kapat

03.07.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Superonline
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
iku
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
SELAHATTİN DUMAN(sduman@sabah.com.tr )


Binmişler bir alamete...

Belçika ahalisinin Hollanda'nın haline aldırdığı yok... Uyuşturucuyu, çıplaklığı, aykırılığı görmezlikten geliyorlar... Hele gen haritasının icat edildiği tevatürü çıktığından ahalinin yaşlıları daha da mutlular...

Türkiye'den taaa Amsterdam denilen şehre gelmiş üç yiğit kişi ki biri ben oluyorum; deržnları ateş-i nar ile pünyan idüğünden (susayıp içlerini ateş bastığından) ilk rastladıkları bara girseler..

"Ab-ı hoş güvar" dedikleri soğuk biraları "nuş ederek" teskin-i ateş-i dilfikâr eylemek, yani hararetlerini soğuk bira ile söndürmek isteseler..

Bilmeden girdikleri barın tezgâhının arkasında huri misali üç kız görseler.. Üstelik bu huri misali kızlar anadan üryan olsa ne yaparlar?

***

Dünden hazırlayıp cevabını bugüne bıraktığımız soru buydu..

Bizler, üç İstanbul yiğidi olarak katiyen panikleyip memleketimizin altın adını bakıra çevirmedik.. Sanki bizim memlekette herkes böyle sivil dolaşırmış gibi çok sakin bir şekilde bara yanaştık..

Kızların en giyinik olanı (O da çırılçıplaktı ama parmağında yüzük taşıyordu.. Aile kızı olduğunu oradan anladım) tezgâha paralel divandaki tünediği yerden bize baktı.. Müşteri olduğumuzu anlayınca dizleri üzerinde yürüyerek bize yanaştı.. Ne içeceğimizi sordu..

Bira, dedik.. Ayağa kalktı.. Çünkü şişeleri ve bardakları tezgâhın tam tepesine gelen yüksekçe bir rafa dizmişler ki kızlar servis verirken arada bir ayaklansın, dizleri tutulmasın..

Azmış bunlar azmış..

Tezgâhın bu tarafında ne kadar müşteri varsa, sanki bulutların arasından ay çıkmış gibi kafayı yukarı kaldırıp, bakmaya başladı.. Ben terbiyeli bir adam olduğumdan başımı kaldırmadım..

Önüme baktım, bu sayede kızın ayak parmaklarının tam olduğunu tesbit ettim..

Biralarımız geldi, başladık girdiğimiz barın hallerini tartışmaya.. Hollanda ahalisinin bu çıplaklık işinde neden azıttığını anlamaya çalışıyoruz..

Üçümüz de sosyal içerikli konuları tartışmaya idmanlıyız..

Birimiz Hollanda'nın kapitalist düzen içindeki yerinden girdi mevzuya, anlatıyor da anlatıyor.. Öbürü gelişmiş toplumların konformist eğilimlerinden söz ediyor..

Ben de bir yandan onların dediklerine kafa sallıyor bir yandan da kızın parmaklarını yeniden sayıyorum.. Sağdan sola say on çıkıyor, soldan sağa say yine on çıkıyor..

"Suda bulgur ezerim, hem ezer hem süzerim.." siyaseti güttüğümden hem arkadaşlarımın tadını kaçırmıyorum hem de parmak hesabımı geliştiriyorum..

***

Barın diğer müşterilerini sorarsanız işi kapmışlar..

Kızları iki de bir ayağa dikmek için içeceklerini tek tek ısmarlıyorlar.. Mesala üç kişiler.. Üçünün de birası bitmiş.. Önce biri istiyor.. Barmaid kız ayağa kalkınca hooop kafalar da yukarı kalkıyor..

Kız birayı verince bu kez ikincisinin aklına birasının bittiği geliyor..

Benim entel arkadaşlarım da kızın seyrine duracaklarına, neden böyle çalıştığını anlamaya çalışıyorlar..

Yalan olmasın.. Tam üç saat o barda oturup meseleyi sosyal açıdan çözmeye çalıştık ama başaramadık.. Kızların halleri bildiğimiz kapitalist düzene uymuyor, globalleşmeye uymuyor, hiçbir şeye uymuyor..

Sabaha kadar orada otursak çırılçıplak hizmet veren bu kızların durumuna uygun sosyal içerikli bir tarif bulamayacağız..

Murtaza'nın teşhisi..
Özetle söylemek gerekirse bunların gidişatı gidişat değil..

Hani hikâyedeki gibi Albasanlı Hasan Ağa'nın oğlu Arnavut Murtaza'nın, Arap illerinden birine yolu düşmüş.. Gezip görmeye de meraklı.. "Hele şöyle bir şehir dışına çıkayım ki etrafı göreyim.." demiş..

Bu niyetle surların ötesine uzanmış.. Gezinirken karşısına bir aslan çıkmış.. Murtaza korkup koşmaya başlamış.. O sırada yanından geçtiği devekuşu da korktuğundan kendisi ile birlikte koşmaya başlamış..

Tam soluğu kesilmek üzereyken bir deve görmüş.. Hem de ne deve? Çift hörgüçlü dedikleri cinsten.. Bizim Murtaza deveyi de ilk kez görmekte ama içinden gelen bir his "Atla hayvanın sırtına" dediğinden üzerine çıkıvermiş..

Ayaklanan deve deli gibi koşmaya başlamış.. Devekuşu da yanında geliyor.. Aslanı sorarsanız çoktan soluğu kesildiğinden kovalamayı bırakmış.. Tehlike geçmiş, lakin bu kez Arnavut Murtaza deveyi zaptedemiyor..

Ürkmüş hayvan deliler gibi koşmakta, her mahlesinde üzerindeki Murtaza'nın içi dışına çıkmakta..

Deveyi durdurup üzerinden inmekten umudu kesen Murtaza son bir gayret ile yanıbaşında koşmakta olan devekuşuna, kendi lehçesi ile seslenmiş:

- "Ey ürgü acaip.. Git Elbasan'a.."

- "Selam söyle Baba Hasan'a.."

- "Ki mahdumu zagiri Murtaza.."

- "İnsanlık halidir, ez kaza.."

- "Binmiştir bir alamete.."

- "Gidiyor kıyamete.."

***

Bana ille de sosyal içerikli bir tarif ver, demezseniz Hollanda'nın halleri için Elbasan'lı Baba Hasan'ın oğlu Murtaza ile aynı fikirde olduğumu söylerim..

Binmişler bir alamete.. Gidiyorlar kıyamete..

İşin tuhafı Belçika yakasının bu hallere aldırdığı yok.. Buranın ahalisinden yaşı geçkin olanlar aksine çok mutlular.. Hele gen haritasının icat edildiği tevatürü çıktığından beri adeta kuyrukları ile oynuyorlar..

Brüksel'de bir eczaneye girdim.. Önümde doksanı çoktan devirmiş bir kadın eczacı ile konuşuyor.. Konuştu, konuştu.. Bitirmek bilmedi.. Konuşmaları da bir kutu asprin üzerine..

Kadın evirip çevirip elindeki aspirin hakkında soru soruyor.. Eczacı da sabırla cevap veriyor.. Arkada müşteri neredeyse kuyruk olmuş, ikisinin de umuru değil..

İçimden "Bre kadın, senin o kutuyu bitirmeye ömrün yetmez.. Ne sorup duruyorsun.." diye geçirip, sipariş için hamle yapmak istedim, eczacı kadın ters ters yüzüme baktı..

İşte vaziyetleri böyle.. Ne sosyal içeriğe uyar, ne başka bir tarife.. Yine de bizden çok gelişmişler.. Benim de akıl erdiremediğim şey bu.. Bu mevzuda naçarım, ufak ufak kaçarım...

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır