Diyanet'ten tarikat bombası
Yılmaz'dan tarikatlara tokat gibi açıklama: Allah'la kul arasında aracı yoktur. Ahirette beni şeyh kurtaracaktır inancı İslam'a ters düşer. Allah'tan başka kimse ilahlaştırılamaz...
Diyanet İşleri Başkanlığı, "İslam'da Rönesans hareketi"nin temelini oluşturmak için hurafelere ve türbelere karşı bilim ışığında açtığı savaşın cephesini genişletti ve gerçek amacından uzaklaşan tarikatları da "mücadele" kapsamına aldı.
Başkan Mehmet Nuri Yılmaz, Allah'la kul arasına hiç kimsenin giremeyeceğini, kimsenin ilahlaştırılamayacağını belirterek, "Ahirette şeyh beni kurtaracak, inancı İslam'a terstir. Bu taahhüdün altına Yüce Peygamberimiz bile girmemiştir" dedi.
Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz, "Allah'tan başka kimse ilahlaştırılamaz" diyerek tarikatlar konusunda şu uyarıda bulundu:
"Bugün Müslümanlar'ın mürşidi Hazreti Muhammed'tir. Muhammed ve rehberleri akıl olmalıdır. Kurtuluşumuz buradadır. Diyanet olarak biz bu konularda halkı uyarmaya ve gerekli her türlü tedbirleri almaya kararlıyız. Daha Osmanlı döneminde bozulmaya başlayan tarikatlar, 1925 yılında kapatılmıştır.
Mürşidimiz Hazreti Peygamber ve rehberimiz selim akıl olmalıdır. Dinimiz ilmin teşvikçisidir. En büyük keramet, ilim kerametidir. Nitekim mutasavvıflar, ilme dayalı olan keramet, kevni 'bir anda uçmak, kalbini okumak gibi olağanüstü haller' kerametten çok daha üstündür. Peygamberimizin en büyük mucizesi Kuran'dır. Kuran'ın mevzuu ise, başından sonuna kadar, ilim ve irfandan ibarettir. Eğer bundan daha büyük mucize olsaydı, Allah, Peygamberimize onu verirdi."
Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz, bu çağda insanların aklı ve ilmi rehber almalarını belirterek, konuşmasını şöyle noktaladı:
"İnsanlar, aklı ve ilmi rehber almalılar. Kuran gerçeklerini anlamaya çalışmalıdırlar. Kurtuluş buradadır. Kuran'ın en büyük hassasiyet gösterdiği nokta, Allah'tan başka kimsenin ilahlaştırılmamasıdır. Bir şeyhe bağlanma mecburiyeti yoktur dinimizde. Allah'la kul arasında, aracı yoktur. Zaten dinimizin özelliklerinden başta geleni de budur. Ahirette şeyh beni kurtaracaktır inancı İslam'a ters düşmektedir. Çünkü böyle bir taahhüdün altına Yüce Peygamberimiz bile girmemiştir. Kızı Fatma'ya 'Kendini kurtar. Ben Allah'ın azabını defedecek güçte değilim' demiştir..."
Başkan'dan şiirli anlatım
Diyanet İşleri Başkanı Yılmaz, tarikatların bugünkü durumunu bir şiiri aktararak şöyle özetledi:
Tasavvuf bir hal idi, bir kâr oldu.
Bir fedakârlıktı, bir kazanç yolu oldu.
Gizlenmekti, şöhret vesilesi oldu.
Eskilere uymaktı, geçim yolu oldu.
Gönülleri abad etmekti, gururu okşamak oldu.
Zahidlikti, sefahet oldu.
Ahlaktı, ahlaksızlık oldu.
Kanaatkârlıktı, israf oldu.
Dünyadan soyulmaktı, ekmek peşinde koşmak oldu.
Şeyhlerle ilgili
HURAFELER
Dİyanet İşleri Başkanlığı'nın müftülükler aracılığıyla yaptığı araştırmaya göre Türkiye'de "şeyhlik"le ilgili hurafe ve batıl inançlar şöyle:
* Bir tarikata intisap edenin giriş tarihinden önce kazaya kalmış namazlarının af edileceğine inanmak.
*Her insanın kayıtsız şartsız bir şeyhin müridi olması.
* Şeyhin günahsız olduğu inancı.
* Şeyh veya velilerin peygamber mertebesinden yüksek tutulması.
*Belirli şahsiyetlerin her şeyi bildikleri, Peygamber ile her zaman görüştükleri, gaybı bildikleri ve bu kişilerin günah işlemedikleri inancı.
* Bir yere intisablı olmayan kimsenin hiçbir ibadetinin kabul olmayacağı inancı.
* Bir intisabı bulunmayan kimsenin mahşer yerinde yapayalnız kalacağı inancı.
* Ölen şeyhlerin ismini anarak yemin etmek.
* Şeyhler için kurban kesmek.
* Büyük zatların mezarları ziyaret edildiği vakit mezarın etrafında yedi defa dönüldüğünde sevap kazanılacağı inancı.
Mehmet ÇETİNGÜLEÇ
|