kapat

10.07.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Superonline
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
iku
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Annelik yanım eksik kaldı
Hamile kaldığını ilk eşine söylediğinde, aldığı yanıt Emel Sayın'ın kaderini belirliyor: "Daha kendin çocuksun, çaresine bak."

"Hep kürtaj oldum" diyor ünlü sanatçı,

"bu yüzden bir yanım eksik kaldı, ama belki anne olsaydım Emel Sayın olmazdım."

Kalabalıkların içindeki yalnız kadınlardan biri Emel Sayın. İki kez aynı erkekle olmak üzere toplam dört evlilik yaşadı. Bugün geçmişi değerlendirirken "Hiçbirini yaşamayı istemezdim. Yaşandı bitti. Tekrar ne İsmet'le (Kasapoğlu) ne bir başkasıyla o evlilikleri yaşamayı istemezdim" diyor.

Peki bir çocuğu olsaydı?

"İşte o zaman tüm hayatım değişirdi. Belki de Emel Sayın olmazdı."

İlk evliliğinde hamile kaldığını öğrendiğinde müjdeli haberi vermek için sevinçle eşi İsmet Kasapoğlu'nun yanına koşmuş. Aldığı yanıt tüm bir hayatının kaderini belirlemiş;

"Sen daha kendin çocuksun. Bunun zamanı değil. Bir çaresine bak..."

* Yıkıldınız mı o anda?

- Evet yıkıldım. Ve de onun istediğini yaptım. Tecrübesizdim, çocuktum. İleriyi göremiyordum. Bu kararın ileride bende bir takım psikolojik rahatsızlıklara, depresyona neden olacağını, hayatımda nasıl bir boşluk yaratacağını düşünemedim. Ve o anda bir daha anne olmamaya karar verdim. Yani bir şeylere küstüm. Eşime mi küstüm, hayata mı küstüm, neye küstüğümü bilmiyorum.

* Hamile olduğunuzu söylediğinizde eşinizin tavrını hemen kabullenmişsiniz.

- O benim hayatımdaki en büyük hayal kırıklığımdır. Bütün hayatımı etkileyen bir olaydı. Çünkü çok seviyordum eşimi. O benim dünyamdı. Onun da beni öyle sevdiğini düşünüyordum. Bir çocuğumuzun olması onu da mutlu eder sanmıştım.

* Sonra istemediniz mi gerçekten?

- Evet hep karşı koydum. Çünkü çocuk konusu açıldığında kasılıyordum. Hala öyle. Sanki çocuktan söz ederken gözlerimin önüne siyah bir perde iniyor.

* Bunu bir psikologla konuşmayı denediniz mi?

- Konuşmadım. Bunu yapmayı da bilemedim, beceremedim. Şimdiki aklım olsaydı kocamı ikna ederdim. O istemese de doğururdum. Çünkü mutlaka çocuk doğduktan sonra kabul ederdi.

* Çok ağladınız mı?

- Çook. Hep ağladım. Sükut-u hayale uğramıştım. Aslında bunu anlatırken hep İsmet'i suçluyor gibi oluyorum, üzülüyorum. Yıllarca onu suçladım. Şimdi olgunlaştım. Belki o anda o haklıydı. Söylemek istediği başka şeyler vardı belki ama sadece bir cümleyle düşüncelerini anlatmaya çalıştı ve tamamlayamadı.

* Sonra bunu konuşmadınız mı?

- Konuşmadık. İkinci kez evlenmek için biraraya geldiğimizde duygularımı anlattım. O zaman da çok üzüldü. 'Ben bunun senin üzerinde bu denli etki yapacağını bilemezdim' dedi. Benimki tuhaf bir duygusallıktı belki ama psikolojik olarak son derece kötü etkilenmiştim. Çocuğum olmadı ve bir yanım hep eksik kaldı.

* Bir daha hiç hamile kalmadınız mı?

- Evet kaldım ama reddettim. Anne olmayı kendi kendime reddettim. Hep kürtaj oldum. Bir daha anne olmamaya karar vermiştim çünkü.

* Ne büyük bir ceza bu?

- Çok büyük bir ceza verdim ama kime? Kendime... Bugün İsmet'in çocuğu var. Allah bağışlasın. O kendi düzenini, ailesini kurdu. Ben bu kırıklıkla bir daha yapamadım. Bir yanım çocuğu hep reddetti. Son evliliğimde de böyle bir şey olabilirdi ama istemedim. O ilk hayal kırıklığı anındaki 'Bir daha çocuk istemiyorum' sözünden dönmedim, dönemedim.

BÜYÜ HEP BOZULUYOR
* Kıskanılan, imrenilen bir kadınsınız belki ama ilişkilerinize ve evliliklerinize baktığımızda 'mutsuz' bir kadın portresi var.

- Önce herşey güzel başlıyor, sonra da nedense değişiyor. Ben ise hep aynı heyecanla, aynı güzellikle gitmesini istiyorum. Ama bir süre sonra Emel Sayın ile evli olma problemi de başlıyor. İsmet'le evliliğimde beni bu işi yapmaya o teşvik etti. Ankara'dan İstanbul'a geldiğimizde, inanılmaz bir hızla ünlendim. Sevildim, işlerin içine girdim boğuldum. Birdenbire zirveye çıktım. Bunun olumsuz etkileri başladı ama ben bunun farkında değildim. Çok saf bir yapım vardı. Hayatı tanımıyordum. Çünkü hep ailenin içinde büyüdüm. Hiç erkek arkadaşım olmadı. İlk tanıdığım erkek İsmet'ti. 15 yaşında onu tanıdım, 21 yaşıma kadar onu bekledim. Hiç kimseye dönüp bakmadım. Ümitsiz bir bekleyişti. Onun bir gün beni bulup evlenme teklif etmesi benim için bir mucizeydi. Böyle bir aşktan sonra evlendim. İsmet benim her şeyimdi. Ama sonra büyü bozuldu. İkinci evliliğimi ise hiç saymıyorum.

* Üçüncü evliliğinizde de David Youness'un peşine takılıp buralardan gittiniz. Sonra boşanmak için 5 yıl beklediniz.

- Bana sahip olmak, beni bu hayattan koparıp götürmek istedi. Belki onu benimseyebilirdim ama müthiş bir baskı kurmuştu üzerimde. Türkiye ile tüm bağlarımı koparmamı istiyordu. Bir süre sonra oksijensiz kalmaya başladım. Sık sık adeta kaçar gibi Türkiye'ye gelmeye başladım. O zaman tabii ki aramızda boşluk büyümeye başladı ve o kocaman açığı kapatamadık. Ve de koptu. Yüzde 100 bana sahip olma isteği vardı.

AŞKTAN KAÇIYORUM
* Yeniden geriye dönme olasılığınız olsa bu beraberlikleri yaşar mıydınız? Neler olurdu hayatınızda? Neler olmazdı?

- Hiçbirini yaşamayı istemezdim. Yaşandı bitti. Tekrar ne İsmet'le ne bir başkasıyla o evlilikleri yaşamayı istemezdim. İşin kötü yanı yeni bir evliliği de düşünemiyorum. Artık dikkatimi erkeklerden başka şeylere yönelttim. Başka meşgaleler bulmaya çalışıyorum. Eskiden Sezen Aksu ile Nükhet'e çok gülerdim. Canları sıkıldıkça ev taşırdı onlar. Şimdi bende başladı bu. Belki psikolojik bir nedeni vardır. Bir sene içinde üçüncü kez evimi değiştiriyorum. Çünkü hayatımı bir şeylerle doldurmam lazım. Bir aşk yaşamaya cesaretim yok. Çok istediğim, özlediğim, hayatta gerekli olduğuna inandığım en güzel duygu aşk. Hayata başka gözlerle bakıyorsun. Ölümden dahi korkmuyorsun. Ama şu anda bunu taşımaya halim yok. Son zamanlarda çok korkuyorum. Tembel ve ürkek oldum, ödüm kopuyor. Belki hoşlanırım diye kimselere bakamıyorum.

* Beyaz'ı boynundan nİçİn öptü?

Çok utandım, ter bastı, anlatamam

Emel SayIn Beyaz'ın programına konuk oldu. O gece aralarında bir öpücük yarışı yaşandı. Emel Sayın, Beyaz'ı boynundan öptü. "Niçin?" diye sordum. "Öpecek yer kalmamıştı da ondan" dedi. Beyaz'ı çok seviyor. Ona aralarında bir aşk olduğuna ilişkin dedikoduların hızla yayıldığını söylüyorum. "Bir ara Emel komedyenleri sever diye bir şey çıkmıştı. Metin Akpınar, Şener Şen... Galiba ben sevdiklerime çok samimi davranıyorum ve farklı yorumlanıyor. Şener Şen'le de adım anıldı. Şimdi de Beyaz ile mesela... Çok günahımı aldılar." Bu yanıttan sonra bir konuda onu sıkıştırıyorum. "Beyaz'ı çok sevdiğinizi söylüyorsunuz. Bir beraberlik olamaz mı?" diyorum. Birdenbire rengi değişiyor. "Bunu bana sormayın. Çok utandım, hiçbir şey söyleyemem. Genç olsaydım belki" diyor.

Şengül BALIKSIRTI


Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır