|
|
Çeşit çeşit çılgınlık
Biliyor musunuz, bugünlerde sözümona sağlığına pek düşkün aklı evvel insanlarımızın topu birden 'one a day' denen çoklu vitamin ilacına dadandı.
Kim mi bunlar? İçlerinde mikroplara karşı direnç kazanmak isteyen sıhhatle aklını bozmuşlar mı ararsınız; yoksa ellisinde, yirmibeşlik metres tutup da cinsel gücünün cılızlaştığını kendine bile itiraf edemeyen gençlik delileri mi arasınız; var da var. Gerekçeleri de pek hoş. "Efendim filancaya şu meşhur doktor yazmış" ya da "Ben geçenlerde Amerika'daydım, orada pek kullanılıyor canım" derler.
Hele bunların aralarında bir de doktorlar yok mu, tam tüy dikiyorlar. "Efendim ben geçen Cleveland'daydım. Orada nörobiyolojinin babası Möller'le konuştum. Adamın dediği aynen şu: Vitaminler antioksidan etkisiyle bunamayı bile geciktirir. Valla o günden beri hiç sektirmeden alıyorum."
VİTAMİN BİRİKMESİ
Ya işte böyle. Ne kadar "Böyle olmaz, vitamin birikmesi hastalıklar var, karaciğer üzerine zehirli etkileri var, sonra bu vitaminleri hazır vere vere insan organizması yiyip içtiklerimizden vitamin çekmekte tembelleşir" diyecek olsanız da nafile. Kimseyi inandıramazsınız. Ama ben bir yolunu buldum, Almanya"dan akrabasına hediye diye getirdiği vitaminleri avuç avuç yutan köylü bir hemşehrime dedim ki; "Yahu senin bu yuttuğun ilaçları ilaç şirketleri depolamak için habire depo kiralayıp duruyor. Senin vücudunun bir yerde fazladan bir deposu mu var da sen bunları bedava mal bulmuş gibi yutuyorsun?" O saat vazgeçti. Sonra ne paralar ödüyoruz bu 'one a day' türü ilaçlara biliyor muyuz bakalım? İnanır mısınız, şevkim kararmasın diye, tutup hesap yapmıyoruz, biliyor musunuz?
EMAR ÇILGINLIĞI
Para deyince söylemem lazım. Hekimlerimizde de EMAR çılgınlığı var. Bütün sokaklar EMAR merkezleriyle dolu ve bunca EMAR enflasyonuna rağmen bütün şirketlerin de randevuları sabahtan akşama, bazılarınınki de ilave olarak akşamdan sabaha kadar dolu, biliyor musunuz?
Boşuna sordum, tabii ki biliyorsunuz. Çünkü siz de mutlaka bir EMAR çektirmiş ve siz de yine mutlaka bu yaldızı, parası ve tabii ki bahşişi bol şirketten içeri bir adım atmışsınızdır.
Sevgili dostlarım, bu iyi iş değil. Bu makinaların parası dolarla, markla ödeniyor. Her bir çok, ama çok pahalı aletler. Elin adamını zengin edeceğiz diye dipsiz kuyuya mangır atıp durmanın bir alemi yok. Bu yersiz EMAR çekimleri bilin ki, zaten batmış olan sosyal güvenlik sistemleriyle, hasta ailelerini yerin dibine geçirir. Onlar olmayınca doktorlar da olmaz.
'Ee, başka çılgınlık yok mu?' derseniz, var. Herkesin pek allayıp pulladığı internetin de çılgınlığı olduğunu biliyorum. Bilin ki, bu sene internet çılgınlığı yüzünden pekçok aile yıkıldı, pek çok çocuk sınıfta kaldı. Eşler gece yarılarına kadar 'chat' yapıyorlar. Ne çocuklara ilgi var, ne de birbirlerine. Tabii ki sonunda boşanma. Anne babanın internete girdiğini gören çocuklar durur mu? Onlar da babalarından para çalarak internet cafelere dalıp gece yarılarına kadar oyun oynuyorlar. Sonuçta çöken aileler, denetimsiz çocuklar, eski değerleri yitip gitmiş, yeni değerler oluşturmakta beceriksiz toplum.
.EMİN CEYLAN
|
Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|