|
|
Jardel'in gelişi
UEFA Şampiyonu'nun İsviçre'nin bir köy takımından korkacağı aklınıza gelir miydi? Dün Doğan Koloğlu Ağabey yazıyordu. Adamların başkanı, "G.Saray'ın değeri 135, bizimki 5.5 milyon frank" demişti farkı anlatmak için. "Buna rağmen korkmuyoruz" diye de eklemişti. Bir gün evvel St.Gallen Teknik Direktörü Koller de, "G.Saray bizden iyi takım. Ama futbolda korku diye bir şey yok" diye görüşünü açıklamıştı. Bizim teknik direktör "Daha hazır değiliz. Maç ciddi maç" gibisinden laflar edince G.Saray'ın dikkatli oynayacağı düşüncemi açıklamıştım. Ama aklıma gelmeyen bir şey oldu. G.Saray, dikkatlinin de ötesinde korkaktı. İlk yarıyı izleyen herkese sormak istiyorum: Hakan'ın fonksiyonu neydi? İlk yarı takımı 10 kişi oynatma dışında ne yaptı?
St.Gallen, maça 3 forvetle başlayıp, zaman zaman 4'e çıkarırken, biz sağ kanada Okan ve Capone, sola da Ergün ve Hakan'ı koyup Popescu ve Bülent ile 6'lı bir savunma kurup maçı kendi sahamızda kabul ettik. UEFA Şampiyonu'nun rakip kaleye giden ilk şutunun dakikası 24'tü. Anlayın gerisini... Okan oyunu fevkalade bilen bir futbolcu. Kanatta değil, içeride oynuyor. Oyuna katılıyor. Capone'nin önündeki koridoru da açıyor. Oysa Hakan Ergün'ün 10 metre önünde çizgi üzerinde durup oyundan düşüyor ve Ergün'ün atak yolunu kesiyordu.
Taffarel'in yumruklasa rahatça kornere atacağı o sakar topu bloke etmek isterken yemesi Allah'tan devrenin tek şoku olarak kaldı. Ergün 10 dakika sonra çizgiden ikinci golü çıkarmasa G.Saray'ın paniklemesi işten değildi. G.Saray ancak 30. dakikadan sonra sahanın bir de öbür tarafı olduğunu hatırlamaya başladı ve gerçekten bir usta golü attı. Suat'ın uzun pasında Capone gelişine çok güzel ortaladı. O ana kadar varlığı pek belli olmayan Jardel de akıllı bir kafa ile topu kalecinin uzanamayacağı köşeye bıraktı ve G.Saray devre biterken nefes aldı.
Hakemle çok uğraşıyorlar
İlk yarıda bizimkilerin hakemle oynama hastalığının da geçen seneki hızıyla devam ettiğini gördük. Oysa bu sene kurallar çok ciddi. Dileriz, başımıza bir bela gelmez.
İkinci yarıda futbolu oynamaya çalışan takım gene St.Gallen idi. Kısıtlı yeteneklerine rağmen G.Saray'ın çok üstündeki isabetli pas yüzdeleriyle oyuna hakim oldular. G.Saray'daki tek değişiklik Hakan'ın yerine oyuna giren Faruk'un sol kanada getirdiği canlılıktı. Ve nitekim ikinci golü de Faruk ile Jardel arasındaki fevkalade anlaşma getirdi. Bu yarıda zaten iki defa doğru dürüst top yaptık. Birinde Marcio'nun kafası direkten döndü, ikincide Jardel, hani o herkesin çok merak ettiği Jardel gol pozisyonlarında ne kadar rahat ve usta olduğunu gösteren muhteşem bir vuruşla G.Saray'ı öne geçirdi.
Maçın özeti, küçük balık çok hareketli, çok canlı, çok hırslıydı ama her zaman olan oldu. Büyük balık, hak etmese de küçük balığı yedi.
|
 |
Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|