|
|
Umuda yolculuk
Kaçak göçmenlerin başına neler gelir? .
İşte bir örnek: Üç Ermeni'nin Gürcistan-Türkiye-Bulgaristan üzerinden Yunanistan'a ulaşma çabası. Sonuç mu? Hüsran!
Kaçakların öyküsü Ermenistan ile Bulgaristan arasında geçiyor. Erivan'da dört otobüs firması Gürcistan üzerinden İstanbul'a "tur" düzenliyor. Corbis-Sygma Ajansı muhabiri Max Sivaslian kimliğini gizleyerek bunlardan biriyle 45 dolara anlaşıyor.
15 Mart Çarşamba
Otobüsten 22 yolcu var. Sabahın beşinde yollara düşüyorlar. İlk durak Ermenistan-Gürcistan sınırı... Ermeni gümrüğünden geçmek için yanındaki parayı ve diğer kıymetli eşyayı deklare etmek yetiyor. Gürcistan gümrüğünde ise adam başı 5'er dolar ödeniyor.
16 Mart Perşembe
Geceli gündüzlü bir yolculuktan sonra Türkiye sınırına varılıyor. Burada 25 dolar ödeniyor. Derken otobüsteki muhabbet yoğunlaşıyor. Max, çocukluk arkadaşı ve iş ortağı Karen ile birlikte seyahat edenle Samvel ve Gago takma adlı Gagig ile sohbete başlıyor.
Üçü de ortak özelliklere sahip: Evliler, çocukları var ve yaşları 35 ile 40 arasında. Yurt dışında daha iyi imkanlar bulup, ailelerini de yanlarına almak istiyorlar.
Rusya'daki ekonomik çöküntü üçünü de etkilemiş. 1998'e kadar Rusya'da iş yapan Samvel ve Karen, Çeçen Savaşıyla birlikte ülkelerine dönmek zorunda kalmışlar. "Çünkü Ruslar, Kafkas kökenlilerin Çeçenlerle işbirliği yaptığı gibi bir önyargıya sahipti," diyorlar.
18 Mart Cumartesi
Ayın 17'sinde İstanbul'a varılıyor. Bir otele yerleşip kenti geziyorlar.
İpsala'ya hareket edilecek. Ancak Gago, Yunanistan'daki adamıyla iletişim kuramıyor. Bunun üzerine önce Bulgaristan'a geçmeye karar veriyorlar. Sonra fikir değiştiriyorlar. Yunan sınırıda şanslarını deneyecekler. İpsala'ya giden bir otobüse biniyorlar. Sınıra 6 km. kala iniyorlar. Bir şeyler atıştırıp sınıra otostopla gidiyorlar. Nihayet Gago'nun Yunan tanıdığına ulaşılıyor. Onlara beklemelerini söylüyor; parayı toparlamaya çalışacakmış. Bir otobüs şoförüne kendilerini sınırdan vizesiz geçirip geçirmeyeceğini soruyorlar. Şoför kabul etmiyor. Çaresiz pahalısından bir otele yerleşiyorlar.
19 Mart Pazar
Taksiyle sınıra gidiyorlar. "Georges" arada olacak. Ne var ki Georges sınırı geçip Türk tarafına gelemiyor. Max, karşı tarafa geçiyor ve ondan parayı alıp dönüyor: 500 dolar karşılığı drahmi. Ancak üç kafadar Yunanistan'a geçemiyor. Bunun üzerine Bulgaristan'ı denemeye karar veriyorlar. İpsala'ya taksiyle dönüp, bu kez Bulgar sınırının yolunun tutuyorlar. Bir otel odasında üçü birden kalıyor.
20 Mart Pazartesi
Bulgar Konsolosluğu'dan vize alıp, sınırı geçiyorlar. Şimdi hedef Yunanistan. Aralarında tartışıyorlar. Taksiyle sınıra gidecekler. Taksici onları dağlara götürüp bırakıyor ve sessizce beklemelerini söylüyor. Birazdan bir kaçakçı ile dönüyor. Bu hizmetin karşılığı olarak adam başı 15 dolar alıyor.
Kaçakçıyla kendilerini sınıra götürmesi için 200 dolara anlaşıyorlar. Yunanistan'a geçtikten sonra 35 km. ötedeki kasabaya yürüyerek gidecekler. Kaçakçı onları bir yere götürüp bırakıyor. Başka kaçakçıya teslim ediliyorlar. Sınıra kadar dağlarda rehberlik edecek. Dikenli telleri geçiyorlar. Kaçakçı, "Şu taraftana gideceksiniz" diyerek yanlarından ayrılıyor. Yunanistan'a geçtiklerini sanarak coşkuyla yürüyorlar. Ancak kayboluyorlar. Soğuk hava durmalarını engelliyor, tüm gece yürüyorlar.
21 Mart Salı
Bitkin haldeler. Birden hâlâ Bulgaristan'da olduklarını fark ediyorlar. Üstelik sınıra yakın olduklarını gösteren en küçük bir işaret de yok. Birkaç köylüyle konuşuyorlar. Sınırın 30 km. uzakta olduğu ortaya çıkıyor. Derken Bulgar askerleri beliriyor: Eller yukarı! Yasak bölgede olduklarından göz altına alınıp, en yakın ilçeye götürülüyorlar. 24 saat boyunca küçücük bir hücreye kapatılıyorlar.
22 Mart Çarşamba
Sabah uyandırılıyorlar. Mahkemeye çıkacaklar. Adambaşı 50 dolar ceza var. Ödemezlerse 10 gün hapis yatacaklar. Yapacak bir şey kalmıyor: Trenle Ermenistan'a gönderiliyorlar.
|
Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|