Ecevit, Akkuyu nükleer santral ihalesinin ertelendiğine ilişkin kararı dün açıkladı.
Uzun zamandır hükümetlerden "akıllı ve mantıklı" açıklamalar duymaya hasret kalmış insanların, Ecevit'in açıklamasını "ayakta" alkışladığını hissediyorum.
Önce, kararın aklını ve mantığını açalım:
Aklı, nükleer yatırımı dengeli biçimde analiz ederek, yararlarının çok yüksek, sakıncalarının ise sıfıra yakın olduğunu doğru anlamış olmasında...
Yani, konunun uzmanı Türkiye Atom Enerjisi Kurumu TAEK'in görüşlerini benimsemiş olmasında idi.
Popülist bir yaklaşımı seçmeyip, ne istediğini bilmeyen birkaç çevrecinin cırtlak sesine değil, nükleer uzmanlarının sesine kulak vermiş olmasında idi.
Ayrıca, Türkiye'de hem de bir Başbakan'ın ağzından "füzyon" ve "fizyon" tanımlarını duymuş olmaktan aldığım hazzı da tarif edemem.
Kararın doğru mantığı ise, hesabı ihtimâl ki özenle yapıp, şu sıra nükleer enerjiye yapılacak yatırımın, "astarı yüzünden pahalı çıkacağı" varsayımı ile bir süre için ertelemiş bulunmasında yatıyor.
Bendeniz, tıpkı nükleer uzmanları ve hükümetimiz gibi nükleer enerjiden yanayım.
Fakat durdum düşündüm.
Şu aşamada çok büyük bir nükleer yatırımın, "enflasyonla mücadele ve ekonomik istikrar" programına denk düşmeyebileceğini kabul etmeye hazırım.
Bunun için bekleyebilirim.
Ama gönlüm isterdi ki, Türkiye'nin hemen şimdi bir değil birkaç nükleer santral yapmaya yetecek kadar hazinede parası olsundu...
Çünkü enerjisizlikten daha büyük bir rezalet ve skandal düşünemiyorum.
Lamba ışığında oturmayı seçebilecek kadar "bohem" çevrecilere asla prim vermiyorum.
Fakat bugünkü doğru aklın ve mantığın, önümüzdeki yıllarda yeni akıllı adımlar atabileceğine inanmak istiyor ve beklemeyi seçiyorum.
2- Farların yakılması kural haline geldiğinde, nasılsa herkes yakıyor, fark ederim diyerek, "hıza aşırı meyilli" sürücülerin tümden zıvanadan çıkıp gazı köklemesi ihtimâli ve riski artmaktadır.
3- Uzun yolda farların, çok uzaktaki araçların görünmesine yarar sağladığı ileri sürülüyor. Normalde, 90 km hızla seyreden bir aracın, normal görüş mesafesinde, farları yanmasa da bir aracı fark edeceği bilimsel bir gerçektir.
Eğer daha uzakta iken fark etme ihtiyacını vurguluyorsak, "aşırı hızı" benimsiyoruz ve buna önlem almaya çalışıyoruz demektir.
O zaman da, gündüz yanan farlar, aşırı hızın gerektirdiği bir önlem olmaktadır ki, bu kabul edilemez.
İlk önce hız, normale inmelidir.