


Sesini duyuramayanlar!
İyi gidiyor... İyi gidiyor... Ekonomik program harika gidiyor... Başbakan Ecevit kararlı, Yardımcısı Bahçeli ısrarlı... Üçüncü ortak Mesut Yılmaz istikrarlı...
Sözlerinden dönmediler...
Neo popülizme kanmadılar.
Ekonomik program yürüyor. Gelirler arttı, 6 aylık hedef tuttu, bütçenin iki yakası yavaş yavaş biraraya geliyor. Vergi gelirleri yüzde 108 artarken, IMF'nin çok önem verdiği "faiz dışı fazla..." 10 kat yükseliyor.
Gidiyor... Gidiyor...
Çok çok iyi gidiyor...
Devlet açık ardını kapatıyor.
Memurlar, çiftçiler, işçiler, emekliler, esnaflar, sanayiciler, mülk sahipleri daha çok vergi veriyorlar, daha az gelire razı oluyorlar.
Devlet de yatırımı durdurdu.
Sosyal güvenliği de kıstı.
***
Sosyal güvenliğe ayrılan para yüzde 44 geriledi. Şu andaki en büyük sorun geçen yılki borçlanmada yüzde 140'lara ulaşan yüksek faizin bindirdiği ağır ödeme yükü... Ayrıca ekonomik program gereği dolara mıhlanıp, çivilendiği için liramızın değeri de dolar arttıkça otomatikman artıyor. Liramızın değeri artmasına rağmen ihracat da çok kötü gitmiyor. Euro'nun dolar karşısındaki değer kaybı ihracatçıları krizden kurtardı. İş dünyasından da tekelleşmiş piyasalarda tek başına at oynatanlar değil de sektöründe rekabet olanlar kâr oranlarını yüzde 30'lardan yüzde 7-8'e indirdiler. Batmamak için yüzde 5'e indirenler bile var. Tekstil de bile makina, teknoloji yenileme yatırımları başladı. Geçen yıl makine siparişlerinde tek gün bile beklenmiyordu. Makina satıcıları yalvar yakar duruma gelmişlerdi. Bugün bize tekstil teknolojisi satan İtalyan, İsviçre, İngiliz, ABD, Japon firmaları ancak 6 ay sonraya gün veriyorlar.
***
Gidiyor... Gidiyor...
İyi gidiyor...
Ekonomik program yürüyor.
Devlet iki yakasını topluyor.
Vatandaş da ses çıkarmıyor.
Özveriye katlanıyor...
Geçen yıllarda borçlanmalardan dolayı dağ dağ büyüyen devletin ödeme yükü de 2001 yılından sonra tarihe karışacak.
İnşallah karışacak...
İşte o zaman; faiz yükü altında ezilmekten kurtulan devlet, geliri giderine yetmeyenlerin sesine de kulaklarını açacak.
Gazeteler de şimdi duymuyor.
TV'ler de önemsemiyor.
Muhalefet de şaşkın.
Devlet şimdi sesini duymadığı memurların, mühendislerin, emeklilerin, esnafların, çiftçilerin feryadını işte o gün geldiğinde duyacak. Gazeteler de, TV'ler de duymaya, yazmaya, iletmeye o gün başlayacak. Zaten iki kulağımız fakat sadece bir dilimiz niçin vardır?
Az konuşalım...
Çok dinleyelim diyedir...
***
Ama bugün dinleme günü değil.
Kulakları tıkama zamanı...
Trakya'da, Çukurova'da Cumhuriyet tarihinin en büyük çiftçi mitingleri yapılıyor fakat basın da, politikacılar da çiftçinin sesini duymak istemiyorlar.
Niçin?
İyiye gidişin...
Bozulmaması için...
Bütün bunlar tamam da dün alınan ve "geçici ihracat için geçici kabulle mal getirenlerin sürelerinin 6 ay daha uzatılması" kararına ne demeli.
Hükümet zaten...
2 yıldır uzatıyordu...
6 ay daha uzatıyor...
Bu geçici ihracat için geçici kabulle mal getirmek nedir? Size anlatmaya çalışayım: Hani gazetelerde Paraşüt Operasyonu diye hayali ihracatla vergi iadesi alıp devleti soyma haberi var ya, işte onun gibi bir şeydir. Toprak Mahsülleri Ofisi (TMO), 2 yıl önce 286 firmaya hiç beş kuruş almadan, banka teminat mektubu karşılığı buğday satmış.
Ne kadar satmış? Araştırdım bulamadım. Ama 500 bin ton olabileceğini söylediler. TMO bu buğdayı bu 286 un fabrikasına ya da tüccara ya da pastacıya, makarnacıya tonu 95 ile 105 dolardan "Al bu buğdayı öğüt ve dışarıya ihraç et..." diye satmış.
İç pazara sakın satma...
Mutlaka dış pazara sat...
Ülke döviz kazansın...
***
Çünkü buğdayın tonunu TMO'dan ortalama 100 dolara alırsan ve bunu dış ülkelere ihraç etmek yerine iç pazara satarsan elin, kolun yorulmadan, riske girmeden ton başına 80 dolar avanta para kazanırsın.
Bu yüzden şart koyulmuş.
Buğdayı al, öğüt, un yap Ortadoğu'ya, Avrupa'ya, Afrika'ya, Azerbaycan'a sat. Ülkemiz döviz kazansın. TMO da çiftçiyi desteklemek için yüksek faiz yükü altına girerek aldığı ihtiyaç fazlası buğdayı depolarında bekleterek zararını büyütmemiş olsun.
Fakat buğdayın tonunu...
100 dolara alanlar...
Onu un haline getirip dış pazara döviz karşılığı satmamışlar. Un haline getirip 180 dolara iç pazara satmışlar. Ve bu parayı üç yıl içinde çevirmişler.
Hükümet süreyi 6 ay daha uzattı.
Niçin?
TMO ile Hazine Dış Ticaret, açıklasa da anlasak.
Niçin?