


Yeni merakımız: Buena Vista
Son günlerde kiminle konuşsam Buena Vista.
Hangi gazeteyi açsam Buena Vista.
Televizyonlarda Buena Vista.
Açıkhava Tiyatrosu'nda verdikleri konser tıklım tıklım geçmiş, biletleri karaborsaya düşmüş.
Kübalı yaşlı müzisyenlerin 80-90 yaşlarında gördükleri bu ilgi kimin gözünü yaşartmaz?
***
İyi ama bizim İstanbul burjuvası durdu durdu da neden şimdi Buena Vista çılgınlığına kapıldı?
Dünya müziğiyle ilgilenenlerin kırk yıldır bildiği Kübalı müzsiyenleri niye şimdi keşfetti?
Cevap basit:
Çünkü moda oldular.
Wim Wenders'in çektiği belgesel onları dünyaya taşıdı; İstanbul da dünyayla ne kadar at başı gittiğini kanıtlamak için ihtiyarlara dozu iyice abartılmış bir ilgi gösterdi.
Açıkhava Tiyatrosu'nda kendilerinden geçen kişilerin çoğunu gözümün önüne getiriyorum: Paris metrosunda bu ihtiyarların müzik yaptığını duysalar, geçip giderlerdi önlerinden.
Bir dakika bile dinlemezlerdi.
Karaborsada 200 dolara bilet alanlar, metroda çalan bu müzisyenlere bir frank bile vermezdi.
Ama şimdi Buena Vista'ya deli oluyorlar.
Çünkü moda!
Peki bu merak bizimkileri Antonio Jobim, Carlos Gardel dinlemeye ulaştırır mı?
İnti İllimani grubundan da zevk alırlar mı?
Alejo Carpantier, Ruben Dairo, Fuentes de okurlar mı mesela?
Hiç sanmam.
***
Türkçesi som balığı olan ama artık somona dönüşmüş bulunan balığa da aynı muameleyi yaptı bizimkiler.
Bir ara bu balığı yemek üst tabakaya mensup olma göstergesi sayıldı ve ortalık somondan geçilmez oldu.
Yani bir çeşit "sosyete lahmacunu".
Ne yapalım ki İstanbul'un kuralları böyle işliyor.
***
İnsanlar bu grubu ya da diğerlerini, moda olduğu için değil de sevdikleri için dinleseler hiç bir diyeceğim yok.
Ama bu kadar moda düşkünlüğü tuhaf kaçıyor doğrusu.
Yazımızı bir soruyla bitirelim:
Kübalı grubun yaş kuşağındaki değerli müzisyenlerimizi toplayıp bir konser verdirsek kaç kişi gelir acaba?
Yüz dinleyici bulabilir miyiz?