kapat

26.07.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Superonline
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Limasollu
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
MURAT BİRSEL(mbirsel@sabah.com.tr )


Pilli gazeteye az kaldı!

Muhteşem teknolojik gelişmeler var, 10 yıl sonra çok şey değişecek, 20 yıl sonra bugünlere neredeyse "cilalı taş devri" olarak bakacağız!

Laptop (dizüstü) bilgisayarınızın ekranına iyi bakın, büyük ihtimalle bu teknolojide satın almış olduğunuz son "laptop"unuz olacak.

Şimdiki LCD (Likit Kristal "Display") ekranların sonu geldi, LCD öldü, yaşasın LEP!

Şimdi "Aman teknik konulara girdi, bilgisayar yazısı yazacak" diye boşlamayın, birazdan iş keyif kıvamına geliyor.

LEP'in anlamını açarak başlayalım...

LEP, ("Light Emitting" Polimer)!

Düz yazalım, şimdiki LCD ekranda arkadan ışık vermeniz gerekiyor, LEP ise azıcık bir elektrikle pırıl pırıl parlıyor.

LCD bir ekran, LEP ise plastik bir kağıt gibi... İsterseniz katlayıp cebinize koyun!

İstediğimiz büyüklükte LEP ekranı aslında "printer"den bile basabilecek duruma geleceğiz.

Bu ne demek?

İstediğin boyutta bilgisayar ekranını koy cebine git demek!

Gerisi artık kolay, mini pil ve internete bir bağlantı sonrası mesela SABAH gazetesini LEP ekrana getirmek mümkün olacak. Sayfaları yükle, gece gündüz her ışıkta pırıl pırıl oku.

Bir süre sonra gazeteleri, kitapları, dergileri istediğimiz boyuttaki bir katlanabilir, taşınabilir hafif ekrana yükleyip oradan okuyacağız.

Sonra büyük olasılıkla video gelecek, ardından da dijital televizyon yayını.

***

Ne zaman hayata geçer?

Büyük olasılıkla bir iki yıla kadar neye benzeyeceğini televizyondan izliyor, gazetelerde resimlerini görüyor oluruz.

Evlere girmesi için 2005 yılı deniyor.

Yatırımcıların -şimdiden- dikkatine sunulur!

Kazanamayan üzülmesin

Üniversiteye kapağı atıp atmadığınızı bugün itibarıyla biliyor olacaksınız. Hiçbir yeri kazanamayanlar üzülmesin, kimse de onları üzmesin, çünkü bu arkadaşlar çoğunlukta. Bizde maalesef üniversiteye girebilmek istisna ve aslında herkesin mutlaka bir üniversite bitirmesi de gerekmiyor. Zaten tekrar bu sınava çalışmak yeterince ağır bir yük, anne ve babalar -kendi hayatlarına baksın- "Her istenenin her istendiği an olmadığı" hayat gerçeğini hatırlasın.

"Her şeyde bir hayır vardır, belki de kısmet bu sene değildir, seneye olacak hayat başka kapılar açacaktır" diye düşünmekte fayda var.

***

Kazananlara gelince...

Bu arkadaşlarıma bir sürprizim var.

"Kazandık işte, bitti" diyorsunuz değil mi?

Hayır işte, yeni başlıyor ve asıl şimdi başlıyor.

Üniversiteye girmesi bir dert, mezun olması başka bir derttir!

Üniversite zordur, çalışma disiplini gerektirir.

Peki, iyi haberi de vereyim...

Üniversite yılları, hayatınızın en güzel yılları olacak!

Nereden biliyorum?

Üniversite okumuş olanlara sorun, "Hayatının en keyifli dönemi?" diye...

Gün sayarlar...

Anneni tanıdığım gün.

Babanla evlendiğimiz gün.

Senin doğduğun gün...

"Gün değil, arka arkaya yıllar" diyecek olursanız, mutlaka üniversite yılları sıralamada çok yukarılarda yer alacaktır.

Öyle bir dönemin kapısından giriyorsunuz...

Tadını çıkartın!

Adamın tiki
Adamın tiki var, tek gözünü sürekli kırpıyor, işe müracaat etmiş...

* Beyefendi okuduğunuz okullar harika, sizi hemen işe alırdık ama gözünüzü sürekli kırpmanız müşterileri rahatsız eder diye korkarım.

- Bir saniye, ben iki aspirin alırsam göz kırpmam duruyor.

* Sahiden mi?

Adam ceketinin ceplerini karıştırmaya başlar, bir prezarvatif çıkartır, sonra kırmızı bir prezervatif, sonra yeşil bir prezervatif, mor prezervatif, sarı prezervatif, fosforlu prezervatif... Sonunda iki aspirin tabletini bulur, yutar ve göz kırpması geçer.

* Beyim, iyi güzel de bizde birçok bayan çalışıyor, sizin gibi bir cinsi sapığı işe alamayız!

- Ne sapığı kardeşim, ben çok mutlu evliliği olan bir adamım.

* Madem öyle bütün o prezervatifler ne oluyor?

- Siz hiç eczanede, eczacıya göz kırparak, "İki aspirin" dediniz mi?

Tırnak içinde
30 gündür rejimdeyim, 15 gün kaybettim!

(Bir XL tişört yazısı)

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır