kapat

25.07.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Superonline
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Limasollu
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
RUHAT MENGİ(rmengi@sabah.com.tr )


Şikayet eden çok, çözüm yok!

Herhangi bir sorunun sorumlusunun ta kendisi çıkıp da sıradan bir vatandaş gibi o sorundan söz edince gülme krizine giriyorum, elimde değil.

Örneğin RTÜK Başkanı çıkıyor TV'lerdeki şikâyet olayından yana yakıla şikâyet ediyor. Peki Sayın Beyefendi, siz değil misiniz bu olayı çözmesi gereken kişi? Sızlanacağınıza önlemeye çalışsanıza! Bırakın sızlanma işini millet adına biz yapalım.

"Devletin Bakanları"nın bir kısmı da aynı durumda. "Ben devletin Bakanıyım" diye esip üfürdükleri zaman mangalda kül bırakmıyorlar, icraata geldiği zaman bakıyorsunuz bakanlığı ile ilgili her şey arap sacına dönmüş, kendisinin dünyadan haberi yok.

Bakanlarla sık sık görüşüyoruz. Son olarak Bayındırlık Bakanı Koray Aydın'a ülke genelinde çarpık yapılaşmaya, yeşilin kaybedilerek her yerin taş binalarla dolmasına engel olmak için herhangi bir çalışmaları olup olmadığını sordum. Öyle ya, bundan 5 yıl sonra, başta İstanbul olmak üzere şehirlerimizin, sahillerimizin görüntüsü ne olacak? Bu konuda acaba onlar da bizim gibi endişe taşıyorlar mı öğrenmek istiyorum.

Neyse ki Bakan Aydın sadece üzülmekle kalmayıp konuya acil çözümler getirmeye çalışanlardan.

"Kaçak yapılaşmaya karşı valiliklerin gerekli mücadeleyi yapmaması, çekinmeleri buna neden oluyor. Yeni bir imar yasası hazırlıyoruz ama aslında işin çözümü yeni yasada değil, zihniyet değişikliğinde. Mevcut yasaların cesaretle uygulanmasında. Siyasi hesapları bir yana bırakıp ülkenin geleceğini düşünmekte. Elimizdeki mevcut düzenlemeleri kararlılıkla uygulasak bu iş biter" diyen Bakan bu konuda esas sorumlunun belediyeler ve valilikler olduğunu, çözümü ise İçişleri Bakanlığı'yla ortak çalışarak sağlayacaklarını şu sözlerle açıkladı;

"Kanunları uygulamayanlara acil soruşturma açılacak bir sistem getireceğiz. Hangi partiden olursa olsun üç beş belediye başkanına bu duyguyu verirsek sorunu çözeriz. Genel başkanıma da söyledim, kendi partimin belediyesi bile çıksa açığa alınacak. Belediyeler imar değişiklikleri yaparak, meclislerinden istedikleri kararı çıkararak çevreye zarar veriyorlar. Kısa sürede bu sorunu çözeceğiz."

Umalım da yeşil alanlarımız tamamen tükenmeden gelsin şu çözüm artık.

Yunanistan'ın Ajda'sı
Angela Dimitriou isim olarak çoğunuza tanıdık gelmeyebilir ama onun şarkılarını, özellikle son haftalarda çok beğenilen Margarites isimli romantik parçasını radyo ve televizyonlarda sık sık duymaktasınız. Ondan "Yunanistan'ın Ajda Pekkan"ı diye söz ediyorlar. Yunanistan'da "gecelerin kraliçesi" derlermiş esmer güzeli şarkıcıya.

Geçen hafta başında, sıcak bir Bodrum akşamı, sevgili dostlarım Ali ve Bente Şen'in ısrarıyla Günay'da onu dinlemeye gitmeseydim Angela köşeme konuk olmayacaktı tabii, ama iyi ki gitmişim.

Kos Adası'nın Belediye Başkanı ile ailesinin de özel olarak Türkiye'ye gelerek katıldığı gecede Angela sahneye Türk şarkılarıyla çıktı, sahneden bizim ünlü sanatçılarımızın şarkılarıyla indi. Günay'ın geniş bahçesini tıka basa dolduran kalabalığın coşkun alkışları ve gül yağmurları arasında.

Bütün masaların üzerinde birer küçük Türk ve Yunan bayrağı vardı. Angela Dimitriou, Margarites'i söylerken eline iki bayrağı aldı, önce Türk bayrağını öptü. Bir daha.. Bir daha.. Ve kalbine bastırdı. O anda orada olmanız lazımdı onun ve izleyenlerin coşkusunu hissedebilmek için. Biraz sonra masalarına doğru eğilerek Kos Belediye Başkanı ile kızını sahneye çağırdı, birlikte önce Sirtaki yaptılar, sonra halay çektiler. Sanatçıyla birkaç şarkıyı seslendiren Fedon ne hissettiğini sorduğunda Angela'nın verdiği cevap şuydu; "Türk-Yunan dostluğu adına ve kendim için çok çok mutluyum"

Daha sonra o geceyi çok düşündüm, aslında hepimizin ön yargıları, düşmanca duyguları bir yana bırakıp sıcak Akdeniz kanını taşıyan iki ülkenin insanları olarak dostça yaşamamız nasıl da mümkün. Türk ve Yunan halkları buna nasıl da hazır.

İki komşunun huzur içinde, bir arada yaşayabilmesi için keşke diplomasi ustaca ve uygarca kullanılabilse. Keşke bunu hatırlamak için depremler beklenmese!

Cenk Koray'a dua
Hepsi bu kadarla kalır inşallah, son bir aydır öyle çok hastalık, ölüm haberi arka arkaya geldi ki özellikle genç okurlarımız, üzülmekle birlikte "Artık cenaze, hastalık yazısı okumak istemiyoruz, bütün yazarlar aynı şeyleri yazıyorlar" demeye başladılar. Haksız da değiller, en sevilen isimlere sanki nazar değdi, Kemal Sunal'ın ölümü, Ali Kırca'nın kazası, Defne Samyeli"nin hastalığı. Son olarak Cenk Koray'ın kaybı. Ama yazmayalım da ne yapalım, onlar sizin için ünlü birer isim ama çoğu bizim arkadaşlarımız, meslektaşlarımız.

Örneğin Cenk Koray'la Ankara'nın aynı mahallesinin, neredeyse aynı sokağından geliyoruz. Aramızda yaş farkı olduğu için o yıllardan arkadaş değiliz ama annelerimiz yakın arkadaştı. Sivil toplum kuruluşlarında senelerce birlikte çalıştılar. Yıllar sonra geçirdiği bir kalp krizi ertesinde, büyük bir tesadüf sonucu TV'de sunmakta olduğu "Eşinizi tanıyor musunuz?"u onun yerine ben sunmuştum. Nasıl iyi niyetle, içtenlikle yardımcı olmuştu bana. Son olarak bir TV röportajında izledim onu. Durgun, yorgun ve mutsuz görünüyordu.

Cenk Koray henüz TV'de çok az sayıda bizi gülümseten sunucu, showman olduğu bir dönemde kazanmıştı toplumun sevgisini. Bugün akşamüstü toprağa veriliyor. Onun için dua etmeyi unutmayalım.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır