


Ekrem Akurgal
Ekrem Akurgal hocayı ilk kez kendisine en yakışan mekanda, bir kazı alanında görmüştüm. Çevresinde öğrencileri vardı. Genç ve özverili insanlar, toz toprak içinde çalışıyor ve büyük bir titizlikle tarihin gizlerini çözmeye çalışıyordu.
Ekrem Bey'in, bu tozlu kazı ortamına, iyi taranmış saçları ve düzgün giyimiyle bir balo salonu zarafeti kattığını düşünmüştüm o gün. Daha sonra Indiana Jones kılıkları olarak bilinecek bej arazi giyimi onun üzerinde bir smokin gibi duruyordu.
***
Aradan yıllar geçip onu daha iyi tanıyınca bu zarafetin sadece dış görünüme ait bir özellik olmadığını, kişiliğinin de geçmişin aristokrat dünyalarını yansıtan bir kristal kadar parlak olduğunu gördüm.
Türkiye-Yunanistan Dostluk Derneği dolayısıyla sık sık görüşüyorduk. Derneğimizin başkanlığını yapıyordu.
Uluslararası toplantılarda dernek üyelerini gösterir ve "Bu arkadaşlarım solcu ama ben sağcıyım." derdi.
Hep bir ağızdan "Estağfurullah hocam!" der ve bu espriye karşılıklı olarak, uzun süre gülerdik.
Bu şakalaşma aramızda değişmeyen bir ritüel olarak tekrarlanır dururdu.
Sağ sol kamplaşmanın sertleştiği günlerde, önce insan olmanın keyfini sürerdik.
***
Hocamızın antik eserleri ararken ortaya çıkan estetik merakı sadece tarihle sınırlı değildi. Günümüzün güzelliklerine de eğilim duyuyordu.
Selanik'te Yunanlı dostlarla birlikte olduğumuz bir akşam yemeğini hatırlıyorum. Masaya genç bir gazeteci kız gelmiş ve röportaj yapmak istemişti. Hocamız, bayanlara saygı gösteren dünyanın temsilcisi olarak hemen ayağa kalkmış kızı buyur etmişti.
O sırada Yunanlı dostlarımızın aktardığı bilgilerle kendisine takıldık.
"Hocam" dedik. "Bu kız Komünist Partisi'nin gazetesinden geliyor."
Hoca bir an durakladı, şaşırdı. Sonra "Olsun!" dedi "Güzel ya. O yeter!"
Başkanımız sayesinde güler yüzlü, hırçınlıktan uzak bir dernekte çalışıyorduk.
Ve onun dingin kişiliği, Türk-Yunan görüşmelerine bir kadife yumuşaklığı kazandırıyordu.
***
Akurgal hoca yazdığı kitaplar ve yetiştirdiği öğrencilerin yanısıra, yaşamıyla, dostluğuyla, kibarlığıyla, giderek yitirdiğimiz değerlerin bir yansıması gibi.
Yüreğinde düşmanlık kirpilerinin oklar fırlatmadığı, insanları kırıp dökmemeye özen gösteren, her işin oluruna ve kolayına bakan, temel insan nezaketini kavramış bir bilim adamı.
Anadolu yarımadası üzerine araştırmalar yapmış, bu toprakların kültürünü özümsemiş bir hoca.
Kısacası yüzümüzü ak edenlerden biri.