kapat

10.07.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Superonline
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
iku
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
CAN DÜNDAR(cdundar@sabah.com.tr )


İşte standart!

Kim ne derse desin. Erbakan'ın mahkumiyeti hepimiz için utanç vericidir. Yaşının 77 oluşundan, daha önce Başbakanlık yapmasından, "Avrupa'ya ayıp olacağından" filan değil. 2000 yılında bu ülkede hâlâ düşüncenin suç sayılıyor oluşundan...

Hoca'nın iktidardayken bu konularla hiç ilgilenmemiş oluşu da önemli değildir. Demokrasi mücadelesi buna bakılarak verilse, daha çok beklemek gerekirdi.

Türkiye, bu ayıbı zamanında temizlemediğinden, (idamı kaldırmak için Öcalan'ın mahkumiyetini beklediği gibi) şimdi 312'yi Erbakan'ı kurtarmak için düzeltiyormuş gibi görünmenin sıkıntısını yaşıyor.

Aslında maddenin bu haliyle demokrasiye yakışmadığını herkes görüyor; ancak kaldırılması durumunda, açıkça şiddet çağrısı içeren görüntülerin ortalığı kaplamasından endişe ediliyor.

Bir formül aranıyor.

Halbuki Avrupa, aranan formülü buldu.

Gelin önce ona bakalım:

***

Aslında 312. maddedeki sınırlamalar Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde de var. "Herkese ifade özgürlüğü hakkı" tanıyan sözleşmenin 10. maddesi, 2. fıkrada bunun sınırlandırılabileceği halleri tanımlıyor:

"(İfade özgürlüğü) ulusal güvenliğin, toprak bütünlüğünün veya kamu güvenliğinin, sağlığın veya ahlakın, başkalarının ün ve haklarının korunması, asayişsizliğin, suç işlemesinin, gizli kalması gereken haberlerin yayılmasının önlenmesi veya yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanması amacıyla sınırlanabilir.

Bu, öylesine geniş bir sınırlama ki, her düşünceyi yasaklayabilir. Ama Avrupa'da öyle olmuyor. Çünkü bu konuda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi' nin (AİHM) içtihat niteliğinde kararları var. Sınırın nereden geçtiği o kararlardan anlaşılıyor.

***

Bu konudaki en somut kararlardan biri, geçen gün Nazlı Ilıcak'ın da değindiği "Incal davası"ydı.

Halkın Emek Partisi üyesi olan İbrahim Incal, yayınladığı bir broşürde "Kürt kökenlilere karşı özel bir savaş yürütüldüğünü" yazınca, Erbakan'ın mahkum olduğu 312. madde gereğince "halkı mezhep veya bölge farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığa tahrik" ettiği gerekçesiyle hapis cezası aldı. AİHM'e başvurdu. Davayı kazandı ve Türkiye, Incal'a tazminat ödemeye mahkum oldu. Mahkeme Incal'ın görüşlerinin "insanları kin ve düşmanlığa tahrik olarak değerlendirilemeyeceği" kanısına varmıştı.

Kararda şöyle deniliyordu:

"İfade özgürlüğü, sadece zararsız sayılan düşüncelere değil, inciten, şaşırtan, şoke eden, rahatsız eden düşüncelere de uygulanmalıdır. Çoğulculuk, hoşgörü ve geniş fikirlilik, demokratik toplumun olmazsa olmaz gereklerindendir."

AİHM, o kararda, bu genel yorumdan sonra somut bir ölçüt getiriyordu:

"Mahkeme, Incal'ın İzmir'deki terörizmden sorumlu olduğu sonucunu haklı gösterecek hiçbir şey görememektedir. Bu mahkumiyet, güdülen meşru amaçla (kargaşayı önleme amacıyla) orantısızdır."

***

Bu, AİHM'in yorumu...

ABD Yüksek Mahkemesi de ifade özgürlüğünün sınırlandırılmasına "açık ve mevcut tehlike" kavramıyla bir ölçüt getiriyor. Buna göre "yapılan konuşmanın, mevcut hukuk düzeninin ihlali açısından açık bir tehlike oluşturduğu, bunu önleyebilmek için yeterli zaman ve çare bulunamadığı durumlarda ifade özgürlüğü kısıtlanabilir."

Erbakan'ın konuşmasına bu iki ölçüt açısından bakarsak, konuşmanın yapıldığı gün, kamu güvenliğinin ciddi bir şekilde tehlikeye düşüp düşmediğine bakmak gerekecektir.

Erbakan şimdi AİHM'e gidecek ve konuşmanın üzerinden 6 sene geçmesine rağmen böyle bir sonuç doğmadığını kanıtlamaya çalışacak.

Ne demişti "Hoca" o konuşmada?

"Bunların hepsi" 'Hıristiyanlarla birlikte olacağız, kanunlarımızı gavurlar yapacak' diyen Batı kulüpçüleri"...

Şimdi bu konuşmada suç unsuru olup olmadığına gavurların yaptığı kanunlar doğrultusunda Batı kulübünün mahkemesi karar verecek ve "Hoca" Hıristiyanlarla bir olup Türkiye'yi mahkum ettirecek.

Bu da "Yüce Mevla'nın takdiri"...

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır