"Şok" ve "Üçüncü Dalga" gibi yapıtlarıyla dünya çapında ün kazanan gelecek bilimci Alvin Toffler ile eşi Heidi Toffler'ın kaleme aldıkları gözden kaçmış bir kitabı vardır: "Savaş ve Savaş Karşıtı Mücadele". Sabah Kitapları'ndan 1994'te çıkmıştı...
Geçenlerde New York Times gazetesinin Pazar eki yakın gelecekte ne tür teknolojilerle yaşayacağımız incelemişti. "Güvenlik" bölümünde tanıdık bir konu gözüme çarptı: Öldürmeyen silah.
Bu başlığı görünce tabii ki aklıma Tofflerlar'ın o kitabı geldi. Şöyle bir pasaj vardı:
"Lübnan'daki Bekaa Vadisi'nden, Türkiye üzerinden Avrupa'ya dağıtmak için Bulgaristan'a uyuşturucu sokan bir Kürt eroin kaçakçısının evinin basıldığını hayal edin. İhbarı alan Türk ordusunun eğitimli ve silahlı özel güç ekibi, nöbetçileri geçici olarak lazer silahlarıyla körleştirdikten sonra içeri 'sakinleştirici' ilaç sıkıyorlar ve baygın uyuşturucu kaçakçısıyla adamlarını kıskıvrak yakalıyorlar."
Gelecek bilimcilerle "bilim kurgucu" diye dalga geçenler hiç de haklı değiller. Çünkü bilim kurgucular hayal güçlerini edebiyatla kavuşturuyor. Gelecek bilimciler ise bugünün verilerinden yola çıkıyorlar.
Tabii gelecek biliminin nerede bitip, bilim kurgunun nerede başladığını söylemek hiç kolay değil. Bu konuda en ünlü örneklerden biri 'Neuromancer' kitabıyla çığır açan; siberuzay, siberyaşam gibi kavramları bize kazandıran William Gibson'dır hiç kuşkusuz.
Hayalle gerçeğin iç içe geçtiği, "Uzay Yolu" dizisi de sıkı bir örnek oluşturuyor. Örneğin öldürmeyen, geçici süre uyutan ya da paralize eden silah üzerinde 30 yıldır çalışan Eric Herr bu fikri Kaptan Kirk ve arkadaşlarının lazer silahından almış.
"Sanat hayatı taklit eder" diyenlere inat "Hayat sanatı taklit eder," diyenleri haklı çıkartıyor Herr'in çalışmaları. Bu kez hayat, bir çocuk dizisini taklit ediyor.
Şu anda bir seyahat bavulu büyüklüğünde Herr'in lazer silahı. Fiyatı da 100 bin dolar. Ancak 2010 yılına kadar normal bir tabanca boyutuna inmesi bekleniyor. Fiyatı da birkaç yüz dolar civarında olacak. Bu silahla "ateş" edildiğinde çıkan ışın iskeleti taşıyan kasları etkileyerek, hareketi engelliyor. Buna karşılık hiçbir kalıcı zarar vermiyor.
Şu sıralarda Kaliforniya Üniversitesi laboratuvarlarında denenen öldürmeyen silah, piyasaya çıkabilmek için kendisine yatırım yapmaya cesaret edecek risk sermayesini bekliyor. Olur mu?.. Kamyon kadar bilgisayarlarla işe başlayıp, çok daha güçlü lap-toplara geldiğimize göre; neden olmasın?
Yalnız şunu da unutmamak gerek: Belki vatan silahla korunur ama silahların vatanı yoktur.
EMRE AKÖZ