kapat

04.06.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Superonline
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
HINCAL ULUÇ(uluch@sabah.com.tr )


Siz çok önemlisiniz!..

New York'ta yaşayan bir öğretmen, lise son sınıftaki öğrencilerini diğer insanlardan farklı olan özelliklerini vurgulayarak onurlandırmaya karar vermişti. Her öğrencisini teker teker tahtaya kaldırdı. Onlara sınıf ve kendisi için niçin ve ne kadar farklı olduklarını anlattı. Sonra her birine üzerinde altın harflerle "Siz çok önemlisiniz" yazılı birer mavi kurdele taktı.

Daha sonra her öğrencisine üçer tane daha kurdele dağıtıp, onlardan bu uygulamayı kendi yaşamlarında devam ettirmelerini istedi. Her öğrenci kendi seçtiği birine kurdela takacak ve artan kurdelaları da ona verip "Sen de birini seç, kurdela tak, kalan kurdelayı da ona ver, o da birini seçsin" diyecekti.

Öğrenciler daha sonra sonuçları takip edecek, kimin kimi onurlandırdığı konusunda hafta boyunca sınıfa bilgi vereceklerdi.

Çocuklardan biri, gelecekteki kariyer çalışmaları için kendisine çok yardımcı olan bir şirketin üst düzey görevlisinin yakasına iğneledi, mavi kurdeleyi.. Kalan iki kurdeleyi de ona verip "Sınıfça bir projemiz var. Sizden onurlandırmanız için birini bulmanızı istiyoruz. Onurlandırdığınıza ikinci kurdeleyi verin. O da bu projenin devam etmesi için başkasını bulsun. Daha sonra lütfen bana ne olduğu konusunda bilgi verin."

O gün üst düzey yönetici, şirkette suratsız biri olarak bilinen patronunun yanına gitmeye karar verdi. Adam belki suratsızdı ama, müthiş yaratıcı zekası ve teşebbüs cesareti ile şirketi öyle hızla geliştiriyordu ki.. Patronun odasına girdi ve "Siz yaratıcı bir dehasınız" dedi.

Mavi kurdelayı anlattı ve yakasına takmasına izin verip veremeyeceğini sordu.

Şaşıran patron, "Tabii ki" dedi. Üst düzey yönetici mavi kurdeleyi patronunun tam kalbinin üstüne ceketine iliştirdi. Ekstra kurdeleyi verirken, "Bana bir iyilik yapar mısınız? Siz de bu kurdeleyi onurlandırmak istediğiniz birine verir misiniz? Bunu bana veren çocuk okulda bir proje yaptıklarını söyledi. Bu törenin devam etmesi gerekiyormuş. Böylece insanları nasıl etkilediğini belirleyeceklermiş.."

O gece patron evine geldiğinde on dört yaşındaki oğlunu yanına oturttu.

"Bugün bana inanılmaz bir şey oldu. Ofisteydim. Üst düzey yöneticilerden biri içeri geldi, bana hayran olduğunu söyledi ve yaratıcı bir deha olduğum için bu kurdeleyi yakama iliştirdi. Bir hayal etmeye çalış. Benim yaratıcı bir deha olduğumu düşünüyor adam. 'Siz çok önemlisiniz' yazılı bu kurdeleyi tam göğsümüm üstüne taktı. Bana da bir ekstra kurdele verdi ve onurlandıracak başka birini bulmamı istedi. Arabayla eve gelirken, bu mavi kurdeleyle kimi onurlandırabileceğimi düşündüm ve aklıma sen geldin. Ben bu kurdeleyi sana takmak istiyorum. Günlerim aşırı yorucu geçiyor. Eve gelince sana pek ilgi gösteremiyorum. Bazen derslerden aldığın notları beğenmeyince veya odanı toparlamayınca sana bağırıp çağırıyorum. Oysa bu gece bir şekilde buraya oturup sana benim için ne kadar farklı olduğunu söylemek istedim. Annen gibi sen de benim hayatımdaki en önemli insansın. Sen mükemmel bir çocuksun. Seni seviyorum!"

Şaşkına dönen çocuk ağlamaya başladı. Bütün vücudu titriyordu. Başını kaldırdı, gözleri yaş içinde babasına baktı ve "Bu gece intihar etmeyi düşünüyordum, baba!.. Senin beni sevmediğine, ne yapsam kendimi sevdiremeyeceğime inanıyordum. Ama artık herşey farklı" dedi.

***

Tahmin ettiniz tabii.. Tavuk Suyuna Çorba'dan seçildi, sizin için.. Anne ve babalar çocuklarını etraflarına toplayıp yüksek sesle okusunlar diye..

Belki yıllardır söyleyemedikleri şeyleri, çocuklarına anlatmalarına vesile olur.

SEVDİĞİM LAFLAR
Seni diğerlerinden farksız yapmaya

bütün gücüyle gece gündüz çalışan

bir dünyada, kendin olarak kalabilmek, dünyanın en

zor savaşını vermek

demektir.

E.E. Cummings

Eğer..

..dünya ülkelerinden birini şahsi malınız olarak size verselerdi, hangisini seçerdiniz?..

..dünyadaki odalardan birine gizli kamera koymanız mümkün olsaydı, hangi odayı seçerdiniz?..

..iki kol ve iki bacağınızdan birini kaybetme durumunda

olsanız (Allah göstermesin) hangisini seçerdiniz?..

Hakan&Utku'dan Pazar Keyfi!..

Köşkten İlk Notlar
Çiçeği burnunda (ucuz olsun diye kasımpatı) taze Cumhurbaşkanımız Çankaya'da neler yapıyor, Cumhurbaşkanlığı'na adapte oldu mu? Merak edilen tüm sorulara yanıt bulmak için Ahmet Necdet Sezer'in (ANS) köşkteki ilk günlerini bi kenardan sizin için izledik.

Çankaya'ya belediye otobüsüyle gitmek isteyen ANS Aşağı Ayrancı'dan otobüse bindi. ANS'e kimse yer vermeyince belediye, şimdi otobüslerde bazı koltukların yanında duran "harp malüllerine ve yaşlılara aittir" yazılı tabelalara "Cumhurbaşkanları'na" ibaresini de koymaya hazırlanıyor.

Cumhurbaşkanları kırmızı ışıkta durmaz kuralını yıkmak için makam arabasıyla şehir trafiğine çıktı ve durmadık kırmızı ışık bırakmadı. Gece yarısı köşke dönerken cumhurbaşkanımızın dudaklarında şu şarkının nağmeleri vardı: "Bu akşam bütün kırmızı ışıklarında durdum Ankara'nın."

Hızını alamayan ANS ertesi gün de şehir trafiğine makam arabasıyla girdi. Yaya geçidinden geçen yaşlı bir kadına yardım etti. Caddeye fırlayan bir topu sahibine verdi. Trafik polislerine de yardım etmeye kalkınca korumalar duruma müdahale etti.

Hala cumhurbaşkanı olduğuna inanmadığından kendisini özel olarak çimdiklemesi için bir tim kuruldu. ANS 5 kişilik timin daha sonra 2 kişiye indirilmesini istedi.

ANS bir kamuoyu yoklaması yaptırarak halkın kendisini ne kadar tanıdığını araştırttı. Yapılan araştırmada halkın yüzde 43'ünün Ahmet Necdet Sezer'i Mazhar Fuat Özkan'a rakip yeni bir pop grubu sandığı ortaya çıktı.

ANS köşkü tanımak için gezerken kayboldu. Paniğe kapılan köşk personeli ANS'i aramaya başladı. Köşkün yaveri yeni cumhurbaşkanını bir köşede acı acı düşünürken buldu. ANS köşkün çok büyük olduğunu söylerek bazı odaların yıkılmasını emretti.

ANS köşkte gereksiz yere bir yığın personel çalıştığını duyunca "Personel Nüfus Sayımı" yapılabilmesi için gelecek pazar günü "Köşkten Çıkma Yasağı" koydu.

Köşkün taze çifti ilk kahvaltılarında bir eksiklik olduğunu hissettiler. Araştırmalardan sonra eksik olanın Yavuz Donat olduğu anlaşıldı ve Donat'a "Köşküne dön" çağrısı yapıldı.

ANS ve eski evlerinin altındaki et lokantasından karışık ızgara tabağı ısmarladılar. Peşine on tane escort takılan kebapçının çırağı ağlayarak "Ahmet Amca kusura bakma bi daha gelmem" dedi.

Sezerler'in eski komşularının kızı da kapıda göz altına alındı. Komşu kızı yaptığı açıklamada "Vallahi soyunmak için değil Ahmet amcalara eğer bu akşam müsaitseniz babamlar size oturmaya gelecekmiş diyecektim" dedi.

First Lady'in altın günü bu sefer köşkte kutlandı. Gün sırasında sunulan kurabiyelerin pastaneden alınmış olması, güne gelen misafir çocuklarının protokol salonuna alınmaması ve toplantı sırasında protokol gereği dedikoduya müsaade edilmemesi gelen konuklarca hoş karşılanmadı.

ANS ilk defa bir MGK toplantısını yönetti. ANS'e sufle veren yetkilinin kameralar tarafından görüntülenmemesi için büyük çaba sarfedildi.

ANS daha fazla dayanamayarak gizlice Güniz Sokağı aradı ve Demirel'e "Kurtar Beni Baba" dedi.

hakanutku@hotmail.com

BİZİM DUVAR
Özdemir Sabancı'nın katili hala Türkiye aleyhine konuşup duruyor.

Ne iğrenç komşumuzdun

sen Fehriye Abla...

Hakan & Utku

Pazar Neşesi
Pazar Neşemiz pek çok kanaldan e-mail olarak geldi bu hafta.. İnternette dolaşan bir fıkra olmalı..

Her neyse.. Serdar Turgut ile Duygu Asena dostlarıma ithaf ediyorum.. Kadıncağız oldukça zor bir doğum yapmış.. Ağlama sesini duyar duymaz da, doktora sormuş:

"Kız mı, erkek mi, doktor?.."

"Hermafrodit" demiş, doktor..

Kadın telaşlanmış..

"Hermafrodit mi?..

O da ne demek?.." "Yani hem kadın, hem de erkek organları var!.."

"Anladım" demiş kadın.. "Yani hem penisi, hem de beyni var!.."

İki bakan!..
Samandıra tesislerinin açılışında biri eski öteki yeni iki bakanla şakalaştık.

Eski Ekonomi Bakanı Güneş Taner'e "Sayın Ecevit, 'Bu ülkede Güneş Taner'den başka puro içen yok' demiş.. Biz ne oluyoruz" dedim.

"Ya sen puro değil, dandik birşey içiyorsun, ya da başbakan seni adam yerine koymuyor, demek oluyor" dedi.

Vallahi içtiğim Cohiba.. Üstüne sigar yok.. Demek ki?..

Maliye Bakanı Sümer Oral "Jiplerin vergilerini sormuştun. Yarın sabah cevap fakslanacak" dedi.. Faks maks yok, bakanım, haberiniz olsun...

Dudaklar!..
Taşınıyoruz ya.. Yıllardır kesip kesip biriktirdiklerimiz Yasemin'i çıldırtıyor.. Oysa biz savaş çocuklarıyız.. Sakla samanı.. Bir minicik kupür düştü yere.. Tozlu, sararmış.. Yasemin'den evvel kaptım.. Zifiri karanlıkta bile öpüşürken sevgililerin dudakları nasıl şaşmadan birbirini buluyormuş biliyor musunuz?. Hayır.. El yordamı değil. Dudak yordamı.. Beyin sinir hücreleri, yarasalardaki yansıtıcılar gibi çalışıyormuş. Sevgililer karanlıkta hareket edince, dudaklar birbirine yaklaşınca bunlar devreye giriyor, uzaklaştığında çıkıyormuş. Bu sayede ışık olmadan da doğru yol bulunuyormuş.. Hadi bu gece hep beraber deneyelim bakalım!..

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır