Üzerinden zaman geçmiş olsa da, bazı sözlerin hatırlanmasında ve yorumlanmasında yarar var.
İçişleri Bakanı Sadettin Tantan, geçenlerde, yazarımız Yavuz Donat'a, akıllara ziyan bir cümle sarfetti.
"Mafyalar nasıl ve ne zaman temizlenir" diye sormuştu Donat:
Tantan şu cevabı verdi:
"Bunu görmeye benim ömrüm yetmez!"
Eyvah ki eyvah!..
Tantan gibi adam bunu söylüyorsa, bizim oturup ağıtlar yakmamız gerekir...
Çünkü bu cümle dizleri titretecek bir cümle...
Ama mafyanın dizlerini değil, bizim dizlerimizi...
Korktun mu, demeyin...
Korku, her aklı başında insanın taşıması gereken normal bir duygu ise de ben konunun, toplumsal boyutu üzerinde duruyorum.
Mafya ile kişisel bir alıp veremediğim yok!
Tantan'ın sözlerinden anlıyoruz ki, mafyalarımız, bir İçişleri Bakanı'nı yiyecek durumda...
Peki daha kaç İçişleri Bakanı yiyecekler?
Üç mü, beş mi?
Kaç kuşak mafyalarla yaşayacak?
Biz gittikten sonra, dünya yansa neye yarar, demeyin...
Ülkemizi, gelecek kuşaklara daha bakımlı ve daha kaliteli bir yaşamla bırakmak zorunda değil miyiz?
Atatürk'ün demir yumruğu ile kurduğu ülkeyi...
"Çıktık açık alınla", diyerek sahibi olmaktan mutluluk duyduğumuz vatanımızı...
Mafyalara teslim etmeyi kabul edebilir miyiz?
O zaman, o güzel marşı değiştirelim:
Çıktık açık alınla 10 yılda her savaştan...
10 yılda yarattık mafyaları her yaştan!..
Hayır yapamayız; büyük övünçle söylediğimiz marşımızı değiştiremeyiz.
Öyleyse, mücadele edilecek!
Mesele göründüğü kadar zor da değil!
Sadece bir tek şey gerekiyor:
"Yeraltı" ile "yerüstü"nün bağlarını koparmak!..
Bunun için de bir formül var:
Savcı ve hakimlerin tam bağımsızlığını sağlayan...
Onların, mafyalara karşı yürütecekleri topyekun kavgada arkasında olacak yasal düzenlemeyi ve toplumsal konsensüs'ü gerçekleştirmek!
Bakın bakalım, tertemiz bir toplumun yaratılması üç yıldan fazla sürüyor mu?
Kesinlikle sürmez!
Yeter ki, Meclis ile Millet el ele versin!
Mafyaların yegâne güç kaynağı, Meclis ile Millet arasındaki irtibatsızlıktır...
Apo'ya destek olmaya kalkıştıklarında İtalyanlar'ın yedi sülâlesine verdik veriştirdik.
Ama biliyoruz ki, aynı İtalyanlar, dünyanın en acımasız, en dal budak salmış mafyalarını birkaç yılda temizledi.
Onlar yaptıysa biz neden yapamıyoruz?
Hem biz daha savaşçı bir karaktere sahip değil miyiz?
Savaşçıyız ama neyle savaşacağımıza karar veremiyoruz.
Satanist
İtalyan satanistler yaşlı bir rahibeyi kıtır kıtır kesmiş... Manyaklık; ırk, din, dil ve kültür ayrımı
gözetmiyor.