İkinci mektubumu tutuklu ve mahkum yakınlarına yazıyorum.Sevgili anneler, babalar, yıllardır yürekleri içerdeki evlatlarıyla, eşleriyle ya da kardeşleriyle birlikte atanlar...
F Tipi Cezaevi konusu gündeme geldiğinden bu yana zaten uykusuz geçen gecelerinizin iyice karabasana dönüştüğünü biliyorum. Posta kutuma ulaşan çığlıklarınızı, yardım feryatlarınızı okuyorum. Ama görüyorum ki, büyük bir yanlış yapıyorsunuz. Açıklamalarınız, bildirileriniz, basın duyurularınız ölüm kokuyor. Sürekli olarak "ölmeye yatmaktan", "çocuklarınızla birlikte ölünceye kadar direnmekten" sözediyorsunuz.
Oysa siz ölmekten değil, yaşamdan sözetmelisiniz. İçerde yatan yakınlarınızın içine girdikleri ölüm psikolojisine ortak olmak yerine, onları o psikolojiden çıkarmalı, onlara yaşamın elini uzatmalı, o ele tutunmalarına çalışmalısınız.
"Ölümüne direnmek" yerine; yaşama asılmak, daha iyi bir yaşam için mücadele etmek... Onların içinde bulundukları grup psikolojisi içinde bunu hissetmeleri zordur. Uzun süredir toplumdan yalıtılmış olarak birbirleriyle burun buruna yaşayan o gençlerde yoğun bir sübjektivizm gelişmesi doğaldır. Bu sübjektivizm yüzünden, yanlış hesap yaparlar, kamuoyunun nabzını iyi tutmazlar. Kendi güçlerini, onları destekleyenlerin güçlerini abartırlar.
Siz bu sübjektivizmi daha da beslemeyin. Yangına körükle gitmek yerine, ayaklarını yere basmalarını sağlamaya çalışın. Onları kırdırtmayın. F Tipi'ne nakillere karşı bir direnişe başlamadan önce bir noktayı gözden kaçırmayın: Şu anda içerde yatanların önemli bir kısmı aslında için için, koğuşta maruz kaldıkları örgüt baskısından kurtulmak istiyor, ama bunu asla yüksek sesle dile getiremiyor. Sizin yakınınızın da onlar arasında olduğu, ama bunu size bile söyleyemeyecek kadar ağır baskı altında bulunması ihtimalini hesaba katın.
Evet, belki de oğlunuz ya da kızınız, hapislik hayatını çifte zindana çeviren bazı kişilerin F tipine nakledilmesini ve üzerindeki o ağır baskının kalkmasını yüreği titreyerek bekliyor. Ya da belki de kendisinin F tipine nakli için dua ediyor. Orada, bir-iki kişiyle hatta tek başına kalsa bile, kendi seçtiği şeyleri okumak, kendi seçtiği avukatı tutmak, savunmasını kendi doğru bildiği gibi yapmak istiyor. Yani hapishane içinde "özgür" olmak istiyor. Ama bunu size bile söylemiyor. Hapishane içinde "özgürlük"... Evet, kulağa saçma gelebilir. Ama inanın ki gerçeğin bir yönü de budur.
Sevgili dostlarım; Çaresizlik ve korku içinde olduğunuzu biliyorum. Size pasifizm önermiyorum. İnanın ki, hapishanede daha iyi bir yaşam için yapılacak şeyler var. Ölüme sarılacağınıza, sonuç alıcı mücadeleye sarılın. "Cezaevleri bugünkü gibi, kurtarılmış bölgeler olarak kalsın ve yakınlarımız bu kurtarılmış bölgelerde, kendi yasalarını, kendi kurallarını koyarak yaşasın" dediğiniz anda, kamuoyunu yanınızda bulamazsınız. Eğer mücadelenizi haklı bir zemine oturtur ve sonuç alıcı hedeflerde yoğunlaştırırsanız, kamuoyunun da geniş desteğini kazanırsınız. Sonuç alıcı mücadele nedir?
Bugün F tipleriyle ilgili en temel mesele, mahkumların tecridinin önlenmesidir. Bakanlık, F tiplerinde kimsenin tecrit edilmeyeceğini söylüyor. Ama bakıyorsunuz, Terörle Mücadele Yasası'nın 16. Maddesi'nde, "bu yasadan hüküm giyenlerin birbirleriyle irtibatının engellenmesi" hükmü var. Bir başka deyişle, hükümlülerin tecridinin yasal dayanağı mevcut. Adalet Bakanı'na bu noktayı sorduğumuzda, o maddenin şimdiye kadar işletilmediğini, bundan sonra da işletilmeyeceğini ve Terörle Mücadele Yasası'nda bir değişiklik yaparak tecridin yasal dayanağını kaldırmak istediklerini söylüyor.
İşte bu, somut ve sonuç alınabilecek bir mücadele hedefidir. Sizler, "F Tipine Hayır" gibi gerçekleşmesi mümkün olmayan bir hedefle yola çıkacağınıza, bu yasa değişikliğinin bir an önce yapılması talebini öne çıkarabilirsiniz. Kurulacağı söylenen tarafsız Cezaevleri Denetleme Kurulları'nın bir an önce kurulmasını talep edebilirsiniz. Hazırlanacağı söylenen Cezaevi İç Yönetmeliği'nin, keyfiliğe yol açacak belirsiz hükümler içermeyen objektif kurallar getirmesi, çağdaş bir anlayışı yansıtması için baskı yapabilirsiniz. Yapmamanız gereken tek şey, yangına körükle gitmek; acı sonuçlara yolaçabilecek bir maceraya atılmalarını teşvik etmektir. Onların iyiliğini istediğinizi biliyorum. Sadece, o "iyi"nin ne olduğunu bir kez daha düşünmenizi istiyorum. Saygı ve sevgilerimle.