kapat

04.06.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Superonline
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
İLKER SARIER(isarier@sabah.com.tr )


Okullardaki güvenlik

İller Bankası Genel Müdürü, Ankara'da lise basıp, bir öğrenciyi dövüyor.

Adamın ismi cismi hiç önemli değil...

Önemli olsa, böyle bir rezalete girişmezdi.

Kazık kadar adamın, küçük bir çocuğu dövmesi önce ayıptır.

Delikanlılığa, babalığa ve efendiliğe sığmaz...

Bu şahsı ciddiye alıp da, kendisine eleştiri yönelteceğimi düşünmeyin sakın...

Ne hali varsa görsün...

Benim eleştirim, böyle bir rezalete gözyuman okul idarecilerine...

Onlar nasıl müdür ve müdür yardımcısıdır ki...

Kendi gözetimlerine emanet edilmiş bir çocuğu, bir adamın önüne atabilmişlerdir?

Gerçek bir idareci, değil bilmemne genel müdürü, Sultan Süleyman olsa, kendisine emanet edilmiş öğrencisini dayağa teslim etmez.

Karşı koyar, gerekirse kendisi kavga eder ama öğrenciye bir fiske bile dokundurmazdı.

Okullar, sadece evlâtların öğrenim gördükleri yer değil, güvenliklerinin emanet edildiği yuvalardır.

Bir insan, o yuvanın sahibi olamadıkça, müdür de olamaz.

Çocuklarımızın okuldaki güvenliği, akıl sağlığı ve izzet-i nefsi, onlara verilecek öğrenimden her zaman daha önemlidir.

Öyle olmasaydı, nasıl çocuklarımızı huzur-u kalp ile okullara gönderebilirdik?

Hortum
Dayakçı komiser Hortum Süleyman, savcıya ifade verecekmiş... İster misiniz savcıya da girişsin hortumla...

Oğullar
Büyük adamların arkasında "anneleri" varmış... Kocalarını adam edemeyen kadınlar, oğullarını adam ediyor...

28 Şubat
Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu, "28 Şubat süreci bitmedi" demiş... Ben ömrümde bu kadar uzun Şubat görmedim...

Ayıp oldu
Dünkü Yeni Binyıl meseleye dokunmuş ama bu, benim düşüncemi okurlarla paylaşmama engel değil..

Geçende Reha Muhtar'ın programına, Mehmet Ali Erbil, Beyaz, Yılmaz Erdoğan ve Okan Bayülgen katıldılar.

Karşılıklı geyik yapılırken, söz Demet Şener ile "birliktelik"lere geldi.

Yılmaz Erdoğan, "Benim onunla ilişkim olmadı" deyince, ötekiler de koro halinde "Bizim de ilişkimiz olmadı" dediler.

Espri yaptılar...

Böyle espri olmaz!..

Birlikte olmuştum, olmamıştım diyerek genç bir kadın espriye "meze" yapılmaz...

Mahalle kahvesinde oturan sıradan bir delikanlı bile böyle bir hataya düşmezdi.

Nasıl verildi?

Dünkü yazıma çok sayıda okuyucudan teşekkür mesajı geldi.

Mesut Yılmaz'ın Yüce Divan'a sevkine, "iş ve ekmek" açısından baktığım için... Lütfen, SEKA arazisinin veriliş koşullarına bir bakın...

55 milyon dolarlık yatırım yapılacak.... 2 bin kişilik istihdam yaratılacak...

Yani kurulacak fabrikada 2 bin kişi çalışacak...

Yılda 1 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirilecek...

Yani Türkiye, dünyaya otomobil satacak... Ayrıca bölge üniversitelerine "ek bilim tesisleri" yapılacak...

Şimdi soruyorum...

Mesut Yılmaz, bu araziyi sahiden "bedelsiz" mi vermiş oluyor...

Yoksa bu alışverişte Türkiye'ye en azından 2 bin kişilik istihdam imkanı yaratmakla, çok mükemmel bir alışveriş mi yapılmış oluyor?

Kadınlar askere
Birkaç ay önce, kadınlar da askere alınsın diye yazmıştım.

Demografik açıdan Türkiye'nin henüz böyle bir ihtiyacı bulunmadığını biliyordum...

Sokaklar, aslan gibi delikanlılarla doluyken, kadınları rahatsız etmenin alemi yoktu.

Kaldı ki, kitlesel askere alma yerine, "profesyonel ordu" perspektifi daha akılcıydı.

Benim görüşüm, daha çok "kadın-erkek" eşitliğinden yola çıkıyordu.

Şimdi bakıyoruz ki, Milli Savunma Komisyonu, belirli şartlar altında kadınların da askere alınması yönünde bir yasa taslağı hazarlıyor.

Bence bu devrim niteliğinde bir karar.

Çünkü, erkek gibi askere giden kadının, toplumda daha fazla "hak ve söz sahibi" olmasına yol açacaktır.

Askerlik bir "ödev" ise de, erkekler için çoğu zaman böbürlenme fırsatına dönüşüyor.

Ama kadın da askere gittiğinde, bu böbürlenme fırsatı erkeklerin elinden alınacak...

Kadınla erkeğin toplumsal eşittiği açısında bu görüş bana sıcak geliyor.

Üstelik, Atatürk'ün kadına tanıdığı hak ve imtiyazlarla paralel düşüyor.

Öyle değil mi?..

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır