|
|
Sakat ve eski hükümlü çalıştırma zorunluluğu
İş Hukuku uyarınca, kamu menfaati ve işçinin korunması amacıyla bazı durumlarda işveren, işçi ile iş akdi yapmaya kanunen zorunlu kılınmıştır. Tıpkı tutuklu ve eski hükümlü çalıştırma şartı gibi
Türk Hukuku'nda kural, akit serbestisidir. Taraflar, emredici hukuk kurallarına, kanuna, ahlaka, kamu düzenine ve kişilik haklarına aykırı olmamak sartıyla diledikleri konuda hukuken geçerli sözleşmeler kurabilirler. (Borçlar Kanunu m. 19). Hukukun genel bir prensibi olarak hiçbir birey istemediği bir sözleşmeyi akdetmeye zorlanamaz. Tarafların iradelerinin serbestliği ilkesine dayanan Türk Hukuku'ndaki sözleşme serbestisi prensibinin doğal sonucu olarak, taraflar akdettikleri sözleşmelerde tasarrufta bulunmaya ve sözleşmeleri sona erdirmeye tam yetkilidirler. Nitekim Anayasa'nın 48. maddesinde de "Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir" denilerek yukarıda değinilen sözleşme serbestisi ilkesi anayasal koruma altına alınmıştır. Ancak, Türk İş Hukuku hükümleri uyarınca, kamu menfaati ve işçinin korunması amacıyla belirli bazı durumlarda işveren işçi ile iş akdi yapmaya kanunen zorunlu kılınmıştır. Bu hallerden biri de İş Kanunu'nun 26. maddesinde düzenlenen tutuklu ve eski hükümlü çalıştırma zorunluluğudur.
Sakat işçi çalıştırma yükümlülüğü
İŞ Kanunu'nun 75. maddesi hükmü uyarınca "işverenler 50 veya daha fazla işçi çalıştırdıkları takdirde işyerlerinde % oranında sakat kimseyi meslek, beden ve ruhi durumlarına uygun bir işte çalıştırmakla yükümlüdürler." Bu kanun maddesinin uygulanabilirliği açısından "sakat işçi" tabirinin doğru şekilde belirlenmesi gerekmektedir. İş Kanunu mad. 25/A,f.6'ya istinaden çıkartılan Sakatların İstihdamı Hakkında Tüzük bu konuda başvurulması gereken hukuki düzenlemedir.
Değinilen Tüzüğün mad. 2/1 hükmüne göre "bedensel, zihinsel ve ruhsal özürleri nedeniyle, çalışma güçlerinin en az %0'ından yoksun olduğu sağlık kurulu raporuyla belgelenenler" sakat kabul edilmektedir. Söz konusu sakatlığın sebebi, oluş şekli, yeri gibi etkenler değinilen hükmün uygulanmasını etkilememektedir.
İş Kanunu mad. 25/1,c.2 uyarınca "Aynı il hudutları içinde birden fazla işyeri bulunan işverenlerin çalıştırmakla yükümlü olduğu sakat sayısı, toplam işçi sayısına göre hesaplanır." Ancak, Yargıtay'ın da belirttiği üzere, işçi sayısının belirlenmesinde işyerinde geçici olarak istihdam edilen işçiler değil, daimi işçiler dikkate alınacaktır.
İş Kanunu uyarınca sakat işçi çalıştırılması hususunda işveren, işyerinde çalışmakta iken sakatlanmış olan işçilere öncelik hakkı tanımakla yükümlüdür.
Önemle belirtmek gerekir ki, işverenin sakatı herhangi bir işte istihdam etmek üzere alması yeterli olmayıp, söz konusu işin İş Kanunu mad. 25/1, c.1 uyarınca sakatın meslek, beden ve ruhi durumlarına uygun olması gerekmektedir. Sakatların çalıştırılabilecekleri işler, anılan tüzükte, sakatlığın derece ve türü de göz önünde bulundurularak ayrı ayrı ve tek tek sayılmıştır. Burada sayılmayan sakatlıklarda, sakatın çalıştırılabileceği işler sağlık kurulu raporunda gösterilecektir. İş Kanunu mad. 25/A, f.4 hükmü uyarınca, "bir işyerinden malulen ayrılmak zorunda kalıp da sonradan maluliyeti ortadan kalkan işçiler eski işyerlerine alınmalarını istedikleri takdirde, işveren bunları boş yer varsa derhal, yoksa boşalacak ilk işe o andaki şartlarla başka isteklilere tercih ederek almak zorundadır." Bu konuda maluliyetin neden kaynaklandığının hiçbir önemi yoktur. İşçinin işyerinden ayrılmasına sebep olan sakatlığın sebebi meslek hastalığı, iş kazası olabileceği gibi, maluliyetin ne zaman ortadan kalktığı konusunda Doktrin'de farklı görüşler ileri sürülmektedir. Bahis konusu hükmün uygulanabilirliği açısından işçinin sakatlığının tamamen geçmesi gerektiğini düşünenler bulunduğu gibi, kısmi iyileşmenin yeterli olacağını savunanlar da bulunmaktadır. Lakin, bu görüşlerden kısmi iyileşmenin yeterli olacağı görüşünün benimsenmesi, gerek sakatların topluma kazandırılmaları, gerekse onların işgüçlerinden de Ğbelirli oranda dahi olsa- yararlanılması bakımından uygun olacaktır. Kaldı ki, bu nevi bir görüşün savunulması yararlanmılması bakımından oluşturan işçi Lehine Yorum İlkesi'nin de bir gereğidir.
İşverenin çalıştıracağı sakat işçileri İş ve İşçi Bulma Kurumu vasıtası ile karşılaması gerekmektedir. (İş K. Mad. 25/A, f.5). Tüzüğün mad. 8/son uyarınca, işveren bu kurumun aracılığı olmadan bir sakat işçi istihdam edecek ise, durumu en genç bir ay içinde kuruma bildirmek ve tescil ettirmek zorundadır. İşveren'in Kurum'a yapacağı başvurunun etkin olabilmesi için ön koşul hiç şüphesiz sakat işçinin iş istemek üzere Kurum'a önceden başvurmuş olmasıdır.
Eski hükümlü çalıştırma şartı
SAKAT işçinin istihdamı mecburiyeti için anlatılan her konu İş Kanunu mad. 25/B'de düzenlenen eski hükümlünün çalıştırılması mecburiyeti için de geçerlidir. Nitekim İş Kanunu mad. 25/B, f.1'de "işverenler 50 veya daha fazla işçi çalıştırdıkları işyerlerinde % oranında eski hükümlüyü mesleklerine uygun bir işte çalıştırmakla yükümlüdürler" denilmektedir. Benzer şekilde, İş Kanunu mad. 25/B, f.5'e istinaden bu konunun uygulama şartlarının belirlenmesi amacıyla Eski hükümlülerin istihdamı hakkında tüzük çıkarılmıştır.
Adı geçen tüzüğün mad. 2/1 hükmünde kimlerin eski hükümlü sayılacağı hususu şu şekilde düzenlenmiştir: "altı aydan daha uzun süreli hürriyeti bağlayıcı bir cezadan veya devlet memuru olmaya engel bir suçtan hüküm giymiş ve cezasını infaz kurumlarında tamamlamış veya cezası tecil edilmiş yahut şartlı salıverilme yoluyla tahliye edilmiş olanlar ile özel kanunlarında belirtilen şartlardan dolayı istihdam edilmeleri olanağı bulunmayanlar veya ömür boyu kamu hizmetlerinde yasaklı bulunanlar eski hükümlü sayılır." İşçi sayısının tespitinde burada da daimi işçilerin göz önünde bulundurulmasının gerekliliği ve eski hükümlünün İş ve İşçi Bulma Kurumu haricinde bir vesileyle işveren tarafından temin edilmesi halinde, işverenin Kurum'a yapması gereken bildirim yükümlülüğü aynen burada da uygulama alanı bulacaktır. Tüzüğe ekli çizelgede eski hükümlülerin çalışabileceği işler tek tek sayılmıştır. Bunlardan bazıları, tarım ve ormancılık, avcılık, balıkçılık, madencilik gibi işkollarındaki işlerdir. Yukarıda değinilen hususlara ek olarak, 12.04.1991 tarih ve 3713 sayılı terörle mücadele kanunu'nun Ek 1. maddesi ve bahis konusu kanuna istinaden çıkarılarak 29.03.1996 tarih, 22595 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan yönetmelikle "Genel, katma ve özel bütçeli kurum ve kuruluşlarla mahalli idareler ve sermayenin yarısından fazlası kamuya ait olan her nevi teşebbüs veya bağlı ortaklıklar, Devlet Memurları Kanunu'na tabi memur kadroları ile sözleşmeli personel ve sürekli işçi kadrolarının % 0.'ini, terör eylemleri nedeni ve etkisiyle şehit olan veya çalışmayacak derecede malul olan kamu görevlileri ile er ve erbaşların, varsa eşlerinin, yoksa çocuklarından birisinin, çocukları da yoksa kardeşlerinden birisinin veya malul olup da çalışabilir durumda olanların istihdamına ayırmak zorundadır" şeklinde hüküm tesis edilmiştir.
ŞABAN ERDİKLER
|
Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|