


Son durum
Anketler yapılıyor.
Konular çeşitli.
- İdam kalksın mı?
- Apo asılsın mı?
- Erbakan cezaevine girsin mi?
- 312. madde değişsin mi?
- Af kanunu çıksın mı?
.......
Her seferinde, evet hayır'lar değişik oranda gözüküyor. Yâni, her geçen süre, insanları yumuşatıyor... Farklılıklar hep demokratikleşme lehine mesafe alıyor.
6 ay önceki cevaplar başkaydı...
Şimdi başka çıkıyor.
*
Gerçi bunlar kamuoyuna açıklanmıyor.
Ama halkın nabzını tutmak iyidir.
Önemli kararlar halk'a rağmen alınmaz... Bu bakımdan, sık sık yapılan anketleri isabetli buluyoruz.
Yedire yedire, sindire sindire, alıştıra alıştıra halkla beraber bir yerlere doğru yürümek, iyi bir yöntem.
Biz gazeteler, kamuoyunu yansıtmaktan ziyâde kamuoyu oluşturmak'la meşgulüz...
Beceri gücümüz, bu anketlerde anlaşılabiliyor mu, bilemiyorum ama, en sağlıklı yolun vatandaşla yüz yüze konuşmak olduğu muhakkak.
*
Mesut Yılmaz'ın hükümete katılması, kimsenin beklemediği bir müspet hava getirdi.
Son aylardaki üslubu, dikkatimizi çekiyor.
Eğer 55. hükümetin kuruluş günlerinden beri hep böyle konuşsaydı , bence seçim zaferi bile kazanabilirdi... Ama bir Başbakanlık uğruna demokrasi kalıplarını ihmal etti o devirde.
Bir komplo'nun içinde gibi gözüktü. Belki değildi. Ama gözüktü...
Şimdiki Yılmaz ise teslimiyetçi değil salt demokrat bir kişilik sergiliyor. Yâni 1991'deki Yılmaz'a daha çok benziyor.
Eğer aldandığımı anlarsam size yine söylerim. Ama şimdiki tespitim bu.
*
Evet... Avrupa ilişkileri, artık daha bir ivme kazanacaktır.
Tatlı-sert bir tutum, yalvaran bir Türkiye değil, kendini ağıra satan bir Türkiye imajını perçinleyecektir.
Ama ölçüyü kaçırırsak, bu def'a da yedi düvelle kavgalı bir ülke haline geliriz.
Sanırım Yılmaz-Cem ikilisi, bu hassas denge için, adeta biçilmiş kaftan...
Özetlersek...
Yeni bir Mesut Yılmaz portresi, sadece ANAP'ın değil, tüm siyasetin çehresini değiştirebilir.
83 ruhunu yakalamak için dahi bence fırsat doğmuştur. Bu fırsat kaçarsa yazık olur.