ECA markasının yaratıcısı sanayici Ekrem Elginkan 2 Nisan 1999'da öldüğünde geriye yaklaşık 1 milyar dolarlık (620 trilyon lira) servet bıraktı. Hiç evlenmediği için çocuğu yoktu. Elginkan'ın annesi ve babası da hayatta olmadığından süper mirasın nasıl paylaşılacağı tartışmalara yol açtı. Kanuni mirasçı olduğunu iddia eden akrabalar ile Bay ECA'nın mirasını bıraktığı kişiler sonunda mahkemelik oldular.
Trilyonluk servet sahibi işadamı, ölümünden önce 3 ayrı vasiyetname hazırlayarak tüm mal varlığını 1995 yılında kurduğu "Elginkan Vakfı"na bağışladı. Ayrıca manevi kızı, koruması, temizlikçisi, 2 şoförü ve 3 sekreterine de hatırı sayılır miktarda para bırakarak hayatlarını garanti altına aldı.
Elginkan'ın baba tarafından mirascısı yoktu, ancak dayısı Raşit Özsaruhan ile hayatta olmayan teyzesi Hüsniye Gürol'un kızı Mebrure Nişancıoğlu ve teyzesinin torunları Alihan ve Neslihan Gürol avukatları aracılığı ile Şişli 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'ne başvurarak Elginkan'ın varisi olduklarına karar verilmesini istediler.
Talebi kabul eden mahkeme Elginkan'ın mal varlığının 4/8'inin dayı Raşit Özsaruhan'a, 2/4'ünün Mebrure Nişancıoğlu'na, 2/4'ünün de Gürol'un torunları Alihan ve Neslihan Gürol'a tescil edilmesini kararlaştırdı. Ancak Mebrure Nişancıoğlu'nun da 27 Ocak 2000'de hayatını kaybetmesi üzerine, varisleri eşi Ertuğrul Hakkı ile çocukları Mustafa Kemal ve Murat Mehmet Nişancıoğlu da mirasçılar arasına katıldı.
Mirasçılar, vasiyetnamelerin birtakım kişi, çevre ve vakfın manevi baskı ve telkinleri ile toplumdan soyutlanmış, içine kapanık ve tek başına yaşayan Ekrem Elginkan'a serbest olmayan bir irade ortamında düzenlettirildiğini ileri sürerek vasiyetnamenin iptal edilmesini istedi. Mirasçılar ayrıca, yetkili olmayan noter vekili tarafından düzenlenen ve Elginkan'ın okuduğunu beyan etmediği vasiyetnamelerin geçersiz sayılması gerektiğini iddia ettiler.
Bu arada Elginkan Vakfı avukatları ise "Son arzuya saygı ilkesi"nin önemini vurgulayarak, vasiyetnamenin, kanuna veya genel ahlaka aykırı olmadığını savundular.