  
Nice yıllara Sabah-İstanbul
Sabah-İstanbul'un 4. yaşgünü gerçekten parlak biçimde kutlandı. Sepetçiler Kasrı-Hammam'ın tarihsel İstanbul'un tüm aydınlatılmış anıtlarıyla beliren görkemli siluetine hakim mekanındaki yemek, bir düş gibiydi. Öylesine kalabalıktı ki görmek istediğim kimi kişileri -örneğin kimi belediye başkanı dostlarımı- göremedim.
Ve o gece yerel basının ve bölgesel eklerin önemini bir kez daha düşündüm. Sabah-İstanbul'un başarıyla yürüttüğü işlev, yani metropolluğu aşıp megapolluk düzeyine gelmiş, bir çok dünya ülkesinden daha büyük, daha kalabalık, daha sorunlu bir İstanbul için bu ve benzeri ekler olmasa, ne çok şey eksik kalırdı!.. Bodrum tatilimde Sabah-İstanbul'u okuyamamak benim için gerçek bir eksiklik olmuştu. Ama onun yerine bir başka güzellik keşfettim bu yıl: Bir yıldır başarıyla çıkan ve memleketim olan Ege'nin sorunlarına aynı ustalıkla eğilen Sabah-İzmir...
Sabah-İstanbul'un kişiliğinde tüm bölgesel ekleri kutluyor ve olayın artarak, gelişerek, kapsamı büyüyerek daha da yararlı olmasını diliyorum. Hızla gelişen Türkiye'nin bu tarz basının desteğine ve katkısına büyük ihtiyacı var.
Enka'da yaz ve büyük Genco
Enka'nın İstinye'deki sosyal tesislerinin benim için özel bir önemi var. Çünkü haftasonlarını orda arkadaşlarla briç oynayarak geçiriyorum. Ayrıca kocaman yüzme havuzundan, çok iyi bir mutfağı olan lokantasından ve spor salonundan da yararlanma olanakları var.
Ama Enka bunlarla yetinmiyor. Ve yazları tam bir kültür merkezi gibi çalışıyor. Geniş alandaki küçük anfitiyatro sayesinde... Her yaz burda seçme filmler oynuyor, yılın yeni oyunları tekrarlanıyor, konserler veriliyor. Ve kışın kaçırdığınız kimi etkinlikleri yakalayabiliyorsunuz.
Bu sayede geçen akşam sevgili Geco Erkal'ın "Can" adlı oyununu -nihayet- izleyebildim. Genco, Can Yücel'in şiir ve yazılarından bizzat yaptığı bir kolajı inanılmaz bir tiyatro haline getiriyor. Keskin duyarlılığı, zehir gibi dili, acımasız alayı, görkemli saygısızlığı ve de buram buram insan sevgisiyle Can Yücel gözümüzde büyüyor. Ona can veren Genco da aynı ölçüde devleşiyor bu oyunda...
Önümüzdeki hafta da yine kaçırdığım bir oyunu, Oyun Atölyesi'nin "Doğru Düşün, Boş Konuş"unu izleyeceğim. Açık havada tiyatronun zevki başka oluyor.
Ve asıl iyi havadis, arazide yapılan bir oditoryum sayesinde Enka'nın bu etkinlikleri kışın da devam ettireceğini öğrenmek... Böylece Maslak-İstinye ve civarı yeni bir kültür merkezi kazanmış oluyor. Kutlarım... (276 22 14-15)
Onları ne çok seviyormuşuz!..
Ali Kırca'yı ne kadar sevdiğimi anlatan ilk yazı değil bu... Sevgimi ve sempatimi daha önce de belirtmiştim.
Ama, sevdiğimiz insanların ölümün eşiğine gelmeleri, bize duygularımızı ve sevgimizi tazeleme fırsatı getiriyor. O "müthiş düşüş" ve Ali'nin ondan olabilecek en az hasarla kurtulması, önce kendisi ve ailesi, ama kuşkusuz onu seven milyonlarca insan için büyük bir teselli.
Ali Kırca'yı iyileşme yatağında morali yüksek, sağlıklı ve iyimser bulmanın sevincini duyduğum gün, bir başka kötü haber, Defne Samyeli'nin hastalığı gelip tokat gibi çarptı. Defne'yi tanımam bile... Ama onun dengeli, kişilikli haber okuyuşunun Kanal D'ye ve Türk izleyicilerine neler kattığını bilenlerdenim.
İkisine de geçmiş olsun derken, bu vesileyle adına "anchorman" denen ana haber sunucularının hayatımızda ne büyük yeri olduğunu ve onların çalıştıkları kanallara ne çok şey kattıklarını da bir kez daha düşünmek iyi olur sanırım...
|