İSTANBUL'daki hava kirliliğine egzos gazlarının katkısı çok yoğun. Araçlarda LPG kullanımı bu katkıyı azaltıyor. LPG, benzin ve mazotla kıyaslandığı zaman temiz ve çevre dostu bir enerji. Artık sadece taksilerde değil özel araçlarda da LPG'ye dönüş yaygın ve hızlı. Bir çok batılı ülkedeki ulaşım araçlarında LPG, en fazla tercih edilen ve kullanımı özendirilen bir enerji biçimi.,
NE var ki, LPG kullanımı iyi organize edilmediği ve denetlenemediği zaman, çağdaş ve çevreci amaçlarından sapabiliyor. LPG kullanımının pahalı hale getirilmesinin, özellikle İstanbul açısından önemli sakıncalar doğurabileceği gözden uzak tutulmamalı. Özellikle taksilerin yasal ve güvenli LPG istasyonlarından "korsan istasyonlar"a yönelebileceği, uzman çevrelerce belirtiliyor. Deniyor ki:
"BAZI taksilerdeki tanklar resmi izine sahip istasyonlar yerine, korsan istasyonlarda piknik tüplerinden doldurulabilir. Muayene zamanı LPG deposu söktürülüp, araç muayeneye benzinliymiş gibi sokulabilir. Sonra LPG deposu yeniden taktırılıp trafiğe çıkılabilir."
BU bizce, "olmayacak duaya amin" anlamında bir "komplo teorisi" değil. Ruhsatlı benzin istasyonlarından kaçışın İstanbul'da bu gibi çarpıklıkları doğurması, ne yazık ki güçlü bir olasılık. Polisin yol denetimlerinde "kaçak kullanılan LPG depoları"nın saptanmasını, çarpıklığın bu şekilde önlenmesini beklemek, fazla iyimserlik olur.
ÇEVRE dostu LPG'nin kaçak kullanımı, günlük yaşam içerisinde onu bir "halk düşmanı"na dönüştürebilecek. Denetimsiz korsan istasyonlarda, bakımları kurallara uygun şekilde yapılmamış depolara doldurulacak olan LPG, facialara yolaçabilecek. Böyle dolum yapmış araçlar yollarda birer "mobil bomba deposu" gibi dolaşacak. Korsan istasyonların kendileri de "kentin içerisinde gizli cephanelikler" olacak. Bir "araç enerjisi" olarak LPG ile dostça geçinmenin yöntemlerini bulmak ve onu insan hayatına susamış bir canavara dönüştürmemek zorundayız.