kapat

25.07.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Superonline
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Limasollu
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
AHMET VARDAR(avardar@sabah.com.tr )


Şehit polis ailesine yapılan muamele...

Mürvet Dana şehit bir polisimizin annesi... Oğlu 1994 yılında Şırnak'ta ecel şerbetini içmiş. Kadıncağız oğlunu ülkesi için şehit vermiş ama ülkesi onun için ne yapmış?... Çok merak ediyorsanız, kendi ifadesi ile aktarmak istiyorum;

"Sayın Ahmet Bey,
Gözümün bir tanesi önceden beri rahatsız idi. Hem şaşı idi, hem de az görüyordu. Birkaç sefer tedavi için doktora gittik, gözlük verip, bu iyi göz ile idare et dediler. Oğlumun ölümünden sonra daha da kötüye gidip, ilerledi. 1999 Kasım ayında eşim, İzmir Ege Üniversitesi Hastanesi'ne götürdü. Ücretli olarak muayene olduk. Doktor "Bu göz görür, ameliyat olman lazım. Size bu ameliyat 250 milyon liraya mal olur ve sağlık karnesi geçmiyor" dedi.

Düşündük ve olmaya karar verdim. 230 milyon TL döner sermaye veznesine yatırdık. 30 milyon ameliyat için bir şey aldılar, 17 milyon muayene ücreti yatırdık ve ameliyat olduk. Doktor, "4 ay sonra kontrole geleceksiniz, o zaman lens takacağız, göklük versem kullanamazsın, iki gözün arasında 10 numara fark var" dedi ve 4-5 ay sonra gittik. Aynı doktor bu sefer "Lens taksak kullanamazsın, seni tekrar ameliyat yapıp gözüne mercek takacağım, size 270 milyon TL'na mal olur" dedi. Yalvardık, biz fakiriz dedik ama nafile... "Bu fiyat en düşük fiyat" dedi. Bu durumda ameliyat olmadan tedaviyi yarıda keserek, memleketimize geri döndük. Aynı konuyu Sağlık Bakanına bildirdik, bir netice alamadım. En sonunda durumu size bildirmek zorunda kaldım."

Görüyorsunuz ya, işler edebiyat yapmakla olmuyor. Anamsın, babamsın, vatan, millet, Sakarya gibi laflarla peynir gemisi yürümüyor. Gerçi bu konuyu yazdıktan sonra biliyorum ki, Mürvet hanıma hemen sahip çıkılacak ama ülkede daha ne kadar Mürvet hanımlar var, biliyor musunuz?...

Ulubatlı Hasan'ın da köyü susuz
Rahmetli İstanbul'a ilk giren, Osmanlı Sancağını surlara ilk diken kahramanımız... Her sene anısına törenler düzenliyoruz, onu temsil edenler Yeniçeri kıyafeti ile Edirnekapı Surlarına çıkıp, bayrağı dikiyor. Yaptığı kahramanlıklar tarih kitaplarında çarşaf, çarşaf... Ama gelin görün ki, onu yetiştiren köyün durumu feci!...

Bursa-Karacabey'e bağlı Ulubat Köyü'nün ne halde olduğunu biliyor musunuz?... Sadece suları hiç akmıyor deyince, herhalde gerisini anlarsınız. Oranın halkı seslerini bir türlü duyuramadıklarından çareyi bana başvurmakta bulmuşlar. Bütün çabaları sonuçsuz kalmış, "Biz sesimizi duyuramıyoruz..." diyorlar. Bu sıralar havalarda çok sıcak olduğundan, susuzluk çeken yörelere öncelik veriyorum. Ama dünyaya çağ değiştiren, Ortaçağ'dan Yeniçağ'a girişimizin simgesi olan, İstanbul'un alınışında kulelere ilk bayrağı diken Ulubatlı Hasan'ın köyüne lütfen ilgi gösterelim. Hiç olmazsa suyunu temin edelim, ki Rahmetli mezarında rahat uyusun... Hadi bakalım Karacabey Kaymakamı ve Belediye Başkanı iş başına...

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır