HİÇ DÜŞÜNMEDİK
"Bulduğumuz çözüm de mantıklı, akıllı ve karşı tarafı da çoğu zaman tatmin eden çözümler oluyor. Böylece kavgaları, ihtilafları ve davaları önlemiş oluyoruz. Biz zaten felsefi olarak davalardan ve kavgalardan nefret ediyoruz. Hep barıştan yanayız. Bir defa hiçbir zaman bu 46 yıllık ortaklık boyunca birbirimize karşı sesimizi yükseltmedik. Çok dikkatli, çok saygılı davrandık. Çünkü insan rahatladığı zaman daha üretken oluyor. Kendisini hep tehlikede hissetme, aktif savunma olgusu Türkiye'nin gelişmesine mani oldu."
Alaton'a bir diğer sorum ise hiç ayrılık noktasına gelip gelmedikleriyle ilgiliydi. Cevabı hiçbir zaman böyle bir şeyi düşünmedikleri yönündeydi:
"Birliktelik bizim bir numaralı kudretimiz, bunu çok iyi anladık. O kadar çok iyi anlıyoruz ki, bizden sonraki genç kuşağın aynı anlayış ve aynı felsefe ile birbirine bağlı olması gereken tedbirleri de aldık. Hukuksal olarak da tedbir aldık. İskeletin aynen bizim anladığımız şekilde devamı için vakıflar kurduk."
Hep kendine yontamazsın
Alaton'a göre başarılı bir evliliğin ardındaki sır:
"Bir defa bir ortaklık sözkonusu olduğunda hep kendine yontamayacağını bilmek lazım. Masaya otururken karşı tarafın haklarını teslim etmelisin, ortaklığı dengeli, mantıklı, her iki tarafı tatmin edici platforma oturtmak lazım. Böylece önce daha baştan olumlu bir havada her iki tarafın çıkarlarını gözeten bir anlayış ortaya konmuş olacaktır. Ve bu ortaklık hem uzun vadeli olur, hem de çok faydalı olur. Çünkü sinerjik bir artı değer yaratır. Biz bunu Carrier'le altına imza attığımız ortaklık sürecinde de yaşadık. Bundan sonra da böyle olacak. Carrier'de beklenenden fazla taviz verdik. Ve onların beklentilerinin üstündeki tavizleri vermeyi baştan uygun bulduk. Fiyatımızı da düşük tuttuk. Çünkü inanıyorduk, bu sinerji, ortaklıkla her iki tarafa büyük bir ivme kazandıracak. Yoksa Carrier'den gelecek para o kadar önemli değildi. Bugün için de, onlar bunu çok iyi anladılar."
Patron gölgesi bile yok
İshak Alaton, bundan bir süre önce elimden tutup şirketin Genel Koordinatörü Ayhan Yavrucu'nun yanına götürmüş ve "İstediğiniz her türlü soruyu kendisine sorabilirsiniz" demişti. Ben de bunun üzerine aynı soruyu Yavrucu'ya sordum. İşte cevabı: "Bizim şirkette karar verilinceye kadar, her olay ayrıntılı bir şekilde tartışılır. Karar verildikten sonra o kararı sonuna dek desteklemek ve paylaşmak esastır. İshak Bey ve Üzeyir Bey'in bir kişi gibi hareket etmesinin ardında yatan unsur, budur. Bizim şirketimizde bu çok önemli. 'Ben dememiş miydim?' ibaresi bu şirketin kapısından içeri giremez. Burada olağanüstü bir özgürlük ortamı var. Onun için diyorum, patronumuz yok bizim. İki tane büyük hissedarımız var. Kendilerini işin dışında tutup işi denetleyen, sorgulayan, ciddi bir sapma varsa müdahale eden pozisyondalar. Yoksa patron olarak emir veren, talimat yağdıran değil. 'Hep benim dediğimi yapın' şeklinde bir anlayış bu şirkette hiç olmadı. Bu şirkette değil patron, patronun gölgesi bile yoktur."
HAYRULLAH MAHMUD
|
Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|