kapat

26.07.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Superonline
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Limasollu
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
İLKER SARIER(isarier@sabah.com.tr )


Ankara'da "akıl" sesi

Ecevit, Akkuyu nükleer santral ihalesinin ertelendiğine ilişkin kararı dün açıkladı.

Uzun zamandır hükümetlerden "akıllı ve mantıklı" açıklamalar duymaya hasret kalmış insanların, Ecevit'in açıklamasını "ayakta" alkışladığını hissediyorum.

Önce, kararın aklını ve mantığını açalım:

Aklı, nükleer yatırımı dengeli biçimde analiz ederek, yararlarının çok yüksek, sakıncalarının ise sıfıra yakın olduğunu doğru anlamış olmasında...

Yani, konunun uzmanı Türkiye Atom Enerjisi Kurumu TAEK'in görüşlerini benimsemiş olmasında idi.

Popülist bir yaklaşımı seçmeyip, ne istediğini bilmeyen birkaç çevrecinin cırtlak sesine değil, nükleer uzmanlarının sesine kulak vermiş olmasında idi.

Ayrıca, Türkiye'de hem de bir Başbakan'ın ağzından "füzyon" ve "fizyon" tanımlarını duymuş olmaktan aldığım hazzı da tarif edemem.

Kararın doğru mantığı ise, hesabı ihtimâl ki özenle yapıp, şu sıra nükleer enerjiye yapılacak yatırımın, "astarı yüzünden pahalı çıkacağı" varsayımı ile bir süre için ertelemiş bulunmasında yatıyor.

Bendeniz, tıpkı nükleer uzmanları ve hükümetimiz gibi nükleer enerjiden yanayım.

Fakat durdum düşündüm.

Şu aşamada çok büyük bir nükleer yatırımın, "enflasyonla mücadele ve ekonomik istikrar" programına denk düşmeyebileceğini kabul etmeye hazırım.

Bunun için bekleyebilirim.

Ama gönlüm isterdi ki, Türkiye'nin hemen şimdi bir değil birkaç nükleer santral yapmaya yetecek kadar hazinede parası olsundu...

Çünkü enerjisizlikten daha büyük bir rezalet ve skandal düşünemiyorum.

Lamba ışığında oturmayı seçebilecek kadar "bohem" çevrecilere asla prim vermiyorum.

Fakat bugünkü doğru aklın ve mantığın, önümüzdeki yıllarda yeni akıllı adımlar atabileceğine inanmak istiyor ve beklemeyi seçiyorum.

Asker ile sivil
Org. Kıvrıkoğlu, "MGK'da isterse yüz sivil olsun, fark etmez" demiş... Bir asker 100 sivile bedel olduktan sonra...

Gürüz-Pürüz
YÖK Başkanı Prof. Gürüz, Çankaya'ya karşı direnişe devam ediyormuş... Gürüz, niçin bu kadar pürüz?..

Gökçek, ihtiyarlattı!
Melih Gökçek, 3.5 milyon nüfuslu Ankara'da, otobüslerde bedava seyahat etsinler diye vatandaşa 2 milyon 400 bin "yaşlı kartı" dağıtmış...

Bunu nereden anlıyoruz?

EGO'nun istediği para bu...

Peki, yaş ortalaması 29 olan Türkiye'nin başkentinde 2 milyon 400 bin yaşlı insan oturabilir mi?

Melih Gökçek, insanları gerçekten ihtiyarlatıyor!..

Gerek sanata dair icraatlarıyla gerekse de dağıttığı kartlarla...

Banka-Bakkal
Kıbrıs'ta 6 banka birden batmış, paralar ödenemiyor... Kıbrıs'takiler sahiden banka mıydı, yoksa bakkal mı?

Bayat espri
Size bugün bir de bayak espri: İstanbul'da vapura yüzde 25 zam gelmiş... Vatandaş yüzerek geçsin ne var?

Farları yakalım mı?
Farları gündüz yakmayalım, dedik ya, her gün yüzlerce telefon, faks ve e-mail ile uğraşıyorum. Doğrudur yakmayalım diyen var, yakalım diyen de var...

Emniyet Genel Müdürlüğü'nden bir cevap gelmedi. Demek ki, trafik kurumumuzun bu konuda bir fikri yok!..

"Yakmaktan" yana olanlar ne zararı var diyorlar:
1- Güneşin parlak ışığının yanında farlar, "ekstra" ışık yaratıyor. Bunun gözlerin yorduğunu, dikkati üzerine topladığını, sair dikkat edilecek noktaların gözden kaçmasına yol açacağı düşünülmelidir. Gündüz de olsa çoğu "ayarsız" farın göz alması mümkündür ve bu göz alma kazaya yol açabilir.

2- Farların yakılması kural haline geldiğinde, nasılsa herkes yakıyor, fark ederim diyerek, "hıza aşırı meyilli" sürücülerin tümden zıvanadan çıkıp gazı köklemesi ihtimâli ve riski artmaktadır.

3- Uzun yolda farların, çok uzaktaki araçların görünmesine yarar sağladığı ileri sürülüyor. Normalde, 90 km hızla seyreden bir aracın, normal görüş mesafesinde, farları yanmasa da bir aracı fark edeceği bilimsel bir gerçektir.

Eğer daha uzakta iken fark etme ihtiyacını vurguluyorsak, "aşırı hızı" benimsiyoruz ve buna önlem almaya çalışıyoruz demektir.

O zaman da, gündüz yanan farlar, aşırı hızın gerektirdiği bir önlem olmaktadır ki, bu kabul edilemez.

İlk önce hız, normale inmelidir.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır