kapat

31.05.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Superonline
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
CAN DÜNDAR(cdundar@sabah.com.tr )


"Ata'ya küfür davası" bugün YÖK'te

Hürriyet'in eğitim sayfasının manşeti, halimizi ortaya koyuyordu: "Gizem'in hayatını karartmadılar".

Haberde sözü edilen Gizem, geçen hafta bu köşede söz ettiğim, "küfürlü ant skandalı"nın kahramanı... Malum tören sırasında "ülküm, yükselmek" yerine, "ülküm ananızı...mektir" diye küfür edince herkesi şaşırtmıştı Gizem...

Bu tür durumlarda idarenin "refleks"ini bildiğimden endişe içinde okulun müdüründen "ne gibi bir işlem yapıldığını" öğrenmeye çalışmıştım. Endişem yersizmiş. Müdür Mehmet Keskin, bu "dil sürçmesi"ni özlemini çektiğimiz bir olgunlukla karşılamış, artık okula gitmek istemediğini söyleyen Gizem'i rehber öğretmenler ve sınıf arkadaşlarıyla ziyaret ederek "Seni özledik, aramıza dön" demişti. Gizem böylece okula dönmüş ve cezalandırılmaması da manşet olmuştu.

Sorarım size, başka hangi ülkede "Yaşasın, öğretmenler 11 yaşında bir çocuğun hayatını karartmadılar" diye manşet atılır?

***

Meğer bu konuda herkes ne kadar doluymuş.

"Türküm... doluyum" yazısı üzerine mesaj yağdı. Mesajların çoğu, çocuklarını artık bu hamaset yüklü törenlerden kurtarmak isteyen velilerdendi.

Bingöl'de bir yatılı okulda, ayda 196 milyon lira maaşla görev yapan bir ilkokul öğretmeni şunları yazıyor.

"Benim öğrencilerim günde 3 defa yemek sırasına giriyor. Bu, haftada 15, ayda 60, bir öğretim yılında 480 kere sıraya girmek demektir. Sıraya girip 'Kollarını uzat' komutlarıyla 'Susun' emirlerimizi dinleyen Pavlov'un köpeklerinden farksızlar. İşin garibi 500 kere sıraya girseler de yine kurallara uymuyorlar. Belki de iç isyanlarını bize böyle iletiyorlar".

Londra'dan yazan bir okurum ise, "Türkiye sihirli bir ülkedir" diyor; "Mesela Susurluk kazası bir sihirdi. Kazadan hemen sonra 30 milyon insan, 'Aman tanrım görüyorum' diye bağırmaya ve devleti sorgulamaya başladı. Bu kızcağızın dilini dolaştıran sihir de bize 'Yahu bırakın artık şu hamaseti. Ne komik olduğunuzu görmüyor musunuz' mesajı veriyor".

İlk yazıdaki temennim gerçekleşiyor; Gizem'in ağzından kaçan küfür, bize bütün bir sistemi yeniden sorgulama şansı veriyor.

***

"Küfür konusunda" herkes Gizem kadar şanslı değil tabii...

Gizem'in henüz ilk basamaklarını tırmandığı eğitimin merdiveninin son durağında, bir üniversitede, aylardır akıl almaz bir uygulama yaşanıyor.

Ankara Üniversitesi'nde Faruk Alpkaya'nın başına gelenleri size Ocak ayında yine bu köşede aktarmıştım. 75. yıl için hazırladığımız "Cumhuriyet" belgeselinde danışmanlığımızı yapan ve Mülkiye'de 3 yıl "Atatürk ilkeleri ve İnkılap Tarihi" dersi veren Faruk Hoca hakkında "Atatürk'ün anısına alenen sövmek"ten soruşturma açılmıştı.

Biraz araştırınca işin aslını öğrenmiştik. Alpkaya, internetteki tartışma sitesinde üniversite vakıflarının mevzuat hazretlerini aşmak amacıyla kurduğu şirketleri eleştirmiş, üniversite yöneticilerinin bu şirketlerin yönetiminde yer almaması gerektiğini savunmuştu. "Sana ne kardeşim" diyenleri de manidar bir soruyla yanıtlamıştı:

"Ya Mustafa Kemal de işgal İstanbul'una geldiğinde yaverine 'Kafana tokadan başka bir şey takmayacaksın çocuk' dese ne olurdu?"

Aslında şirket işlerinin kurcalanmasından rahatsız olan bazı yöneticiler, belki de bir öğretim üyesini yolsuzluk iddialarından dolayı cezalandırmanın "yakışıksız" olacağını düşündüklerinden "Atatürk'e sövmek" suçlamasına sarılmışlar ve hakaret içermediğini anlamak için hiç de zahmet gerektirmeyen bu cümleden dolayı Alpkaya hakkında "ihraç talebiyle" soruşturma açtırmışlardı.

***

Doğrusu bu "komikliğin" bir yerde biteceğini düşünüp daha sonra üzerinde durmamıştık. Ama öyle olmadı. Ankara Üniversitesi, soruşturmayı tamamlayıp ihraç dosyasını YÖK'e gönderdi ve YÖK de "son savunma" için Alpkaya'yı bu sabah ifade vermeye çağırdı.

Neyse ki bu arada Mülkiye'den beklenen ses yükseldi ve Sina Akşin, Cem Eroğul, Cevat Geray, Taner Timur, Baskın Oran, Korkut Boratav, Yavuz Sabuncu'nun da aralarında bulunduğu profesörler başta olmak üzere çok sayıda öğretim üyesi yayınladıkları bir bildiriyle, -Alpkaya'nın satırlarını tamamen onaylayarak- "ilerde herkes için utanç vesilesi olacak bu gülünç duruma bir son verilmesini" istediler.

11 yaşındaki Gizem'e yapılmayan muamele, bu sabah YÖK'te bir öğretim üyesine yapılacak ve Alpkaya "Atatürk'e sövmediğini" anlatmaya çalışacak.

Dileyelim o sihir yine işlesin, yarın eğitim sayfaları "YÖK komik iddiayı elinin tersiyle itip attı" manşetiyle çıksın ve bir ilkokuldan sonra bir yüksek okul da, söylediklerinden dolayı insanların hayatının karartılamayacağını, üniversitenin özgür düşüncenin tapınağı olduğunu anlasın.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır