


Özel okullara bakalım
Özel okullara bakalım ama elimizi vicdanımıza koyarak bakalım...
Bizim meslektaşlar bas bas bağırıyor:
Özel okul zamları çok yüksek, bunlar hükümetin enflasyon politikasına meydan okuyorlar...
Türkiye dingonun ahırı mı?..
Bakan fena köpürdü, falan filan...
Zamlara bakıyorum:
Yüzde 25 ile 45 arasında...
Yani ortalama yüzde 35...
Öyleyse analiz edelim:
1- Evet hükümetin enflasyon hedefi yüzde 25 ve özel okulcuların da bu çabaya destek olmaları beklenir ama...
Acaba reel enflasyon nedir?..
Yüzde 60-65...
O halde özel okul zamları, reel enflasyonun altında kalmaktadır...
Bu itibarla bağırıp çağırmanın bir alemi yok!..
2- Özel okul, özü itibariyle "pahalı" bir seçimdir.
Ona göre yatırımı ve masrafı vardır.
Ücretleri, öğrenciye verdiği ekstra performans ve kalite ile bağıntılıdır.
50-60 bin dolarlık otomobillerin kol gezdiği, milyon dolarlara dairelerin peynir ekmek gibi satıldığı, gece alemlerinde su gibi paranın aktığı İstanbul'da belirli bir çevre, "özel okul eğitimi"nin bedelini ödemek zorundadır.
Özel okulların ücret enflasyonu ile halkın yaşam enflasyonu aynı şey değildir.
Bana göre özel okulcular, "genelde" insaflı ve özenli davranmışlardır.
Büyük bir ihtiyaca cevap veren özel okul yatırımcılığını, "halk düşmanı" ilan etmeden önce elimizi vicdanımıza koymalı...
Ve objektif olmayı becermeliyiz...
Sebze
Fazla sebze, kadınların kalçasını geliştiriyormuş... Allah'ım şu kadındaki sebzelere bakar mısınız?..
Öpüşme
Akbulut, Çankaya ziyaretinde Cumhurbaşkanı Sezer'i öptü... Ve herşey o öpüşmeyle başladı...
Bina
AB'ye üyelik için "50 bin sayfa" kalmış... Benim oğlum bina okur, döner döner yine okur...
İstanbul'u sevmek
Rauf Tamer'in dediği gibi, İstanbul'un fethi kutlamalarını unuttuk. "Angarya"yı "öteki kesime" yıktık.
Fakat bence asıl eleştiri şu olmalı:
Laik kesim, İstanbul'a ne kadar sahip çıkıyor ki, İstanbul'un fethine sahip çıksın?
İstanbul'un değerini ne kadar biliyor ki, Fatih'e şükran duysun?"
Nitekim, Cumhuriyet'te bir gazeteci, "İstanbul'un fethi" ile İstanbul'un İngilizlerce işgalinin "aynı şey" olduğunu söyleyebiliyor.
Çünkü İstanbul'a sahip olmaktan mutluluk duymuyor.
Şimdi kalkıp bu arkadaşa:
"Dünyada, fetihsiz ve işgalsiz bir yerleşim süreci var mı?" diye sormak bile abestir.
Duygumuz ve düşüncemiz şöyle olmalıydı:
İstanbul çok seviyoruz. Onu kıymetini biliyor ve yaşıyoruz.
İstanbul'un bir lezzet ve servet olduğunu biliyoruz, Fatih Sultan Mehmed'e bu sebeple şükran duyuyoruz.
Ve bu servetin farkında olup, ona göre tutum alıyoruz...
Uygar Türkiye'nin bakışı başka nasıl olabilir?..
Döviz
Recep Önal, "Hiç kimse dövizde sürpriz artış beklemesin" demiş... Dövizimiz olsun da, varsın artış olmasın...
Clinton
Clinton, film seyrederken sık sık ağlarmış... Bu adamın bir Türk tarafı var ama nedir diyordum, buymuş...
Başarı
Başarılarımız karşısında IMF ve Dünya Bankası, şoktan şoka giriyor. Biz başardık mı adamı böyle yaparız!..
Terim ve gelişmeler
Sabah'ın son dakika haberi muhteşemdi...
Fatih Terim, Fiorentina ile iki yıllık sözleşme yaptı!
Bu atlatma haber için arkadaşlarımı tebrik ettikten sonra yoruma geçelim:
Terim, Galatasaray'da büyük başarılara imza attı.
Şansını Avrupa'da denemek istemesinden daha doğal bir düşünce olamaz.
Bu yönetimle ve bu mali vaziyetle kulüpte kalsaydı belki kendini "tekrar etmeye" başlayacak ve başarısı gölgelenecekti.
Terim, akıllı bir adam olduğundan bunu da görmüş olabilir...
Ayrıca bazı gelişmelere de dikkatinizi çekmek isterim:
Galatasaray'da beş kuruş para yoktu.
Uçan kuşa borcu vardı ama...
Hakan hariç, oyuncuların neredeyse tamamı ile parayı bastırıp sözleşme imzaladı.
Peki parayı nereden buldu?..
Sadece, reklam sözleşmelerinden beklenen para mı gelmeye başladı?..
Bu yönetimle Galatasaray'da "enteresan gelişmelere" tanık olabiliriz.
Kulüpte yeni bir "nüfuz stratejisi" mi yürütülüyor yoksa?..