


Havaya para...
Cumartesi günkü gazetede Zülfü Livaneli de yazdı...
Bir kere de ben yazayım...
Hatta birkaç kere yazmak lazım.
Her gece üç beş noktada havai fişek atılıyor... Mutlaka atılıyor...
Çok pahalı bir kutlama.
Önemli bir sebep varsa, o başka.
Ama biz de biliyoruz ki, bunların çoğu gösteriş ve şatafat.
Görgüsüzlük noktasına varan bir yarış.
Havaya para atacak o kadar çok insan var ki.
*
Bu fişekleri, davetin yapıldığı mekânda atıyorlar... Ya da 20-25 metre ötesinde.
Sorun bakalım misafirlere:
- Makbule geçiyor mu?
Gürültüden herkes kulaklarını tıkıyor, çok kişinin ödü patlıyor. Yeter artık diye homurtular başlıyor.
Fakat hayır.
Bombardıman dakikalarca sürüyor. Davet sahibi, servetini ispatlıyor.
*
Gökyüzündeki bu renk armonisi, uzaktan hoş görünüyor.
Karşı tepelerden...
Yahut karşı sahillerden.
Çok güzel.
Gürültüsü de duyulmadığı için seyredenler memnun...
Yâni siz, davet ettiklerinize eziyet, davet etmediklerinize yani yabancılara da ikram buyuruyorsunuz.
Yâni siz, dostlarınıza gürültü, tanımadıklarınıza da şık bir tablo sunuyorsunuz.
Havai fişeğin atıldığı mekânda oturmak bir işkence... uzaktan bakmak ise bir keyf.
Peki, neyi amaçlıyorsunuz?
Kime jest yapıyorsunuz?
*
Fakir fukara çocuklarının, o anda gökyüzüne bakıp neler düşündüklerini biliyor musunuz?
- Acaba orada neler oluyor?
- Acaba bunun tanesi kaç para?
- Acaba benim de doğum günümde babam bana bunlardan bir tanecik alır mı?
Yapmayın beyler.
Türkiye zaten çıldırmış... Asgari ücret 100 milyon lirayken trilyonluk fulbolcu transferleri kimbilir yüreklerde ne fırtınalar kopartıyor.
Yapmayın.
*
Kökten karşı değilim.
Havai fişek gösterileri için mühim bir sebep olmalı diyorum.
Kutlamadır... Elbet kırk yılda bir hoş görülür.
Hele havai fişek atmayı hak etmiş, temiz para kazanmış, vergisini muntazam ödemiş, memleketine olan bütün görevlerini yerine getirmiş insanlar için tek kelime söyleyemem.
Ama bunu yapan, onlar değil.
Vurguncu takımı yapıyor bunu... Havadan kazandığı parayı havaya atıyor.
- Her sorti kaç para?
Söyleyemem.
*
İşte... ifrat-tefrit arasında yuvarlanıp gitmekteyiz.
Bereket terbiyeli bir halkımız var.
Rızacı...
Kaderci...
Kıskanmayan... sadece gıpda eden.
Öfkelenmeyen... sadece imrenen.
Havai fişekleri uzaktan seyrederek geçirdikleri güzel dakikalar, belki de yanlarına kâr kalıyordur...
Ee... Vurguncuların fakir fukaraya bu kadarcık da bir jestleri olsun yâni.