


Depremi anmak...
Büyük depremin yıldönümü geliyor ya, hepimizde 17 Ağustos gerginliği başladı.
Unutmak veya anmak...
Bütün mesele burada.
Unutmak, elbet mümkün değil... Ama anmak faydalı mı?
Anmak demek, o acıları tekrar yaşamak demek... Aynı görüntüleri tekrar seyretmek... Aynı çığlıkları tekrar dinlemek... Aynı çaresizlikleri tekrar görmek...
Sivil toplum örgütlerinden biri öneriyor ki:
- 17 Ağustos günü siyah elbise giyin.
- Gece sokağa dökülün.
- Saat 03.02'de de hep birlikte düdük öttürün.
*
Fena fikir değil.
Sembolik olarak bunu yapalım.
Hatta üzerinde uyuma Türkiye yazılı bir kartonu boynumuza asalım.
Sahiden de uyumayalım.
Ama yetmez.
17 Ağustos'u anarken, bütün bunların yanısıra, 1 yıllık blançoyu da soralım.
- Depremzedeler şimdi nasıl yaşıyor?
- Lojmanları boşaltın denmiş... Boşaltanlar şimdi ne yapıyor? Boşaltmamak için direnenler neyi bekliyor?
- Evini kaybedenler, kiracıysa başka, evin sahibi başka... Kime, ne ödenmiş? Çadırda yaşayanlar şimdi ne durumda?
- Yardım için toplanan ve dışardan gelen paralar nereye ve nasıl harcanmış?
......
İkincisi... Önümüze bakalım.
- Depremden alınan ders.
- Yeni bir depreme karşı tedbir... Ve ilk yardım biçimi.
- Binaların sağlığı... Binaların sağlamlaştırılma tekniği... Ve tabii, bundan sonra yapılacak binaların reçetesi.
*
Bu durumda, televizyonlara büyük iş düşüyor.
17 Ağustos'ta, felaket sahnelerini tekrarlamak yerine, halkı aydınlatacak özel programlar lazım.
Sadece deprem uzmanları yetmez...
Mimarların, mühendislerin, hatta alaylı müteahhitlerin fikirleri ve tavsiyeleri lazım. Yani, sadece bilim değil, biraz da tecrübe konuşmalı.
Buradaki uyuma Türkiye sloganını, sadece sokaklara dökül ey millet olarak değil ömürboyu tedbirli ol diye tercüme ediyorum.
Çünkü 1 gece sokaklara dökülmekle, bir gün siyah kostüm giymekle, saat 3'ü 2 dakika geçe topluca düdük çalmakla, ne depremi korkutabiliriz, ne de önleyebiliriz.
*
17 Ağustos Çalışma Grubu'na teşekkürler...
Buluşları, felaketi asla unutmadığımızı, onu hep yüreğimizde hissettiğimizi vurgulamak açısından insanlık dolu bir örnektir... Siyahlar giymek, topluca sokağa çıkmak, aynı anda düdük çalmak... Hepsi güzel... Ve de büyük saygı ifadesi... Vefa duygusu bu.
Ama paketi süslemeliyiz.
Hatta 1 gün'le bırakmayıp Deprem Haftası adı altında seminerler, konferanslar, açık oturumlar düzenlemeliyiz.
Depremi sadece anmak değil, anlamak da lazım.
Nasıl anlayacağız? Yine felaket tellallarını dinleyerek mi? Öyle olmadığını gördük... Vücudumuzdan çıkacak ortak bir elektrik, 17 Ağustos Çalışma Grubu'nun eseri olur inşallah.