kapat

02.10.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Sabah Künye
Ata Yatirim
Sofra
pandora
Bizim City
Sizinkiler
Rehber
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
banner
Yaratma sırası sizde
Yaratıcı düşüncenin babası Edward de Bono, "Yaratıcılık öğrenilebilir. Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler gelişmiş ülkeler için 'bant üretimi' yapma refleksinden kurtulup yaratıcı hizmetler satmalı" dedi

Edward de Bono, dünyada yaratıcı düşüncenin babası olarak biliniyor. Dünyanın en büyük yönetim ustalarına, milyarlarca doları elinde tutan CEO'lara, günde 25 bin dolar karşılığında nasıl daha yaratıcı olunabileceğini öğretiyor. Yazdığı 53 kitap tam 29 dile çevrildi. Yarattığı "paralel düşünce sistemi", yepyeni bir kavram olarak sözlüklerde yer aldı. "Altı şapkalı düşünce metodu" ise dünyada yaratıcılık üzerine yaratılmış en üstün sistem olarak biliniyor. İŞTE İNSAN sponsorluğunda, PDR'ın davetlisi olarak 10 Ekim'de bir seminer verecek olan Edward de Bono ile her telden yaratıcılığı konuştuk.

*Yaratıcılığın en büyük düşmanı nedir?

Yaratıcı düşünmeyi öldürecek bir şey varsa; o da gelişmiş bir ülkede ya da şirkette yapılan bir şeyi alıp olduğu gibi kendine uygulamaya kalkmaktır. Bu tarzın başarılı olduğu hiçbir zaman görülmemiştir. Tamamen yanlıştır. Her pazarın özellikleri farklıdır. Arkadaşınız için dikilmiş bir elbisenin size uyması çok küçük bir ihtimaldir. Kendi ihtiyaçlarınızı gözönünde bulundurarak, yapınıza uygun bir model geliştirmelisiniz. Sizi sizden iyi kimse tanıyamaz. Yapmanız gereken sadece biraz beyninizi çalıştırmak.

* Ancak özellikle son yıllarda üretim gelişmekte olan ülkelere kayıyor. Bizim gibi ülkeler bant sistemi üretimi mi yoksa yaratıcılığı mı seçmeli?

İkisini de. Finansal imkânlar göze alındığında, gelişmekte olan ülkelerin kendi imkanlarıyla ve yaratıcılıklarıyla ayakta kalmaları çok zor. Yani gelişmekte olan ülkeler için bant sistemi kaçınılmaz. Ama yapılabilecek tek şey kadere boyun eğmek değil. Gelişmiş ülkeler için bant sistemi üret, ama niş ve verimli olabilecek pazarlar için de yaratıcı ve yeni ürünler ile hizmetler yarat. İşte daha fazla kazanmanın anahtarı.

* Yaratıcı düşünceyi hayata geçirmek için finansman nasıl bulunabilir?

Bant sisteminde nasıl gelişmiş ülkeler gelişmekte olanları kullanıyorsa, gelişmekte olan ülkeler de yaratıcı fikirlerini hayata geçirmek için onların fonlarını kullanabilirler. Örneğin direkt yabancı yatırımlara esneklik tanınarak fon akışı sağlanabilir. Ya da hükümetler ve özel sektör bu konuda destek vererek, vergi ayrıcalıkları sağlayarak "yaratıcılık-yenilik" fonları kurabilir.

*Yaratıcılığı artırmak için nasıl bir strateji öneriyorsunuz?

Gelecekte yaratıcılığın enerji, işgücü veya bilgi kadar önemli bir yeri olacak. Dünyanın hiçbir yerinde kurumlar bu gerçeğin farkına tam olarak varamadı. Bu sorunun bir parçası; Sokrat, Eflatun ve Aristo'dan oluşan "üçlü çetenin" süregelen ve henüz doğruluğu kanıtlanmamış gücünden kaynaklanıyor. Bu üçlünün katı kuralları, tüm dünyada işadamlarının düşünme biçimine hükmediyor. Batı düşünce sistemi, "problemi gör, analiz et, çözüme git" şeklindedir. Bu, radikal dincilerde olduğu gibi insanın kayıtsız şartsız teslimiyetini getirir ve fanatizmle beslenir. Bu, sadece doğru ve yanlış üzerine odaklanan ve tamamıyla modası geçmiş bir düşünme biçimi. Yaratıcılık öğrenilebilir bir meziyettir. Paralel düşünce metodu, yaratıcılığı büyük ölçüde tetikleyen bir yol. İnsanlar beyinlerini farklı düşünmeye zorlamak durumunda. Yoksa alıştığınız şeyler sizi kıskaca alır ve yaratıcılığınızı söndürür.

*Sözlüklere adınızla birlikte geçen paralel düşünce metodunun düşmanı nedir?

Değişen kavramlar ve algılamalarla ilgili araştırmalarım sonucunda beynin kendi kendini organize eden bir sistem olarak algılanması gerektiğini buldum. Yani beyin, şartlanmalarla hareket ediyor. Buna paralel bir düşünce sistemi geliştirmek gerekiyor. Yoksa beyin, sürekli olarak alıştığı davranışları rutin şekilde sürdürüyor. Teknik, yeni düşünceler geliştirmek için uygun.

*Üzerinde durduğunuz düşünce sistemine göre yaratıcılığın odağında ne bulunuyor?

Bence yaratıcılık, varolan değerlerin üzerine eklenebilecek en büyük artı değer. Kendinizi çoğu konuda dışardan destek alarak geliştirebilirsiniz, örneğin yabancı dil, örneğin teknoloji, örneğin disiplin. Ama bunların hiçbiri, kişileri ya da organizasyonları, yaratıcılığı etkin kullanmak kadar olumlu etkilemiyor. Uygulanan yaratıcılık bir firmanın karını, 5 yıl içinde ikiye katlayabilir.

Zamanı gelince şapkayı çıkarmalı
* Gelelim ünlü altı şapkalı düşünce metoduna...

Burada şapka dediğimiz şey kesinlikle mecazi anlamda. Düşünen kişi bu mecazi şapkalardan birini kullandığında, hangi düşünce metodunu kullandığını anlayabiliyoruz. Ancak burada dikkat edilmesi gereken bir nokta var. Nasıl ki aynı çamaşırı iki hafta giyemezseniz, aynı düşünce tarzıyla bir ömrü de geçiremezsiniz. Şapkayı takmak ne kadar önemliyse, zamanı geldiğinde çıkarıp bir başkasıyla değiştirmek de o kadar önemli. Şapkalar insanları kategorize etmeye davetkar gibi gözükse de kesinlikle bu amaçla kullanılmamalı.

Beyaz şapka
Beyaz şapka, gerçekleri, rakamları, bir bilgi ihtiyacını sembolize ediyor. "Şu anda beyaz şapkaya ihtiyacım var" demek, "Teklifleri ve fikir çatışmalarını bir kenara bırakalım ve verilere bakalım" anlamına geliyor. Yani biraz matematiksel düşünmek, duruma teşhis koymak için işin resmi boyutu olan rakamlara eğilmek demek bu. Yaptığınızı ölçmek için de yararlı bir şapkadır...

Siyah şapka
Bu şapka, olumsuz düşünce sistemini niteliyor. Karar ve uyarı şapkası da denilebilir. Çoğunlukla en çok ihtiyacımız olan ve en değerli dediğimiz bu şapkanın kötü ve çok olumsuz olduğu düşünülmesin. Siyah şapka, önerilerin gerçeklere, tecrübelere, kullanılan sistemlere ve izlenilen politikaya neden uymadığını gösterir. Siyah şapka, her zaman mantık doğrultusunda kullanılmalı.

Sarı şapka
Bu şapka olumlu ve sağduyulu düşünce tarzını yansıtır. "İşler neden ve nasıl yolunda gider?", "Nasıl daha fazla kar getirir" gibi soruların yanıtını verir. Misyonların değerini tespit ederken kullanılır. Böylelikle edindiğiniz misyonun doğru mu yanlış mı olduğunu kolaylıkla ölçebilirsiniz. Sözkonusu düşünce olduğu zaman böyle bir ölçüm metodu bulmak hiç kolay değildir.

Kırmızı şapka
Sezgileri ve duyguları simgeliyor. Kırmızı şapka, kişiye kendini ispat etme kaygısı olmaksızın duygularıyla hareket etme imkanı sağlıyor. Örneğin kırmızı şapkamı giydiğimde, düşünüyorum ki, bu berbat bir teklif. Genelde duygular ve sezgiler, ancak mantıkla desteklenirse tartışmalarda yer alabilir. Ancak kırmızı şapka kişiye duygularıyla hareket etmesi için sonsuz bir izin sağlıyor.

Yeşil şapka
İŞte, yaratıcılık, teklif, enteresan şeyler, değişiklik, provakasyon şapkası. İnsanı sürekli değişikliğe iten ve değişimi ne pahasına olursa olsun gerçekleştirmeye azmettiren bir şapka. İnsan, değişim isteğini içinde duyduğu andan itibaren, yeşil şapka devreye girer. Yeni bir şeyler yaratma dürtüsü insanı tetikler, çevre şartlarında kendi durumunu provake eden öğeleri arar. Sonuç dört dörtlüktür.

Mavi şapka
Büyük bir fırtınanın ardından dingin sulara gelmeyi simgeler. Kişinin kontrol mekanizmasının çalıştıran şapkadır. Bir işte tüm noktaların yerinde olup olmadığını, tüm süreçlerin doğru işlemesi için gereken önlemlerin alınıp alınmadığını kontrol eder. Yararlı bir şapkadır, ama takıldıktan bir süre sonra mutlaka biraz yeşil şapkaya dönülmelidir. Uzun süre dinginlik, yaratıcılığın en büyük düşmanıdır.

AÇIL SEZEN


Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır