Eskiden bir şarkı vardı: Sound of Silence (Sessizliğin sesi).
Steinback inci adlı romanında romanın kahramanları inci avcısı fakir zenci Kino ve genç ve güzel karısı Juana için, onlar yan yana oturmuş cânım okyanus sularını seyrederlerken şöyle yazar: "Eskiden konuşurlardı... Ama yalnızca bir alışkanlık olduktan sonra konuşmaya gerek yoktu ki! Kino hoşnutlukla içini çekti, konuşma bu demekti işte."
Orhan Veli de diyor ya;
Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
Bu derde düşmeden önce.
Bir yer var biliyorum;
Her şeyi söylemek mümkün;
Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
Anlatamıyorum.
Konuşkan sessizlik.
Sardunyaların konuşkanlığı.
Sessizliğin sesi.
Yalnızca bir alışkanlık olarak konuşmak.
Hoşnutlukla içini çekerek konuşmak.
Kelimelerin böylesine kifayetsiz olması.
Biliyor, duyuyor ama anlatamıyor olmak.
Konuşmayı gevezelik haline getirenleri gördükçe tüm bunlar geçiyor aklımdan. İnsanların çoğu iletişim kurmanın konuşarak, yani ağızdan sözcükler çıkararak yapıldığını sanıyorlar. Halbuki sadece yukarıda verdiğim örnekler değil son yıllarda popülaritesi yüksek olan Beden Dili denen bilgi dalı da sözcüklerle yapılan iletişimin toplam iletişim içerisinde sadece %0'luk bir paya sahip olduğunu söylüyor. Geri kalanın %0'u ses tonuna ve %0'ı da beden diline aitmiş. Ben daha başka iletişim türlerinin de varlığına inanıyorum. Mesela beynin yaydığı dalgalar sayesinde beyinden beyine iletişim, bakışlar sayesinde göz göze iletişim, insan vücudunun manyetik alanları sayesindeki iletişim, telepati, empati (kendini karşıdakinin yerine koyma), fizyonomi (ki, o da çoktandır bir bilgi dalı) gibi. Bunların bazıları belki Beden Dili içerisinde sayılıyor. Bazıları ise henüz pozitif bilimler tarafından ispatlanamadığı için yeterince önemsenmiyor.
Ama yüzyılların verdiği toplumsal deneyimlerin ortaya koyduğu gerçekler de var: "Gözler yalan söylemez" derler mesela. Yine mesela, "İnsanın ruhu yüzüne yansır" derler.
Bunları bana, şu sıralarda rengarenk açan sardunyalar mı, begonviller mi, erguvan ağaçlarımı yoksa gül ve karanfiller mi söyletiyor bilmiyorum.
Sadece aklınızda bulunsun diyorum. Gördükçe, yaşadıkça ve hissettikçe bu tür iletişimleri farkına varacaksınız. Ve farkına varırsanız eğer yararlanmasını öğrenebilecek ve kulaklarımı çınlatacaksınız
ULAŞ BIÇAKCI