ADALILAR depremden sonra turizm hareketinin yavaşlamasından yakınıyorlar. "Deprem yılgısı Adalar'a ilgi ve sempatiyi azalttı" diyorlar. Bizce bu tam doğru değil. Hafta sonları İstanbul'dan akın edip kabus gibi bir çevre kirliliği, çöp dağları bırakarak geri dönen günübirlik tatilciler dışında Adalar'a seçkin konukların uğramamasının başka nedenleri var. Öyle anlaşılıyor ki bunların başında da "gürültü kirliliği" geliyor.
GEÇENLERDE bir hafta sonunu eşiyle beraber Heybeliada'da geçiren bir dostum, konakladığı otelden son derece memnun kalmış. Otelin balkonundan çam ormanlarına, Marmara'ya bakan manzara büyüleyici imiş. Otelin güleryüzlü personelinden, servisten de hoşnut kalmışlar. Fakat bir çarpıklık yüzünden haftasonu tatilleri zehir olmuş. Dostum şöyle anlatı:
"YEMEĞİMİZİ otelin lokantasında yiyip saat 23.00 sıralarında odamıza çekildik. Sahildeki bir yerden son derece yüksek volümlü, bizim otelin zeminini sarsan müzik sesi geliyordu. 'Saat henüz erken, herhalde 24.00'e kadar kesilir' diye düşündük. Ama düşündüğümüz gibi olmadı. Gürültülü müzik sabahın 04.00'üne kadar, şiddeti hiç azalmadan sürdü. Çam kokularını soluyarak, sadece doğaya ait sesleri dinleyerek huzurlu, sakin bir hafta sonu geçirmek umuduyla gittiğimiz Heybeliada'da bu yüzden, hayal kırıklığına uğradık. Tatilimiz burnumuzdan geldi."
BÜYÜKADA'nın da özellikle hafta sonlarında aynı dayanılmaz "cehennem gürültüleri" ile sarsıldığına dair yakınmalar var. Görülüyor ki, Adalar'ın ekonomisine gerçek anlamda katkıda bulunacak seçkin hafta sonu ziyaretçilerinin artık pek uğramayışının nedeni salt "deprem yılgısı" değil. Bir çok olumlu hizmete imza atan Kaymakam Mustafa Farsakoğlu ve Belediye Başkanı Coşkun Özden Adalar'ı şiirlerdeki, şarkılardaki huzur ve romantizm tülüne büründürmek için, gürültü kirliliğinin üstüne hemen gitmeli.