Taksicler otogazda KDV'nin yükseltilmesini protesto için dün "Pikniğe gidiyoruz" sloganlı bir eylem yaptı. Taksici meslek kuruluşlarının eylem konusunda anlaşamadıkları, ikiye bölündükleri gözlendi. Eylemi organize eden derneklerden yapılan iddialı açıklamaya göre tüm taksiler bir günlüğüne kontak kapatacaktı.
DÜN sabah bazı taksi şirketlerini arayan İstanbullular sürekli "meşgul" sesi aldı. Bagajlarıyla, valizleriyle yolculuğa çıkacak olanlar kapılarının önüne gelecek taksi bulamadı; zor duruma düştü.
"NE yapalım, eylemdir. Haklı-haksız bir dava uğruna mücadele ediliyor, saygı duymalıyız" diye düşünebilirdik. Ama böyle düşünemedik.
ÇÜNKÜ caddelerde sokaklarda taksiler vızır vızır çalışıyordu. Dün sabah evimden çıktım, caddeye doğru yürürken daha bizim sokakta yanımdan 3-4 taksi, davetkar korna sesleriyle geçti.
CADDEDEKİ durumu görmek için bunlardan birine binmedim. Ana caddede de elinizi sallasanız elli taksi, emre amadeydi.
KISACASI taksici derneklerinin eylemleri fos çıktı. Kendi üyelerine söz geçiremediler.
OLANLAR valizleriyle, bagajlarıyla otobüs terminallerine, havaalanına, feribot iskelesine gidecek İstanbullular'a oldu. Onlar telefonla taksi çağıramadı; sıkıntılı anlar yaşadı.
OTOGAZ'daki ayarlamayı protesto etmek haklı bir eylem mi; tartışılır. İstanbullu taksicilerin hemen hepsi ucuz otogaz kullanıyor.
BUNA rağmen, bugüne kadar hep benzin-mazot zamları oranında zam aldılar. Yani, aşırı kazançlar elde ettiler.
ŞİMDİ otogaz fiyatlarını benzin-mazot düzeyine getiren, dolayısıyla onların kazançlarını da yakıt giderleriyle orantılı düzeye yaklaştıran bir ayarlamaya karşı çıkıyorlar.
AMA bakın; ne oldu? Düzenledikleri eylem fiyasko duvarına çarptı. Kendi davalarının, ilkelerinin arkasında duramadılar.
BİR kez daha görüldü ki haksızlık; ilkesizliği doğuruyor.