Edward de Bono, dünyada yaratıcı düşüncenin babası olarak biliniyor. Dünyanın en büyük yönetim ustalarına, milyarlarca doları elinde tutan CEO'lara, günde 25 bin dolar karşılığında nasıl daha yaratıcı olunabileceğini öğretiyor. Yazdığı 53 kitap tam 29 dile çevrildi. Yarattığı "paralel düşünce sistemi", yepyeni bir kavram olarak sözlüklerde yer aldı. "Altı şapkalı düşünce metodu" ise dünyada yaratıcılık üzerine yaratılmış en üstün sistem olarak biliniyor. İŞTE İNSAN sponsorluğunda, PDR'ın davetlisi olarak 10 Ekim'de bir seminer verecek olan Edward de Bono ile her telden yaratıcılığı konuştuk.
*Yaratıcılığın en büyük düşmanı nedir?
Yaratıcı düşünmeyi öldürecek bir şey varsa; o da gelişmiş bir ülkede ya da şirkette yapılan bir şeyi alıp olduğu gibi kendine uygulamaya kalkmaktır. Bu tarzın başarılı olduğu hiçbir zaman görülmemiştir. Tamamen yanlıştır. Her pazarın özellikleri farklıdır. Arkadaşınız için dikilmiş bir elbisenin size uyması çok küçük bir ihtimaldir. Kendi ihtiyaçlarınızı gözönünde bulundurarak, yapınıza uygun bir model geliştirmelisiniz. Sizi sizden iyi kimse tanıyamaz. Yapmanız gereken sadece biraz beyninizi çalıştırmak.
* Ancak özellikle son yıllarda üretim gelişmekte olan ülkelere kayıyor. Bizim gibi ülkeler bant sistemi üretimi mi yoksa yaratıcılığı mı seçmeli?
İkisini de. Finansal imkânlar göze alındığında, gelişmekte olan ülkelerin kendi imkanlarıyla ve yaratıcılıklarıyla ayakta kalmaları çok zor. Yani gelişmekte olan ülkeler için bant sistemi kaçınılmaz. Ama yapılabilecek tek şey kadere boyun eğmek değil. Gelişmiş ülkeler için bant sistemi üret, ama niş ve verimli olabilecek pazarlar için de yaratıcı ve yeni ürünler ile hizmetler yarat. İşte daha fazla kazanmanın anahtarı.
* Yaratıcı düşünceyi hayata geçirmek için finansman nasıl bulunabilir?
Bant sisteminde nasıl gelişmiş ülkeler gelişmekte olanları kullanıyorsa, gelişmekte olan ülkeler de yaratıcı fikirlerini hayata geçirmek için onların fonlarını kullanabilirler. Örneğin direkt yabancı yatırımlara esneklik tanınarak fon akışı sağlanabilir. Ya da hükümetler ve özel sektör bu konuda destek vererek, vergi ayrıcalıkları sağlayarak "yaratıcılık-yenilik" fonları kurabilir.
*Yaratıcılığı artırmak için nasıl bir strateji öneriyorsunuz?
Gelecekte yaratıcılığın enerji, işgücü veya bilgi kadar önemli bir yeri olacak. Dünyanın hiçbir yerinde kurumlar bu gerçeğin farkına tam olarak varamadı. Bu sorunun bir parçası; Sokrat, Eflatun ve Aristo'dan oluşan "üçlü çetenin" süregelen ve henüz doğruluğu kanıtlanmamış gücünden kaynaklanıyor. Bu üçlünün katı kuralları, tüm dünyada işadamlarının düşünme biçimine hükmediyor. Batı düşünce sistemi, "problemi gör, analiz et, çözüme git" şeklindedir. Bu, radikal dincilerde olduğu gibi insanın kayıtsız şartsız teslimiyetini getirir ve fanatizmle beslenir. Bu, sadece doğru ve yanlış üzerine odaklanan ve tamamıyla modası geçmiş bir düşünme biçimi. Yaratıcılık öğrenilebilir bir meziyettir. Paralel düşünce metodu, yaratıcılığı büyük ölçüde tetikleyen bir yol. İnsanlar beyinlerini farklı düşünmeye zorlamak durumunda. Yoksa alıştığınız şeyler sizi kıskaca alır ve yaratıcılığınızı söndürür.
*Sözlüklere adınızla birlikte geçen paralel düşünce metodunun düşmanı nedir?
Değişen kavramlar ve algılamalarla ilgili araştırmalarım sonucunda beynin kendi kendini organize eden bir sistem olarak algılanması gerektiğini buldum. Yani beyin, şartlanmalarla hareket ediyor. Buna paralel bir düşünce sistemi geliştirmek gerekiyor. Yoksa beyin, sürekli olarak alıştığı davranışları rutin şekilde sürdürüyor. Teknik, yeni düşünceler geliştirmek için uygun.
*Üzerinde durduğunuz düşünce sistemine göre yaratıcılığın odağında ne bulunuyor?
Bence yaratıcılık, varolan değerlerin üzerine eklenebilecek en büyük artı değer. Kendinizi çoğu konuda dışardan destek alarak geliştirebilirsiniz, örneğin yabancı dil, örneğin teknoloji, örneğin disiplin. Ama bunların hiçbiri, kişileri ya da organizasyonları, yaratıcılığı etkin kullanmak kadar olumlu etkilemiyor. Uygulanan yaratıcılık bir firmanın karını, 5 yıl içinde ikiye katlayabilir.