Aynı saatlerde Tuzla'da bulunan Aykın Tersanesi'nde de "Fahri Baba 3" isimli tekne indiriliyordu denize. Yapımı henüz tamamlanan teknenin deneme seferi olacaktı bu. Kaptan Cengiz Çavuş, elektrik teknisyeni Suat Saltık ve denizci Murat Eker heyecan ve sevinç içinde buluşturdular tekneyi denizle. Açıldılar yavaş yavaş. Büyükada'ya doğru seyrediyorlardı. Karşıdan gelen yatı farkettiler sonra. Tehlikeli seyrediyordu. Yalpalıyordu. Yanlarından hızla geçip gitti. Sonra daireler çizmeye başladı kendi etrafında. Ve yeniden onların üzerine doğru gelmeye başladı. Bir terslik olduğunu anlamışlardı. Cengiz Kaptan hemen teknesini tornistan yaparak çekti yatın güzergahının üzerinden. Teğet geçmişti yat. Biraz daha dikkatlice bakınca dümendeki adamın yere yığıldığını farkettiler. Yat yoluna devam ediyordu bu arada.
Biri "deniz otobüsü" diye bağırdı. Evet yat, Yalova seferini yapan deniz otobüsüne doğru gidiyordu. Hemen tekneye hız verip geçtiler yatı. Ondan önce deniz otobüsüne ulaşıp tehlike konusunda uyardılar kaptanı. Deniz otobüsü rotasını değiştirerek yoluna devam ederken onlar da yata yanaştılar. Murat yatın arka kısmından atlayıverdi güverteye.
Güvertede biri yaşlı, diğeri genç iki kadın vardı. Kendilerinden geçmişlerdi. Ağızlarından köpükler geldiğini farkedince zehirlendiklerini anladı. Henüz yaşıyorlardı. İki kadını ve yat kaptanını teknelerine alıp "155 İmdat" telefonundan polisi uyardılar hemen. Durumu anlatıp Pendik İskelesi'ne ambulans gönderilmesini istediler. İskeleye yaklaştıklarında heyecanlı bir kalabalığın kendilerini beklediğini gördüler. Polis ve ambülans hazırdı. Kazazedeler hemen hastaneye kaldırıldılar. Üzücü haber çok geçmeden ulaştı denizcilere. Kurtardıkları kadınlardan yaşlı olan Nurgül Soyral yaşamını yitirmişti. Baba-kız ise komadaydı. Güvertedeki masanın üzerinde bulunan kuruyemişler ve hemen yanındaki sinek ilacı zehirlendikleri yolunda ilk ipuçlarını vermişti. Ancak açık havada sıkılan sinek ilacının, ölümle sonuçlanan böyle bir zehirlenmeye neden olması da çok inandırıcı bulunmadı açıkçası.