|
|
Dünya da İslam'ı tartışıyor
Radikal İslam öldü mü? İran'da esen reform rüzgarları, Arap ülkelerindeki katı İslami kurallarının yumuşamaya başlaması ve radikal İslamcı grupların artık laik gruplarla işbirliğine girerek insan haklarını savunan milisler haline gelmesi, batıda da yeni bir tartışma başlattı
Radikal İslam'ın son 30 yılı, en çok olayların ve değişimlerin yaşandığı yıllar oldu. Fransız CNRS (Bilimsel Araştırma Ulusal Merkezi) Araştırmalar Bölümü Başkanı ve Müslüman dünyası üzerine yürütülen doktora programının sorumlusu Gilles Kepel'e göre bunun nedeni, İslam devletini bir ütopya olarak gören nesillerin artık yetişkin olması ve bağımsız devletlerin ortaya çıkmasıyla birlikte siyasi idealin yerini "ulusal idealin" alması oldu.
Mısır'daki din hareketini değerlendiren Mısır'da kurulan Müslüman Kardeşler örgütünün kurucusu Hassan El-Banna'nın torunu yazar ve öğretim görevlisi Tarık Ramazan ise, "Bu ülkede radikalleşenler çok küçük bir azınlık olan gruplardır ve buradaki, sosyal bir hareket değildir" diyor ve ekliyor: Son on yılda yaşanan radikalleşmenin toplumsal bir temeli bulunmuyor.
"LAİKLERLE İŞBİRLİĞİ BAŞLIYOR"
Kepel, toplumun farklı sosyal gruplarının, İslami hareketin son 30 yıldaki iniş ve çıkışının temelini oluşturduğunu ve yakın zamanda içine girdiği çöküşün nedeninin radikalleşmeye dayandığını savunuyor.
Sosyal grupların analizi yapılarak İslamcılar'ın güçlenmesinin ya da tersi durumun anlaşılabileceğini belirtiyor.
Sudan'daki radikal İslam'ın önce başarı kazanıp sonra da hezimete uğramasının sebebi olarak, farklı ideolojilere sahip ve farklı köklerden gelen insanların birlikte hareket ettirilmesi olduğunu söylüyor.
"Bugün orta sınıfların oluşturduğu İslamcı gruplar, laik gruplarla daha fazla işbirliği içine girmeye ve demokrasi ve insan hakları odaklı bir esneklik kurmaya çabalıyor" diyen Kepel, İslami hareketin sosyo-demokratikleşme eşiğinde olduğunu vurguluyor.
"HAPİSHANELER YARADI"
Muhammed Tozy ise, 1991-1992 yıllarında Cezayir'de yaşananların tüm dünyadaki İslam hareketlerine örnek olduğunu belirtiyor.
"Uluslararası bir konsensüs "demokratik yollarla da olsa İslamiyet iktidara gelemez", İslami gruplara doktrin ve stratejik açıdan örnek ve deneyim oldu" şeklinde konuşan Tarık Ramazan ise, bunun 3 yolla iyice anlaşıldığını söylüyor: "Hapishaneler, birçok İslamcı'ya insan hakları dersi verdi.
İLGİNÇ VATANDAŞLIK DENEYİMİ
Ve hapisten çıkan İslamcılar, sıkı birer insan hakları savunucusu oldu. İkinci olarak, politik paylaşımla kanıtlar geldi. 90'lı yıllarda Pakistan, Ürdün, Sudan, Malezya ve Türkiye gibi ülkelerde iktidarda bulunan İslamcılar ve sonuçları örnek teşkil etti. Son olarak da Avrupa'daki İslam önemli bir rol oynadı. Burada, ilginç bir vatandaşlık deneyimi vardı".
Mısır, Cezayir'de İslami hareketin zafere ulaşması için kimi çevrelerin büyük yatırımlar yaptığını söyleyen Tozy, gösteriler ve eylemlerin şiddet boyutlarına ulaşmasıyla iktidarların olayları bastırmakta yetersiz kaldığını belirtiyor ve ekliyor: Ancak 1995 yılında ordular gerekli donanımı ve deneyimi edindiler. Liberation'da yer alan görüşlerinde Muhammed Tozy, dünya çapında İslam'a yeni bir çehre kazandırma ve yeni bir kimlik oluşturma hareketinin sürdüğünü düşündüğünü açıklıyor. .
Radikal İslam düşüşte mi?
Bu konuda tüm dünyada, hem laik ülkelerde hem de İslam ülkelerinde süregelen tartışmalara, Fransa'nın saygın gazetesi Liberation da katıldı.
Gazete, geçtiğimiz pazartesi günkü sayısında "İslamiyet, bitişi ve sonrası" başlıklı geniş bir haber hazırladı.
Haberde, İslam ve radikal İslamcı hareketler konusunda geniş araştırmalar yapmış 3 uzmana sorular yönelterek görüşleri alındı ve küçük bir tartışma konusu yapıldı: Radikal İslam gücünü kaybedip düşüşe mi geçti?
Tartışmaya katılanlar, Fransız CNRS (Bilimsel Araştırma Ulusal Merkezi) Araştırmalar Bölümü Başkanı ve Müslüman dünyası üzerine yürütülen doktora programının sorumlusu Gilles Kepel; Mısır'da kurulan Müslüman Kardeşler örgütünün kurucusu Hassan El-Banna'nın torunu yazar ve öğretim görevlisi Tarık Ramazan; Fas'ta bulunan Hasan-2 Üniversitesi'nde siyasal bilimler öğretim görevlisi Muhammed Tozy.
Liberation Gazetesi'nde yer alan, Batı dünyasındaki bu ilginç tartışmanın temelini, Gilles Kepel'in piyasaya yeni çıkan ve "Radikal İslam'ın çöküşü, laik grupların rolü, sivil toplum, globalleşmenin etkisi, internet ve İslam" konulu kitabı oluşturuyor.
CEZAYİR VE MISIR AYNI
'Değişim rüzgarı yok'
Radİkal İslam'da yaşanan düşüş ve değişim konusunda Kepel ve Tozy ile aynı fikirleri paylaştığını söyleyen Ramazan, İslami hareketin tek amacının iktidarı ve yönetimi ele geçirmek olduğunu düşünmüyor. "İslam devleti modeli diye birşey yoktur.
Yalnızca kendini arayan İslami toplumlar vardır. Bu da uzun bir süreçtir" şeklinde konuşan Ramazan, Islam'daki bu hareketliliğin yeni politik gerçekler, yeni güçler ve yeni zorluklar getireceği görüşünde. Tarık Ramazan, Cezayir ve Mısır'da demokratikleşme süreci yaşandığına, değişim rüzgarlarının estiğine ise kesinlikle katılmıyor.
Ancak yine de ümitli. Müslüman dünyasının demokratik pencereler açacağına inanıyor. "Burada önemli olan, müslüman toplumların bundan sıyrılmak için ne yapacakları" dedikten sonra kadınların bu konudaki önemine de şöyle değiniyor: İran'daki reform hareketinde çok sayıda kadın ön saflarda yeraldı.
REJİMLERİN TAVIRLARI...
İran'daki reform hareketleri üzerine konuşan uzmanlardan Kepel, "Müslüman dünyasında demokrasinin oluşturulması, insanların birlikte nefes almasından geçiyor. Bugün en önemli koşul, rejimlerin davranış ve tutumlarıdır.
İran'da İslami bir demokrasiden çok Müslüman bir demokrasi oluşturuluyor. Yani geniş görüşlü Müslümanlar tarafından kurulan bir demokrasi" diyor. Buradan çıkacak sonucun ise İslamiyet olmayacağını belirtiyor. Tarık Ramazan ise, "Kendini arayan İslami bir toplum çıkacağı" görüşünde.
|
Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|