
Karambol..
Bazıları en etkili savunmanın saldırı olduğuna inanır. Fazilet Partisi, Erbakan'ı kurtarmak amacında bu taktiği uyguluyor.
Partinin Meclis Grup Başkanvekili Bülent Arınç dün, 312'nci maddenin kaldırılmasına ve değiştirilmesine direnen MHP'yi "faşist parti" olmakla suçladı.
Arınç koalisyonun iki ortağına "Avrupa Birliği'ne girmek istiyorsanız MHP'yi dışlayın" çağrısı yaptı.
Yine aynı kaygan yokuş ve freni patlamış kamyonlar.. Tırmandırılan gerilim ve kavga ortamında asıl sorunun gürültüye getirilmesi..
Bu kültür çözüm üretemez. Kim daha saldırgan olursa onun dediği olacak değildir.
Hukuk ve demokrasinin çağdaş, evrensel kuralları oluşmuştur, Avrupa Birliği'ne üyelik hedefimiz, benimsemek zorunda olduğumuz çerçeveyi tarif etmiştir.
Yapılacak iş, yasa yapan meclis zemininde tartışmak ve uzlaşmaktır. Aşağılayıcı suçlamaların, diyalog ve uzlaşmaya zarar vermekten öteye bir sonucu olamaz.
Yargıya saldırı..
Fazilet, sözde ifade özgürlüğünü savunuyor. Ama kendileri gibi düşünmeyenlere ağızlarına geleni söylemekten geri durmuyor.
Bu saldırılardan, "ırk ve din ayrımı temelinde halkı kin ve düşmanlığa tahrik" gerekçesiyle Erbakan'ı mahkum eden mahkeme kararını oybirliği ile onaylayan Yargıtay 8. Dairesi de nasibini alıyor.
Yargıtay 8. Dairesi Başkanı Naci Ünver dün bir yazılı açıklama yapmak zorunda kaldı:
"Dairemiz, hukuk devletinin olmazsa olmaz koşulu sayılan ülke ve ulus bütünlüğü ile cumhuriyetin temel değerlerine ilişkin duyarlılığını sürdürmektedir ve sürdürecektir."
Cepheyi, yargı kurumunu da içine alacak biçimde genişletmek, ancak haksız ve umutsuz mücadelelerin çaresizliğidir.
Fazilet, saldıracak yerde önce ne istediğini kendi içinde netleştirmeye çalışsın.
Bülent Arınç, "Hakimler yorumla ceza vermek zorunda kalıyorlar" diyor. Peki bu sakıncayı gidermek için siz ne öneriyorsunuz?.
Artık sadede gelin
Erbakan "Bizim tarihimizde herkes kendi mezhebine göre bir hukuk içinde yaşamıştır. Hukuku seçme hakkı, inanç hürriyetinin ayrılmaz parçasıdır" demişti..
"Refah Partisi adil düzeni getirecek. Bu kesin şart tatlı mı olacak, kanlı mı olacak, 60 milyon buna karar verecek" demişti..
"RP'ye hizmet etmezsen hiç bir ibadetin kabul olmaz. Bu parti İslâmi cihad ordusudur. Müslüman mısın; bu orduda asker olmaya mecbursun. Cihada para vermeden Müslüman olunmaz" demişti..
Oğuzhan Asiltürk "Refah için herkes canını ve malını ortaya koymaya hazırdır" demişti..
Şevki Yılmaz "Görevimiz konuşmak değil, asker olarak ordu içerisinde harpteki planı uygulamaktır" demişti..
Hasan Hüseyin Ceylan "Bu vatan bizimdir, rejim bizim değildir" demişti..
Fazilet, lâfı uzatmadan şunu söylesin?.
Bunlar özgürce ifade edilmeyi hak etmiş düşünceler midir?
Bunları kanun korkusu duymadan tekrarlamak için mi 312 kalksın istiyorlar?
Küfürü bırakıp sadede gelelim!