kapat

05.09.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Sabah Künye
Ata Yatirim
Sofra
Motivasyon
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Tatilden dönüş sendromu
Gitmesi güzel de dönmek zor... Tatilden döndüğünüzde sizi bekleyen dağ gibi mektuplar ve sanal mesajlarla nasıl başa çıkacaksınız? Tatil dönüşü sendromunu aşmak için bu ipuçları yararlı olabilir

Sayılı gün çabuk geçer" derler... Doğrudur. Tatil için duvara çentik atarak saydığınız 11 ay nasıl hızlı geçiyorsa tatile çıktığınız birkaç hafta da aynı hızla; göz açıp kapayıncaya kadar geçer. Heyecanla, hevesle, dörtgözle beklediğiniz tatil, işle vuslat zamanı geldiğinde balkabağına dönüşüverir. Geriye bronz bir ten, tam olarak yaşanamamış birkaç anı, biraz da dinlenmiş bir vücuttan başka iz kalmaz.

Daha dönüş yolunda başlarsınız "tatilden sonra yapılacaklar" listesini oluşturmaya: Dönünce "şu" projeler hayata geçirilecektir. Patronun ya da müdürün karşısına geçilip "bu" rahatsızlıktan sözedilecektir. "O"nun bir daha öyle olmaması için gereken önlemler alınacaktır. Mayonun yerini takım elbise, plaj çantasının yerini evrak çantası, deniz mavisinin yerini karamsarlığın "kara"sı alacaktır. Sıcak kumların boşluğunu ise ancak yollardaki "kum gibi" otomobil dolduracaktır. Bu düşünceler arasında dağları aşıp "özgürlükten" "altın kafese" doğru yol alırken, "tatil sonrası sendromu" farkına varmadan sizi kemirmeye başlar...

'PATLAMIŞ BOMBA' OLMAYIN
Ünlü yönetim bilimci Steven Covey, "Etkili İnsanın Yedi Alışkanlığı" kitabında, "Böyle bir sendromla işe başlayan kişi, ilk gün 'bomba gibi'dir. Ama ilk gün gerilen sinirler nedeniyle yerinden çıkan pim, ikinci gün kişiyi "patlamış" bir bombaya dönüştürür" diyor.

Eğitim ustası Horace Mann ise gerçekçi bir yaklaşımla böyle bir sendromun önüne geçmenin mümkün olmadığını söylüyor. Mann, sorunun kökünde psikolojinin olduğunu belirterek, "Öncelikle yaşadığınız sorunların sadece sizin değil, tatilden dönen her insanoğlunun derdi olduğunu kafanıza yerleştirin. Döndüğünüz zaman işlerin, bıraktığınızdan ne kadar fazla olabileceğini hesap edin. Her şeye hazırlıklı olun, kontra yumruk almamaya dikkat edin. Ayrıca işlerin sizle ya da sizsiz; mutlaka yürüdüğünü düşünün. Zaten siz yokken iş yürümüyorsa ya ekibi tamamen değiştirmeli ya da işinizi tasfiye etmelisiniz" yorumunu yapıyor.

MASADAN SAATİ KALDIRIN
Mann'ın önerdiği mini teknikleri uygulayarak kendinizi psikolojik açıdan işe hazırlayabilirsiniz. İş yerinizde "ilk gün sendromunu" yaşamamanız için şu öneriler yararlı olabilir:

* Masanızda duran saati hemen ortadan kaldırın. Hiç değilse ilk gün "vardiyalı özgürlük" yaşayarak, tatilden işe kademeli bir geçiş yapmış olursunuz. Ayrıca bu yolla "Dün bu saatte neredeydim, şimdi neredeyim" türü hülyalara dalmaktan da kurtulursunuz.

* Her işyerinde klasiktir: Tatilden gelen kişi çevrelenir, tatil anıları üzerinde fikir teatisinde bulunulur. Dedikoduların, gerekli-gereksiz yardım isteyen stajyerlerin ve uzun süre yüzünüzü görmediği için mal bulmuş mağribi gibi üzerinize atlayan satış temsilcilerinin ardı arkası kesilmez. Her yeni gelen için aynı anılar ballandıra ballandıra tekrarlandığından, hiç bir iş yapılamadan mesai saati sona erer. Bunun önüne geçmek için kendinize zaman yaratın ve işe bir saat erken gelin. Böylece çevrede kimseler yokken birikmiş e-mail ve mektup dağlarını bir nebze de olsa eritmiş olursunuz.

İLK GÜNE TOPLANTI ALMAYIN
* Ne yapın edin; ilk güne toplantı almayın. İlk gün yapmanız gerekenleri ancak onbinlerce dolar kaybedecekseniz bir sonraki güne erteleyin. Tatil dönüşü sendromunu iki güne yaymak, hayatınızın geri kalan ilk gününü mutsuz geçirmekten başka hiçbir şey kazandırmaz.

* Ne kadar kaçarsanız kaçın, tatil anılarını mutlaka anlatacaksınız. Tatilinizin nasıl geçtiğini, ne kadar eğlendiğinizi, maceraperest ruhunuzu ya da yaz aşklarınızı herkese tek tek anlatmak yerine, bilmesini istediğiniz herkese öğle yemeğinde anlatın. Yemeğe mutlaka arkadaşlarınızla çıkın. Böylece sadece anılardan zaman kazanmakla kalmaz, işyerindeki ve piyasadaki tüm dedikoduları da "online-real time" anında dinleyebilirsiniz.

KENDİNİZİ ODAYA KİLİTLEYİN!
* Sizi rahatsız edebilecek her türlü uyaranla aranıza görünür ya da görünmez engeller koyun. En azından öğlene kadar varsa kapalı bir kapı, çalmayan ya da bağlanmayan telefonlar, 'toplantıda' türü ufak atlatmalar, ilk gün en önemli yardımcınız olacak. Çaresiz kalırsanız kendinizi toplantı odalarına bile kilitleyebilirsiniz.

* Alışkanlığınız varsa güzel. Ama yoksa mutlaka bir "yapılacaklar listesi" (to do list) hazırlayın. Acil olan işleri ya da müdürünüzden gelen direktifleri öne alarak önemliden önemsize bir sıralama yapın. Listeyi oluştururken en önemli işe "A", en önemsize ise "F" vererek bir not baremi hazırlayın. Bu noktada küçük bir öneri: Arthur Andersen'dan Müge Yalçın, listedeki işleri yaparken, önceliği olan ama küçük işleri öne almanın yararlı olacağını söylüyor. Böylece hem listedeki iş sayısını azaltmış hem de küçük ama önemli ayrıntıları aradan çıkardığınız için kendinizi psikolojik olarak rahatlatmış olacaksınız.

İLK GÜN İŞTEN ERKEN ÇIKIN
* Yumuşak geçişin bir diğer yolu da ilk gün işten bir saat erken çıkmak. Böylece bir yandan biriken özel işlerinizi halleder, diğer yandan bir saat erken geldiğiniz için kendinizi "performansınıza bağlı olarak ödüllendirmiş" olursunuz.

* Sayın iş arkadaşlarınız, "taze kan" olduğunuz için size yıkabilecekleri tüm işleri üzerinizde bırakmaya çalışırlar. Yenilenmiş hücrelerinize güvenip her gelene teslim olursanız, kendinizi, iş yığınlarınız arasında başkasının işini yaparken bulabilirsiniz. Bunun için mümkünse kibar bir dille reddedin. Eğer kıramayacağınız bir arkadaşınızsa işi stajerlere plase edin. Belki iş yüzde 100 tamamlanarak karşınıza gelmez, ama hiç değilse tamamlanmamış bir işi rötuşlamak tamamını yapmaktan daha az vakit alır.

Tatil sonrası sendromuyla ilgili son söz yine Steven Covey'den: Tatilin bir peri masalından farklı olmadığını aklınıza koyun. Saat 24.00'ü gösterdiğinde siz de pabucunuzun tekini prensin balosunda bırakarak evinize dönmek zorundasınız...

AÇIL SEZEN


Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır