kapat

04.06.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Superonline
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
RAUF TAMER(rtamer@sabah.com.tr )


En kolay yol

Şimdi anlıyorsunuz değil mi aklan da gel lâfının ne kötü bir lâf olduğunu.

Birbirimize istediğimiz lekeyi süreceğiz, belgeye bilgiye değil sadece duyum'a yâni dedikodu'ya dayanıp o'nun bunun haysiyetiyle oynayacağız. Sonra da diyeceğiz ki:

- Ne yapayım kardeşim, git aklan da gel.

Böyle siyaset olur mu?

Şimdiye kadar birkaç Bakan Yüce Divan'da sahiden aklandı geldi ama, ailece çektikleri üzüntüyü hangi hukuk fermanı telâfi edebilir?

- Aklan da gel.

Ne kolay şey.

*

Bazı arkadaşlar 1983'ten 1991'e kadar tam 8 yıl ANAP'a hırsız diye bağırdılar... Ellerinde Koskotas'tan beter dosyalar olduğunu söylediler.

Hiçbirini ortaya koyamadıkları gibi, bazıları gittiler ANAP'a girdiler.

ANAP, bu acıyı çekmiş bir parti olarak olgun ve vakur davranmalıydı.

Ama o da aynı çarkın içine girdi, o da siyasi hasımlarına -mesnetsiz ve belgesiz- leke sürmeye başladı. 5-6 yıl da öyle geçti...

Ondan sonra da zaten herkes birden çıldırdı. Karşılıklı dosyalar havada uçuştu:

- Aklan da gel.

İşte vardığımız nokta budur.

İyi mi oldu?

Gerçi Mesut Yılmaz Yüce Divan'a falan gitmeyecek ama en azından rencide edildi.

Onu sevmiyorsanız bile sakın oh oldu demeyin.

Bugün o'na, yarın sana.

Çünkü sistem yanlış.

Yol, bu yol değil.

*

Ama bu sistemde ısrar ediyoruz. Yargıyı öne çıkaracağımıza, halâ siyasi reflekslerimize başvuruyoruz...

Böyle gitmez.

Çünkü oylamalarda vicdani karar versek bile, buna kimse inanmaz.

Söyler misiniz... Komisyon kararları eğer hep siyasi ise, o komisyonlara ne ihtiyaç var?.. Kaldırın.

Meclis Genel Kurulu'ndaki aklamalar, karalamalar hep siyasi ise, o zaman gensorulara ve oylamalara ne gerek var? Hiç zahmet etmeyin.

Görüyor musunuz, kendi kurumlarımızı kendi elimizle nasıl ufalıyoruz.

Komisyonlar, orada işte... Yaşıyor... Ama ağzıyla kuş tutsa, kimse aldırmıyor...

Meclis orada işte... Yaşıyor... Ama en ciddi oylamayı bile yapsa "parmak hesabı"yla değerlendiriliyor.

Hep duyuyoruz:

- Bu karar siyasi'dir.

- Bu gensoru siyasi'dir.

- Bu oylama siyasi'dir.

Anladık, siyasi'dir.

Ama getirin o zaman "siyasi olmayan" yöntemi.

*

Getirin o yöntemi...

Çünkü çok faydası olacak:

1- Kimse kimseye şerefsizce leke süremeyecek.

2- Meclisin vaktini saçma sapan şeylerle kimse işgal edemeyecek.

3- Siyasi nezaketi kimse çiğneyemeyecek.

Ve tabii... Ve en önemlisi...

4- Herkes de kendine çekidüzen verecek... Yâni, parmak hesabı değil de yargı yolu öne çıkarsa, icraat sahipleri, artık fütursuz ve pervasız davranamayacak... Kimse bu kadar gözü kara olamayacak.. Çünkü iş ciddiye binecek...

......

Sözün kısası: Aklan da gel mantığı, karalamanın vitaminidir.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır