Uygulamaya konulan enflasyonu düşürme programının ortaya çıkardığı sonuçlara bakınca asıl kazançlı çıkan tarafın Hazine olduğu görülüyor. Öyle ya, daha şimdiden 15 milyar dolarlık faiz tasarrufu sağlamış. Toplumun başka kesimlerinde böyle net hesaplanabilecek bir kazanç henüz yok.
Ancak faiz düşüşünden ülkenin genelinin kazançlı çıktığı söylenebilir. Geçen yıl Hazine ihalelerinde ortaya çıkan faizin ağırlıklı ortalaması yüzde 108.4'tü. Bu yılın ilk altı ayında bu rakam yüzde 38.9'a indi. Bu inişten Hazine net bir faiz tasarrufu sağlarken gelecek yıl bütçe giderlerini azaltma imkanını da verdi. Bu da daha az bütçe açığı ve daha düşük enflasyon anlamına geliyor.
* Toplumun yararı ne? - Ancak yüksek enflasyonun üzerinde ücret artışı alanlar, fiyat ayarlaması yapanlar ve taban fiyatı alanlar için, enflasyonun düşmesi pek bir şey ifade etmiyor. Artan enflasyon kadar gelirini artıranların fiyat artışlarından rahatsız olmasının bir anlamı yok.
O halde enflasyonun düşürülmesinden, yada faizlerin indirilmesinden toplumun yararı ne? Aslında buna toplum dememek daha doğru. Çünkü faiz düşüşünden toplumun bazı kesimleri yarar elde ederken bazıları zarar ediyor yada elde edecekleri karı edemiyor. Zarar eden kesim tasarruf sahipleri, serveti olanlar, parasını mali kesimde değerlendirenler. Bu kesim, yüksek reel gelirinden oldu. Bu nedenle faizlerin düşmesi borç verenlerin işine yaramıyor. Program faizleri düşürdüğü için, aslında acı ilacı kimlerin içtiği de ortaya çıkıyor.
* Fatura kime? - Programla memur ve emekli kemer sıkmış değil. Çünkü başta yüzde 15 ücret artışı belirlenmiş de olsa, enflasyon biraz yüksek çıktığı için aradaki fark maaşlara eklendi. Özel sektörün toplu sözleşmeli kesiminde ise işçilere yapılan ücret artışları enflasyonun üzerinde. Dolayısıyla toplu sözleşmeli işçiler gelirlerini artırmış oluyor. Sanayiciler ve ticaret kesimi de canlanmakta olan ekonomiden dolayı genelde kayıplı sayılmaz. Normalde kar marjlarını korumaları beklenir.
Belki programdan sadece çiftçi kesimi küçük bir kayba uğramış oluyor. Çünkü taban fiyatlara yapılan zam yüzde 25-27 ve gerçekleşecek enflasyonun biraz altında.
*Tüketim artışı - Hazine'nin borçlanma ihtiyacının düşmesinden sokaktaki vatandaş, üreticiler, çiftçiler, işçiler "Bana ne" diyebilirler. Ancak hiç de öyle değil. Hazine'nin borçlanma ihtiyacının düşmesi sadece borç vereceklerin işine gelmez. Borçlanacak herkesin işine yarar. Çünkü vade uzar. Ve uzayan vadelerden daha düşük faizlerle borçlanma imkanı doğar. Üretimi ve yatırımları finanse etmek kolaylaşır. Vadeli alımlar yaygınlaşır. Tüketim artar.
Nitekim yılın ilk yarısında hem kredi kartlarıyla yapılan harcamalar hem de bankalardan alınan tüketici kredileri hızla arttı. Yılbaşında 2.143 trilyon olan rakam altıncı ayın sonunda 4.649 trilyona yükseldi. Net olarak bankalardan hem tüketici kredisi olarak hem de kredi kartlarıyla yapılan harcamalar 4 milyar dolar arttı. Bu tüketim artışı büyümeyi artırarak toplumun diğer kesimlerini de olumlu etkiliyor.
Sonuç - "Muhallebinin tadı yiyince anlaşılır"