


Şahsiyet ve meziyet...
Kırkbeş yıl önce Mülkiye'de en ilginç dersimiz metodoloji idi; Profesör Arif Payaslıoğlu okuturdu. Bazen bol edatlı uzun cümlelerle kavramların derinliğini tahlil eder; bazen üç beş sözcükten oluşan tespitlerle konuyu omurgasından yakalardı.
Hele bir hüküm cümlesi vardı ki bayılırdım: "Şahsiyetiniz, hayat felsefenize göre teşekkül eder..."
67 ilden seçilmiş gençlerdik. O zamanlar "kişilik", "yaşam" ve "oluşmak" sözcükleri yoktu. Bugün bu güzel hüküm cümlesine, "Kişiliğiniz, yaşam felsefenize göre oluşur" diyoruz...
Yaşam felsefesinin, "şahsiyet" kadar insanın "meziyetini" etkilediğini de Mülkiye'de öğrendim. Rahmetli Seha Meray, Devletler Hukuku anlattığı her dersin içine mutlaka yaşamın felsefi ve ahlaki değerini yerleştirirdi.
Benim kuşağımın insanları meziyet sözcüğünü, başarılı ve üstün kavramlarından çok daha doyurucu mana zenginliğiyle kullanırdı.
Şahsiyet ve meziyetin tohumları yaşam felsefemizin derinliklerinde filizlenir, sonra bize imbikten süzülmüş bir damıtık yaşam lezzeti tattırırdı.
Profesör Yavuz Abadan "Cumhuriyet eğitimi, şahsiyet ve meziyet terkibidir" derdi.
***
Geçtiğimiz hafta bir emekli cumhuriyet öğretmeninin eğitim sorunlarımız ve toplumsal davranışlarımız hakkında yazdığı "denemeler"ini okudum. Cumhuriyet öğretmenlerinin "inkılaplar" dediğimiz "devrimci ruh" ile nasıl kendilerini terbiye ettiklerini gördüm.
Emekli edebiyat öğretmeni Nazik Erik sekseniki yaşında, Isparta'da yaşıyor. El yazması nadide eserlerden, günümüz yazarlarının eserlerine uzanan yirmibini aşkın kitabını Isparta Demirel Üniversitesi'ne bağışlama hazırlığında. Açıkçası her yönüyle kutlanacak, örnek alınacak bir cumhuriyet öğretmeni...
Cumhuriyet öğretmeni Nazik Erik, Atatürk Inkılaplarının savunucusu olarak yetiştirilmiş ve öğrencilerini bu anlayış içinde yetiştirmiş. Hayata bakışındaki devrimci ruh, cumhuriyetimizin gerçeğine ve değerlerine yeni ve çağdaş içerikler kazandırmış.
Okurken siyasetçilerin ibret alacağı olgun tespitleri gördüm.
***
Evet Atatürk ilke ve devrimleri ile yoğrulmuş Cumhuriyet öğretmeni, çağdaş eğitim için felsefe ile başlatılan yeni bir program istiyor.
İkinci Meşrutiyet'le birlikte liselerde felsefe dersleri okutulmaya başlandı. O zaman dersin adı "Filozofi" idi. Bu girişim, Tanzimat'la başlatılan ve çağdaş düşünceye meyleden reformculuğumuzun en ciddi dönüm noktasıydı. Bin yıllık kültür ve medeniyet birikimine sahiptik. O güçle cumhuriyetin devrimlerine sarılıyorduk.
Bu iştahın gerisinde medreselerimizde okuttuğumuz Şark-İslam kültürü ve medeniyet tarihi vardı. Cumhuriyetimiz o birikimi inkar etmedi, aksine sahip çıkan kadirşinaslığı gösterdi.
Cumhuriyetin en başarılı eğitim kurumlarının başında gelen "Yüksek Muallim Mektepleri"nin ders programlarını incelemiştim. Kapsam zenginliği, bugün üniversite profesörlerinin dudaklarını uçuklatacak kadar derin ve zengin idi. Cumhuriyet öğretmenleri böyle bir programla yetişmiş, ve cumhuriyet çocuklarını eğitmişti.
Emekli edebiyat öğretmeni Nazik Erik'in eğitim sorunlarımız üzerine görüşlerini okuduğum zaman nereden nereye geldiğimizi görüp başımı öne eğdim.
Cumhuriyetin eğitim programı, felsefenin imandan geldiğini unutmamıştı.
Bugün Türk çocuklarına on Türk filozofunun adını sorun; bakalım kaç kişi kaç isim sayabilecek...
Sahi liselerde felsefe ve mantık dersleri okutuyor muyuz?
Şöyle dönüp bir siyasetimize bakın; şahsiyet ve meziyet görebiliyor musunuz?