'Meğer ihlal varmış'
İnsan Haklarından Sorumlu Bakan Rüştü Kazım Yücelen itiraf etti: "Bakan olmadan önce Türkiye'deki insan haklarının bu kadar çok ihlal edildiğini bilmiyordum"
İnsan Haklarından Sorumlu Devlet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü Rüştü Kazım Yücelen, bu bakanlığa getirilmeden önce Türkiye'deki insan haklarının bu kadar çok ihlal edildiğini bilmediğini söyledi. Bazı gazetecilerin Ankara temsilcileriyle yemekli bir toplantıda bir araya gelen Yücelen şöyle konuştu:
"Bu sorumluluğu almadan da devletin sistematik bir şekilde bu ihlalleri yaptığına inanmıyordum. Bugün de bu kanaatim pekişmiştir. Ancak insan hakları ihlallerinin düşündüğümün çok üstünde olduğunu, benim düşünce boyutlarımın çok ötesinde olduğunu da görüyorum."
İnsan hakları ihlallerinin tek nedeni olarak polisin görülmemesi gerektiğini de vurgulayan Yücelen şöyle devam etti: "İhlallerin kamuoyuna bu kadar aksetmesini de, poliste insan hakları ihlallerine yol açanlara karşı olan polis çoğunluğun varlığına bağlıyorum. İhlallere yol açanların zamanla ayıklanabileceği kanaatindeyim. İnsan hakları ihlallerini yalnızca polise yüklemek haksızlık olur. Bir tapu dairesinde devlet memurları vatandaşa kötü davrandıklarında da suç işlemiş olurlar."
AB VE ATATÜRK
Yücelen bu noktada, AB Genişleme Sorumlusu Gunther Verheugen ile yaptığı görüşmeden bir anekdot da aktarıyor:
"İnsan hakları konusunda konuşurken şunu söyledim: 'Benim üç çocuğum var. Ne zaman onlardan biri polis tarafından karakola çağrıldığında, çocuğuma gönül rahatlığı içinde, günün hangi saati olursa olsun, karakola gidebilirsin dediğim zaman, bilin ki Türkiye insan hakları sorununu aşmış olacak."
Yücelen, "insan hakları alanında atılacak her adımın Avrupa Birliği'ne gidecek yolu kısaltacağına" inanıyor ve ekliyor:
"Atatürk hayatta olsaydı, AB'ye karşı olanları cezalandırırdı. AB'ye karşı olanların, 3 yıl sonra 'ben Atatürkçüyüm' demeye hakkı olmaz."
Peki neden üç yıl?
SORUN UYGULAMADA
Yücelen, tıpkı Başbakan Yardımcısı ve ANAP lideri Mesut Yılmaz gibi, Türkiye'nin AB üyeliği koşullarını 2003 yılı bitmeden yerine getirmesi gerektiğine inanıyor. Bu nedenle de insan hakları alanında yeni adımlar atılmasını istiyor:
"İnsan Hakları Üst Kurulu dediğiniz devletin ta kendisidir. Orada bakanlar, müsteşarlar var. Ben Eylül ayı içinde bu kurulla, Türkiye'de insan hakları alanında çalışan sivil toplum kuruluşlarını, üniversiteleri bir araya getirmeyi planlıyorum. Buradan uygulanabilecek bir ortak metin çıkabileceğini düşünüyorum."
Yücelen Başbakanlığa bağlı bir İnsan Hakları Başkanlığı kurulması için de yasa hazırlığı içinde:
"Bu konuda İçişleri Bakanı Sadettin Tantan'la da görüşmeyi düşünüyorum. Aslında yasalarda bir sorun yok. Sorun uygulamada."
AB yolunda Türkiye'nin önündeki bazı engeller de Yücelen'in gündeminde.
* 141, 163 gibi maddeleri geri getirmeye gerek yok. 312'nci maddenin yeniden yazılmasıyla sorunlar çözülür. İrtica ve bölücülüğe geçit vermeyecek şekilde yeniden yazılabilir.
* MGK'da asker-sivil ayrımı yanlış. Gelişen dünya koşulları dikkate alınarak Maliye Bakanı ve Adalet Bakanı da kurula girebilir. İstenirse Emniyet Genel Müdürü de girer, ama o zaman İnsan Hakları Bakanı da girer.
* Bakan olarak değil, şahıs olarak konuşuyorum. Kürtçe eğitim almak isteyen bir vatandaş varsa, böyle bir talep ortaya çıkarsa, alabilir.
Milli Eğitim Bakanlığı kontrolünde özel kurslar açılabilir. Kürtçe yayın ihtiyacı olan varsa, bunu günümüz teknolo-jisiyle zaten engelleye-mezsiniz.
MURAT YETKİN
|