


Şehit annesinin feryadı
Ülfet Yeşilpınar, bundan 5 yıl önce 19 Eylül 1995'de kullandığı savaş uçağının düşmesi sonucu şehit olan Cenk Yeşilpınar'ın annesi.
Ülfet Yeşilpınar oğlunun şehit olduğu günden beri tek bir şeyin peşinde: "Oğlumun uçağı neden düştü?" Ve acılı şehit annesi 5 yıldır sorduğu soruya bir türlü cevap alamıyor.
Bayan Yeşilpınar'la konuştum, bana bugüne kadar sorusuna cevap alabilmek için ilgili yüksek makamlara hatta eski ve yeni Cumhurbaşkanları'na gönderdiği mektupları verdi.
"Ben" diyor, "birşeyin peşinde değilim, oğlumun ölümü sıradan olay gibi geçiştirilemez. Uçağın düşmesine neden olan teknik arızayı öğrenmek, sorumlulara ne yapıldığını bilmek istiyorum" diye sürdürüyor.
Nasıl düştü?
Ülfet Yeşilpınar'la konuştuktan sonra gazetedeki arşivi taradım. Merzifon'da düşen uçakla ilgili SABAH'ta bir haber yayınlanmış. Şehit pilotun fotoğrafı da var haberde.
Cenk Yeşilpınar'ın kullandığı F-5 uçağı Çorum Osmancık ilçesi üzerinde uçarken tekerleklerin açılıp kapanmasını sağlayan Gear Box sistemi arızalanıyor. Bu nedenle açılan tekerlekler içeri alınamıyor ve havacılık deyimiyle uçak çöküşe giriyor. Pilot Üsteğmen uçağı kurtarmak için çaba harcarken, tekerlekler bir çam ağacına çarpıyor ve uçak infilâk ediyor.
Anne ikna olmuyor
Üsteğmen Cenk Yeşilpınar'ın cenazesinin kaldırılmasından sonra anne Ülfet Yeşilpınar komutanlığa kazanın nasıl olduğunu soruyor. Verilen cevapta; pilotun hiçbir hatasının olmadığı, kazanın tamamen teknik nedenle olduğu belirtiliyor.
İşte acılı anneyi harekete geçiren de bu. Israrla soruyor; "Oğlumun şehit olmasına neden olan arıza nedir, bu arızanın sebebi araştırıldı mı, sorumlular arandı mı?"
Anne Yeşilpınar'ın mücadelesi bundan sonra başlıyo r. Hava Kuvvetleri Komutanlığı'na yazıyor cevap alamıyor, Cumhurbaşkanı'na yazıyor cevap alamıyor, Genelkurmay Başkanlığı'na yazıyor, cevap alamıyor.
Ülfet Yeşilpınar diyor ki "Bu mücadelem sırasında 27 uçak daha düştü. Hepsine de teknik arıza dendi. Bu nasıl iştir. Teknik arıza adı altında evlâtlarımız ölüyor, bize bu arızanın ne olduğu bile söylenmiyor. Oysa teknik arızaaırın nereden kaynaklandığı bilinse belki bu düşen uçaklarımız ve şehit olan yavrularımız kurtulurdu."
Mektuplar sertleşiyor
Acılı anne mektuplarla yüksek makamlardan bilgi isterken, bu mektupların üslubu da giderek sertleşiyor. Örneğin Ülfet Yeşilpınar dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı'ya yazdığı mektupta "Cevap alıncaya kadar bir uçağımız daha düşerse bir umursamazlığın adını koyacağım" ifadesine yer veriyor.
Ülfet Yeşilpınar şu andaki Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu'na yazdığı mektupta ise şunu söylüyor: "Bir türlü cevap verme nezaketi ve cesareti gösteremediğiniz mektuplarımda parmak bastığım Truva atının güncel adı nüfus ticaretidir. Yıllarca yazdığım mektuplarda sizlere anlatmak istediğim, sizlerin de inatla anlamak istemediğiniz, hayatının baharında, iyi yetişmiş, vatansever evlâtlarımızın canına kasteden canavar işte budur."
Ülfet Yeşilpınar acılı bir anne olarak bu konunun sonuna kadar takipçisi olacağını söylüyor. Umarım bir sonuç alacaktır.
O bir savaş pilotuydu, 5 yıl önce şehit oldu
Cenk Yeşilpınar 1969'da İzmir'de doğdu. Paris'te başladığı ilkokul eğitimini Ankara'da bitirdi. İzmir Saint Joseph Fransız Koleji Ortaokulu'ndan mezun olduktan sonra ailesiyle Ankara'ya taşındı. Burada yine Fransızca eğitim veren Tevfik Fikret Lisesi'ni bitirdi ve Hava Harp Okulu'na girdi. 1990 yılında mezun oldu. Bir yıl sonra İzmir Çiğli 2. Ana Jet Üssü Pilot okulunu bitirerek savaş pilotu olarak göreve başladı. 1993 yılında Merzifon 5. Ana Jet Üssü 152. Filo'ya atandı ve pilot üsteğmen oldu. Fransızca ve İngilizce'yi ana dili gibi konuşan Cenk Yeşilpınar 19 Eylül 1995'de kullandığı F-5 uçağının düşmesi sonucu şehit oldu.
Kültür Merkezi haftası
İstanbul Kültür Merkezi İstanbul Kültür Vakfı ile Kültür Bakanlığı'nı karşı karşıya getirdi. Bir türlü bitirilemeyen kompleksle ilgili Vakıf Başkanı Şakir Eczacıbaşı "devlet desteği alamamaktan" yakınıyor. Dün Kültür Bakanı İstemihan Talay'la konuştum. Talay bugün bir basın toplantısı yaparak konuyla ilgili "gerçekleri" açıklayacağını söyledi. Perşembe günü de Şakir Eczacıbaşı Kültür Merkezi'nin inşaatında bazı gazetecilere konu hakkında bilgi verecek. Talay'a bunu da söyleyince "Eğer isterse perşembe günü ben de geleyim, hepinizin önünde karşılıklı konuşalım."
Bu kadar uçak başka yerde düşse
Allah göstermesin bir Türk Hava Yolları uçağı, ya da bir başka yolcu uçağı düştüğünde ortalık birbirine giriyor. Günlerce yayın yapılıyor, uçağın düşüş nedenleri en küçük ayrıntısına kadar didikleniyor.
Bu yüzden uçak kazalarından sonra uçak yapım firmaları büyük sıkıntılara giriyor. Çünkü özellikle bir teknik hata saptanır hele bunun yapımdan kaynaklandığı anlaşılırsa, siparişler bıçak gibi kesiliyor.
Oysa ülkemizde aynı titizlik düşen askeri uçaklar için geçerli değil. Kamuoyu her biri milyonlarca dolara mal olan uçaklarla, değerleri asla maddi olarak ölçülemeyecek pırıl pırıl savaş pilotlarımızın şehit olmasının nedenlerini öğrenemiyor.
Bizdeki askeri uçak kazaları genellikle, (öğrendiğimiz kadarıyla) teknik arızadan meydana geliyor. Peki bu teknik arızaların nedeni gerçekten iyi inceleniyor ve önlem alınıyor mu? Teknik ekipler bu konuda sorumlu tutuluyor mu?
Neler soruyor?
Ülfet Yeşilpınar, oğlunu şehit verdiği günden beri kazanın nedeni hakkında doyurucu bilgi alamadığı için bütün hayatını buna adamış. Bu nedenle tıpkı bir dedektif gibi olayın izini sürüyor Kaza yeri fotoğraflarını inceliyor, bir sonuç çıkarmaya çalışıyor.
Ülfet Yeşilpınar şunları soruyor:
* Gear Box sistemi neden arızalanmıştır?
* Uçağın tekerlekleri havada kendiğilinden mi açılmıştır?
* Hidrolik sistemin dışında uçağın tekerleklerini toplamaya yarayan mekanik sistem arızalı mıdır?
* Uçağın son teknik bakımını kimler yapmıştır?
* Teknik olarak uçağın uçuş emrini kim imzalamıştır?
* Kazaya neden olan parçaların kullanma süreleri nedir, geçmiş midir?
*Bu parçalar NATO askeri güvenilirlik kalitesine sahip midir?
* Atlama koltuğunu harekete geçiren mandalların kaza sonrasındaki konumları ne durumdadır, çekilmiş midir?
* Çekilmiş de atlanamamış mıdır?
* Bu mandallarda ve koltuğu atan sistemlerde bir arıza var mıdır?