kapat

11.07.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Superonline
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
iku
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
İLKER SARIER(isarier@sabah.com.tr )


Televizyon ve çocuk

Ben de bir "baba"yım.

Hatta iyi bir baba sayılırım...

"İyi" diyerek alçakgönüllülük gösterdiğime bakmayın...

Hani, bebeğinin altını temizleyen...

Mamasını yediren...

Geceleri kalkıp başında bekleyen...

Büyümesi esnasında, akşamları en az 2 saat bebeğiyle konuşan, ilgilenen babalar vardır ya, filmlerdeki gibi...

Ayıp söylemesi işte o babalardan biriyim ben...

Bununla da gurur duyarım!

Şimdi yine bir bebeğim olmuş olsa aynı şeyleri yüksünmeden yaparım...

Çünkü evlâtlar...

Hem dünyaya getirmekle kendilerine en büyük sözü verdiğimiz minik yaratıklardır.

Sözümüze sadık olmamız, onları dünyaya getirdiğimiz sevinç ve kararlılıkla büyümelerine özenli olmamız gerekir.

Hem de onlar, yetişkinlere annelik ve babalık duygusunu hediye eden minicik insan yavrularıdır.

Bu anlayışla, oğluma her zaman kocaman bir teşekkür borçlu olduğumu söylemişimdir:

Evet sen benim evlâdımsın dedim oğluma bir gün...

Ama beni "baba" yapan da sensin!

Velhasıl, onlar bize yaşama merhaba demeyi borçlu iseler, bizler de onlara anne ve baba olmayı borçluyuz.

***

Bu uzun girişten sonra beni okuyan anne ve babalara birkaç söz söylemek istiyorum.

Görüyorum ki, özellikle televizyonlardan şikayetler var.

Bazı programlarda kullanılan sözler ve davranışlar çocuklarımızı olumsuz etkiliyor, diyor anneler...

Tv programlarını RTÜK'e şikayet ediyorlar.

Doğrudur, kısmen ve nispeten olumsuz etkileyen davranışlar ve sözler var olabilir.

Argo sözcükler gibi...

Ayıplı hareketler gibi...

İnsan kolayca, keşke hiç olmasa diyebilir.

Ama bu o kadar kolay değil.

Hayat; karmaşık, inişli çıkışlı, alacalı bulacalı, iyili kötülü, olumlu olumsuz bir sürü varyasyondan oluşmuyor mu zaten?..

Çocuklarımızı bir "fanus"ta yetiştirmeyi düşünemeyeceğimiz gibi, küçük bir toz zerresinden bile etkilenecek "allerjik" ortamda yetiştirmeyi de düşünmemeliyiz.

Farzedelim, bütün tv programlarını temizlettik!

Peki çocuğumuz hiç mi sokağa çıkmayacak?

14-15 yaşına geldiğinde arkadaşlarıyla hiç mi buluşmayacak?

Hiç mi oyun oynamayacak?

Arkadaşlarının kullanacağı kelimeleri, ayıplı davranışları da denetleyebilir, kontrol edebilir misiniz?

Hayır!..

Bence toleranslı düşünmeliyiz.

***

Çocuklarımızın eğitiminden TV direktörleri değil bizler sorumluyuz...

Eğer biz, çocuğumuzu sağlıklı bir eğitimden geçirebiliyor, onlara sağlam kişilik edinmesinin şartlarını yaratabiliyorsak...

Şikayete konu olan argo sözler vızıltı kalır.

Türkiye'de kadınların üçte biri dayak yiyor.

Demek, evlerin üçte birinde dayak var!

Dayak yiyen kadınların da yarıya yakını çocuğunu dövüyor.

Babaların dayağını da ekleyin buna, çocukların büyük çoğunluğu dayakla büyüyor...

Peki, böyle bir ortam mı çok daha olumsuzdur yoksa "argo sözler" mi?

Çocukları ne kadar dinliyoruz?

Evde ne kadar kavgasız ve sevgi dolu bir ortam yaratıyoruz?

Çocukları etkileyen temel faktörler bunlar değil mi?

***

Televizyonlarda akşam haberleri izliyorsunuz.

Ertesi gün de gazetelerde...

Türkiye'nin "uydurma" değil, "gerçek" haberleri bile ne kadar sarsıcı, kirletici ve rahatsız edici farkındasınız...

Bir skandal haberi veya bir yolsuzluk haberi...

Bir rüşvet haberi...

Birkaç argo sözcükten daha masum mudur sanki?

Hayır, kesinlikle daha fazla etkiler çocukları..

Ama hâl böyle diye, kendi gerçeklerimize kulak tıkayamayız.

Demek ki mesele gidiyor gidiyor, bizim çocuğumuza nasıl bir ortam yaratığımızda düğümleniyor.

Sonra da ülkenin genel atmosferinde...

Eğer evimizde sağlıklı, sevecen ve kişilikli bir atmosfer hakimse, argo sözcüklerden çocuğa hiçbir şey olmaz.

Çocuğun en büyük besini, koruyucusu ve yetiştiricisi, mutlu bir aile ortamıdır.

Bu yoksa, gerisi hikayedir.

Neden bu konuya bu kadar önem verdim?

Sadece çocuklar için...

Televizyonlardaki ayıpları savunmak için değil...

Sadece çocuklar için...

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır