kapat

10.07.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Superonline
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
iku
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
EMİN ÖZTÜRK()


Veriler olumluydu

Enflasyondaki düşüşe rağmen çekirdek enflasyonun göstergesi olan özel imalat sanayii fiyatlarını yakından izlemekte yarar var.

Geçen hafta Pazartesi günü Haziran ayı enflasyon rakamları, Perşembe günü ise revize edilmiş dış borç verileri açıklandı. Siyaset alanında da dikkate değer gelişmeler olmasına rağmen, bu önemli veriler ekonomide siyasetin etkisini geri planda bıraktı. Enflasyon konusuna geçen çarşamba günkü yazımızda bir ölçüde değinmiştik. Bu konuda başka yazarların yorumları da basında yeterince yer aldığı için bugün ağırlık dış borç verileri ve diğer konularda. Ancak, enflasyon konusunda özet bir tablo vererek Haziran sonu itibariyle varılan durumu gözden geçirmekte yarar var.

Görüldüğü gibi, Ocak-Haziran döneminde TEFE'deki artış yüzde 18.5'e ulaşmış bulunuyor. Yani, yıllık hedef olan yüzde 20'ye varılmasına çok az kaldı. Buna rağmen enflasyon verileri açıklandıktan sonra Hazine tarafından yıl sonu hedefinin tutturulacağına ilişkin açıklamayı yorumlamak oldukça güç. Evet, yılın ilk yarısında gerçekleşen TÜFE enflasyonu yüzde 17.8 ve burada sene sonu hedefi olan yüzde 25'e varılmasına daha fazla mesafe var ama enflasyon hedefi her ikisini de kapsıyor, yalnızca TÜFE'den ibaret değil. Ayrıca, yılın kalan bölümünde TÜFE rakamlarının son iki ayda olduğu gibi TEFE'den yüksek çıkma olasılığı yüksek. Bu durumda gerek TEFE gerekse TüFE için yüzde 30 civarı olan yıl sonu tahminlerimizi muhafaza ediyoruz.

Ancak, tarımdaki fiyat artışlarının Temmuz ayında yine negatif olacağı beklentisi ile bu ay için açıklanacak enflasyon rakamlarının yine çok düşük olmasını beklemek mümkün. Bu mevsimlik etken bir yana, yine çekirdek enflasyon göstergesi olan özel imalat sanayii fiyatlarını yakından izlemekte yarar var.

Dış borç revizyonu GSMH'nın %'5i
Bu yılın ilk üç ayı sonunda ulaşılan dış borç verileri ile birlikte 1996-1999 dönemine ilişkin rakamlar önemli ölçüde revize edilerek yayınlandı. Revizyonun arkasındaki teknik neden, hesaplama yöntemi veya veri toplama esaslarında bir değişiklik değil. Sadece özel sektör tarafından alındığı tarihte Hazine ve Merkez Bankası'na rapor edilen ancak geri ödendikten sonra bildirilmesi ihmal edilen dış borçlarda bir ayıklama yapıldı. Yani bu çalışma, ödendiği halde dış borç stokunu yüksek göstermeye devam eden rakamların temizlenmesine yönelik idi. Sonuç olarak Türkiye'nin dış borcu 1999 sonu için 9.4 milyar dolar aşağıya revize edildi. Bu rakam 1999 yılı milli gelirinin yaklaşık yüzde 5'ine tekabül ediyor. Böylece, 1999 yılı dış borç stokunun milli gelire oranı revizyon öncesinde yüzde 60 civarında iken yüzde 55 civarına inmiş oldu. Benzer şekilde, dış borcun döviz rezervine ve ihracata olan oranları da düşmüş oldu.

Dış borç rasyolarındaki bu değişiklikler dış piyasalar için daha önemli. Nitekim, bu revizyon dış piyasalarca daha yakından takip edildi. Konuyu dış piyasalar açısından ilginç kılan başka bir husus, geçen hafta Tayland'ın da dış borç verilerini büyük ölçüde revize etmesiydi. Ancak, Tayland'ın yaptığı revizyon yukarıya doğru oldu. Miktarı ise 20 milyar dolardı. Şüphesiz, hem iç ve hem de dış piyasalar için daha önemli olan husus kamu sektörünün borç yükü. Yukarıda bahsedilen veri ayıklama işlemi özel sektörün dış borçlarında yapıldığı için bu değişiklikler kamu sektörü rasyolarını etkilemiyor. Ama yine de faydalı bir çalışma. Ancak sorun kökünden halledilmiş değil. Mevcut veri toplama sistemine göre, özel sektör borçlarının geri ödemeleri düzenli olarak bildirilmediği ölçüde dış borç stoku yine gerçekte olduğundan daha hızlı artmaya devam edecek ve bu tür çalışmaların en azından birkaç yılda bir tekrarlanması kaçınılmaz olacak. Dolayısıyla, veri toplama yöntemi üzerinde tekrar düşünmekte yarar var.

Siyasette soru işaretleri
Siyaset alanındaki en önemli gelişme, Necmettin Erbakan için daha önce verilmiş olan hapis ve siyasi yasak kararının Yargıtay tarafından onanması idi. Bu kararın ekonomiyi doğrudan ilgilendiren bir yönü olmamakla birlikte, başka konularla birleştirildiğinde, yaz aylarındaki siyasi güdemin ne olabileceğinin kestirilmesine yardımcı oluyor. Erbakan'nın cezasının onanması Türk Ceza Kanunu'nun 312. maddesine ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirmiş oldu. Diğer taraftan, idam cezasının kaldırılması konusu da zaten gündemde idi. Bunlara kolayca eklenebilecek bir konu da Af Yasası olabilir. Meclis'in tekrar açılacağı Ekim ayına kadar olan dönemde bu konular etrafındaki pazarlıklar için siyasetçilerin bolca vakitleri olacak. Bu pazarlıkların siyasi dengeler üzerine muhtemel yansımaları ise piyasalar tarafından izlenmeye devam edecek. Tabii nihai olarak önemli olan, bu pazarlıkların ve geçtiğimiz haftalardaki Yüce Divan tartışmalarının sonbahar aylarında siyasi tabloda bir değişikliğe yol açıp açmayacağı.

ANAP lideri Yılmaz'ın önümüzdeki haftalarda kabineye girmesi veya girmemesi bu konuda bir gösterge olabilir. Yine yaz ayları boyunca piyasaların rahat hareket etmelerini engelleyebilecek bir başka önemli etken de Fazilet Partisi hakkındaki davanın akıbeti konusundaki belirsizliğin sürecek olması.

Bu haftanIn gündemİ:

* Bu hafta piyasaların dikkatle izleyeceği bir konu Turkcell hisselerinin halka arzına yönelik olarak yurtiçinden ve yurtdışından ne kadar talep geleceği olacak.

* POAŞ özelleştirmesine ilişkin mukavelenin yapılması ve/veya üçüncü lisans satışına ilişkin gelişmeler de potansiyel haber konuları olmaya devam ediyor. POAŞ için mukavele imzalama süresi bu ayın 24'ünde doluyor. Satış şartlarına göre, peşinat olarak ödenmesi gereken rakam fiyatın yüzde 40'ına tekabül eden 504 milyon dolar. Ancak, taksitlere uygulanacak dolar bazındaki yüzde 15'lik faizden daha ucuz finansman bulunabildiği ölçüde alıcıların daha yüksek bir peşinat ödeme opsiyonları da var.

* Bu hafta IMF tarafından serbest bırakılan 295 milyon dolarlık üçüncü dilim stand-by kredisinin ve Hazine'nin Japon piyasasında gerçekleştirdiği 55 milyar Yen'lik tahvil satışından sağlanan paranın Merkez Bankası hesaplarına ulaşması bekleniyor.

EMİN ÖZTÜRK

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır