


Mesleğe davet
Gençler ve aileleri iki üç yıllık bir işkence döneminin sonuna geldiler. Önce üniversiteye hazırlık kursları ile cebelleştiler. Sonra sınava girildi. Derken sonuçlar ilan edildi. Çoğunluk için, üzülerek de olsa, herşey puanların açıklanması ile bitti.
Sınavda yeterli puanı alanlar ise bir aydır bir başka telaşın içindeler. Tercihlerini belirlemeye çalışıyorlar. Acaba hangi üniversiteye girmeli? Hangi fakülte ve hangi bölüm daha iyi olur? Sıralamayı nasıl yapmalı?
Mevcut öğrenci yerleştirme sistemini aşırı merkeziyetçi bulduğumu fırsatı geldikçe ifade ediyorum. Merkezi planlamanın en son aşamasına tekabül ediyor. Daha merkeziyetçi bir kaynak tahsis mekanizması tahayyül etmek olanaksız.
Düşünün. Ankara'da bir bilgisayar, yüzbinlerce öğrenciyi tek tek okul ve programlara tayin ediyor. Sistemde esneklik sıfır. Üniversitelerin alacakları öğrencinin nitelikleri hakkında söz hakkı hiç yok.
Öğrencinin biraz var gibi duruyor. Ama bu aldatıcı. Binlerce program içinden onbeş yirmi tanesini rasyonel şekilde sıralamak insan beyninin kapasitesini aşıyor. Ne oluyor? İlk üç-dört tercih özenle yapılıyor. Sonrasına raslantılar hakim oluyor.
Neticede, öğrencilerin küçümsenmeyecek bir bölümü kendilerini aslında okumak istemedikleri bir üniversite ve bölümde buluyorlar. Bir sonraki sene tekrar sınava girmek üzere derhal hazırlığa başlıyorlar.
Hem onların yılları, hem de onlara harcanan kaynaklar israf oluyor. Merkeziyetçi kaynak dağılım mekanizmalarında daima böyle büyük kaynak israfları oluşur. Sovyetler Birliği neden çöktü zannediyorsunuz?
İKTİSAT MI? İŞLETME Mİ?
Bu dönemlerde eş dosttan danışanlar oluyor. Email'ler alıyoruz. En çok sorulan sorulardan biri doğrudan mesleğimle ilgili. Çocuk iktisat mı okusun? Yoksa işletme mi? Genelde iktisat ve işletmenin birbirine çok yakın alanlar olduğu düşünülüyor.
Son yıllarda işletme eğitimi moda oldu. İyi üniversitelerin işletme bölümlerine ancak en yüksek puanla giriliyor. Bu durumun garip sonuçları var. Şöyle bir mantık çalışıyor. Madem ki o bölüm daha yüksek puanla öğrenci alıyor, demek ki eğitimi daha yararlı. Halbuki olay hiç de öyle değil.
Yüksek puan sadece o bölüme talebin daha fazla olduğunu gösteriyor. Ama talebin rasyonel olması gerekmiyor. Ya işletme eğitiminin daha yararlı olduğunu düşünenler yanılıyorsa?
İlginç bir fasit daire de başlıyor. Daha yetenekli öğrenciler işletme eğitimine gidiyor. Üniversiteyi bitirdikten sonra daha yetenekli oldukları için iş hayatında daha başarılı oluyorlar. Böylece işletme okumanın daha yararlı olduğu kanıtlanıyor.
Bu görüşe katılmıyorum. Puanlar bir branş hakkında öğrencilerin ve velilerin beklenti ve yargılarını yansıtıyor. Bunlar o bölüm mezunlarının geçmişteki başarısına bakarak oluşturuluyor.
Geçmişin gelecek için önemli ipuçları taşıdığı doğrudur. Ama geleceğin geçmişin tekrarı olacağını düşünmek çok yanlıştır. Son on yılda işletme okuyanlara talebin yüksek olması gelecek on yılda da öyle olacağı anlamına gelmez.
BENCE İKTİSAT
Açıkçası, iktisat eğitiminin yeni nesilleri 21.inci yüzyıla daha iyi hazırladığını düşünüyorum. Daha fazla matematik okutuluyor. İstatistik ve ekonometri öğretiliyor. Soyut modellerle çalışma alışkanlıkları geliştiriliyor. İktisat eğitiminin daha zor ve ağır olması bunlardan kaynaklanıyor.
Özellikle matematiği seven yetenekli gençlere iktisat okumanın çok daha yararlı olacağı kanısındayım. Çok iyi bir altyapı kuracaklar. Muhasebe, pazarlama, organizasyon, vs. eksiklerini ya seçimlik derslerle, ya da sonra bir MBA yaparak tamamlarlar. Son iki gün. Tercihinizi çok dikkatle yapın. Kolay gelsin.